?>

Diyetle incelmeyen bacaklar, lipödem işareti olabilir

MEDİCANA SAĞLIK GRUBU FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON BÖLÜMÜ’NDEN UZM. DR. ŞEYMA BÜYÜKKÖMÜRCÜ

Sağlık - 3 ay önce

Lipödem, özellikle kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman "bölgesel kilo" ya da "selülit" sanılarak gözden kaçan kronik ve ilerleyici bir hastalık. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, erken tanının hastalığın seyrini değiştirdiğini vurguladı. Diyet ve egzersize rağmen özellikle bacaklarda incelme olmamasının önemli bir uyarı işareti olduğunu belirten Büyükkömürcü, doğru planlanmış fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle lipödemin kontrol altına alınabildiğini ve hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabildiğini ifade etti.

Lipödemin, özellikle kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, hastaların yıllarca bu tabloyu "bölgesel kilo" ya da "selülit" olarak değerlendirdiğini söyledi. Lipödemin klasik kilo artışıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Büyükkömürcü, "Lipödem çoğunlukla kadınlarda görülen, özellikle kalça, bacak ve bazen kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize kronik bir hastalıktır. Ancak bu yağlanma klasik kilo artışından tamamen farklıdır. Obezitede yağ dokusu vücudun her yerine dağılırken, lipödemde gövde genellikle daha ince kalır, bacaklar belirgin şekilde kalınlaşır. Bununla birlikte hastalarda dokunmakla ağrı, hassasiyet ve kolay morarma sık görülür. En çarpıcı noktalardan biri ise, diyet ve kilo verme çabalarına rağmen özellikle alt ekstremitedeki hacmin değişmemesidir" dedi. En büyük sorunlardan biri geç tanı

Lipödemin en büyük sorunlarından birinin geç tanı olduğunu belirten Büyükkömürcü, sürecin neden geciktiğini şöyle anlattı:

"Lipödem çoğu zaman ’bölgesel kilo’, ’genetik kalın bacak yapısı’ ya da ’selülit’ olarak değerlendirilir. Bu nedenle hem hastalar hem de sağlık sistemi içinde fark edilmesi gecikir. Toplumda bilinirliğinin düşük olması ve obezite ile sık karıştırılması, tanının çoğu zaman ileri evrelere kadar konulamamasına yol açar."

Hastalığın özellikle kadınları etkilediğini belirten Büyükkömürcü, "Lipödem neredeyse tamamen kadınlarda görülür. Genellikle ergenlik, gebelik ve menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirgin hale gelir. Ayrıca ailesel yatkınlık oldukça belirgindir, aynı ailede benzer bacak yapısına sahip kadınların olması sık karşılaştığımız bir durumdur" diye konuştu. İlk belirtiler çoğu zaman gözden kaçıyor

Hastalığın erken döneminde ortaya çıkan bulguların çoğu zaman önemsenmediğini vurgulayan Büyükkömürcü, şu ifadeleri kullandı:

"Erken dönemde bacaklarda orantısız kalınlaşma, gün içinde artan dolgunluk ve ağırlık hissi, dokunmakla hassasiyet, kolay morarma ve ciltte portakal kabuğu görünümü gibi bulgular ortaya çıkar. Ancak bu dönemde ödem çok belirgin olmayabilir. Bu da hem hastalar hem de hekimler açısından tanıyı zorlaştırır. ’Diyet yapıyorum ama bacaklarım incelmiyor’ ifadesi lipödem hastalarının en sık dile getirdiği şikâyetlerden biridir. Kişi kilo verir, üst vücut incelir, ancak bacaklardaki hacim belirgin şekilde değişmez. Bu durum lipödem açısından önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir." Lipödem ile lenfödem en çok karıştırılan iki hastalık

İki hastalığın sık karıştırıldığını belirten Büyükkömürcü, "Lipödemde yağ dokusu artışı ön plandadır ve ayaklar genellikle etkilenmez. Ağrı ve hassasiyet belirgindir. Lenfödemde ise lenf sıvısının birikimi söz konusudur, ayaklar da şişer ve daha sert, basmakla çukurlaşan bir ödem görülür. İleri evre lipödemde lenfödem de tabloya eklenebilir" ifadelerini kullandı. Büyükkömürcü, lipödemin ilerleyici bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Tedavi edilmediğinde yağ dokusu artışı devam edebilir, hareket kısıtlılığı gelişebilir, ağrı ve hassasiyet artabilir. Cilt altı dokuda nodüler yapılar oluşarak zamanla fibrotik sertleşmeler gelişebilir. Cilt yüzeyinde düzensizlik ve portakal kabuğu görünümü belirginleşebilir. İleri evrede lenfödem tabloya eklenebilir. Bu durum yalnızca estetik bir sorun olmaktan çıkar, hastanın günlük yaşamını ve hareket kapasitesini ciddi şekilde etkileyen kronik bir tabloya dönüşebilir" dedi. Hormonlar, seyrini doğrudan etkiliyor

Lipödemde hormonal etkinin belirleyici olduğunu Büyükkömürcü, şu bilgileri verdi:

"Östrojen, yağ dokusunun vücuttaki dağılımını doğrudan etkiler. Bu hormonun etkisiyle alt ekstremitedeki yağ hücreleri daha kolay büyür, sıvı tutma eğilimi artar ve damar geçirgenliği yükselir. Bu da dokuda hassasiyet ve ödem gelişmesine yol açar.

Öte yandan lipödem tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir. Ancak doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Manuel lenf drenajı ile lenfatik dolaşımı uyarılararak sıvı birikimi azaltılabilir. Kompresyon tedavileri ve bandajlama ile dokuya dışarıdan destek sağlanabilir. Kişiye özel egzersiz programları ile kas pompası aktive edilerek, dolaşım artırılır. Özellikle sertleşmiş ve nodüler dokularda ESWT yani şok dalga tedavisi önemli bir destekleyici seçenek olarak öne çıkmaktadır. Liposuction uygun hastalarda etkili bir seçenek olabilir. Ancak cerrahi, ileri evre hastalarda ve konservatif tedavilere yanıt alınamayan durumlarda, doğru hasta seçimi yapılarak gündeme gelmelidir." Egzersiz, dolaşımı düzenlemek için yapılmalı

Egzersizin rolüne dikkat çeken Büyükkömürcü, "Yüzme ve su içi egzersizler, hidrostatik basınç etkisi sayesinde doğal bir kompresyon sağlar ve ödem kontrolünde oldukça etkilidir. Bunun yanında tempolu yürüyüş, bisiklet ve düşük etkili kuvvet egzersizleri de önerilmektedir. Düzenli egzersiz ile kas pompası aktive olur, dolaşım artar, sıvı birikimi azalır ve ağrı kontrol altına alınabilir. Lipödemde egzersizi ‘yağ yakmak’ değil ‘dolaşımı düzenleyen bir tedavi aracı’ olarak görmek gerekir" diye konuştu. Beslenmenin rolüne değinen Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, şu değerlendirmede bulundu:

"Beslenme doğrudan tedavi edici değildir ancak hastalığın seyrini etkileyen önemli bir faktördür. Akdeniz tipi beslenme ve düşük karbonhidrat temelli yaklaşımlar inflamasyonu azaltıcı etkileri nedeniyle öne çıkar. Bu sayede hassasiyet, ödem ve ağrı gibi şikâyetlerde azalma sağlanabilir."

HABER KAYNAĞI : İHA
Haftanın Öne Çıkanları

Manavgat’ta otomobiller çarpıştı: 1 yaralı

2026-04-01 10:28 - Asayiş

Uzm. Dr. Bekfilavioğlu mide ilacı kullanımına yönelik uyarılarda bulundu

2026-04-01 10:39 - Sağlık

Minikler kort tenisi müsabakaları sona erdi

2026-04-01 10:43 - Spor

Şanlıurfa’da silah kaçakçılığı operasyonunda 2 tutuklama

2026-04-01 10:28 - Asayiş

İzmir’de, ulaşımda yeni tarifeler yürürlüğe girdi

2026-04-01 10:05 - Genel

Bingöl’de uyuşturucuyla mücadele: 1 tutuklama

2026-04-01 10:34 - Asayiş

AOSB Futbol Turnuvası’nda ilk hafta tamamlandı

2026-04-01 10:17 - Spor

OMÜ’de "Ustalara Saygı Anadolu Rock Konseri"

2026-04-03 14:48 - Magazin

32 sanatçı, sokak hayvanları için tek bir şarkıda buluştu

2026-04-04 16:04 - Magazin

Bonnie Tyler ilk kez İstanbul’da

2026-04-01 16:36 - Magazin

İlgili Haberler

Bursa’da ilk: Doruk Nilüfer Hastanesi "TÜSKA Sağlıkta Akreditasyon Belgesi" aldı

14:44 - Sağlık

Uludere’de mobil KETEM aracı hizmete başladı

13:03 - Sağlık

Akdeniz Üniversitesi’nde 3’üncü rahim nakli operasyonu başladı

12:51 - Sağlık

Kahta İlçe Sağlık Müdürü Kocaoğlu’ndan aşırı sıcak uyarısı

13:01 - Sağlık

Uzmanı uyardı: "Aşırı sıcaklar beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor"

11:44 - Sağlık

Günün Manşetleri

Mason Greenwood, Fenerbahçe’de ilk antrenmanına çıktı

15:01 - Spor

Yaşlı çifte ait evden kamyon dolusu çöp çıkartıldı

14:41 - Asayiş

Kavurucu sıcaktan soluğu süs havuzunda aldılar

13:58 - İnsan

Kontrolden çıkan otomobil 5 metrelik yükseklikten uçtu

13:53 - Asayiş

Devrilen motosikletin sürücüsü yaralandı

13:50 - Asayiş