Muğla’nın Hassas Ekosistemleri Maden Baskısı Altında Özcan, ihale kapsamındaki alanların Menteşe, Fethiye, Seydikemer ve Yatağan ilçelerine yayıldığını, sahaların büyük bölümünün Devlet ormanı niteliğinde olduğunu, bazı alanların ise yerleşimlere ve tarım arazilerine kadar uzandığını vurguladı. Özellikle Fethiye ve Seydikemer hattında binlerce hektarlık alanın maden faaliyetlerine açılmasının, kentin ekolojik bütünlüğü açısından ciddi riskler barındırdığı ifade edildi. Önergede dikkat çeken bir diğer başlık ise, maden sahalarının önceki ruhsat alanları üzerinden yapılan düzenlemelerle yeniden ihale edilmesi oldu. Fethiye’de bazı sahalarda ağaçlandırma alanlarının maden sahası sınırlarına dahil edildiğinin ihale açıklamalarında açıkça yer aldığına dikkat çekildi. Seydikemer’deki büyük bir sahanın ise TEİAŞ enerji iletim hatlarına izne tabi mesafede bulunduğu belirtildi.
Parça Parça Maden, Toplamda Büyük Yıkım Riski Özcan, Bakanlığa yönelttiği sorularda; • orman izni alınmadan ihaleye çıkılıp çıkılmadığını, • Maden Kanunu’nun 7’nci maddesi uyarınca ilgili kamu kurumlarından görüş alınıp alınmadığını, • yerel yönetimlerin ve muhtarlıkların sürece dahil edilip edilmediğini, • parça parça genişleyen maden alanlarının kümülatif çevresel etkilerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu. Önergede ayrıca, Muğla’nın Türkiye’nin öncelikli turizm merkezlerinden biri olduğu hatırlatılarak, maden ihalelerinin kentin turizm kimliği ve uzun vadeli ekonomik yapısı üzerindeki etkilerine ilişkin herhangi bir kümülatif etki değerlendirmesi veya stratejik çevresel değerlendirme yapılıp yapılmadığı da gündeme getirildi. CHP’li Özcan, “Bu mesele yalnızca tek tek arazi parçalarıyla ilgili değildir. Muğla’nın doğasıyla, turizmiyle, tarımıyla şekillenmiş bütüncül yapısı söz konusudur. Bir kentin geleceği, parça parça maden sahalarıyla geri dönülmez biçimde değiştirilemez” değerlendirmesinde bulundu.