KTO Başkanı Selçuk Öztürk, geçtiğimiz günlerde açıklanan Sanayi Alanları Master Planı’nın önemine değinerek; "Marmara’da sıkışmış sanayi yapımızın Anadolu’da büyütülmesine yönelik ortaya konulan bu vizyon; ülkemizin sanayi geleceği, bölgesel dengelerin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından son derece kıymetlidir" dedi.
Konya Ticaret Odası’nda (KTO) Ocak ayı Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak katılan Türkiye Hayat Emeklilik İç Anadolu Bölge Müdürü İbrahim Boğa, PTT Bölge Müdürü Mustafa Çalışkan ve Karatay Özel Eğitim Meslek Okulu Müdürü Soner Selçuk Tekeli kurumlarıyla ilgili sunum gerçekleştirirken, toplantıda oda faaliyetleri ve güncel ekonomik konular ele alındı.
Toplantıda konuşan KTO Başkanı Selçuk Öztürk, sözlerine Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Suriye sınır hattında dalgalanan şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen menfur saldırıyı kınayarak başladı. Başkan Öztürk, "Türk Bayrağı’na uzanan her el, doğrudan devletimizin varlığına, birliğine ve bütünlüğüne yönelmiş bir saldırı anlamı taşımaktadır. Bu tür provokatif girişimlerin, milletimizin birlik ve beraberlik şuurunu daha da güçlendireceğine inanıyorum" ifadeleriyle birlik ve beraberlik mesajı verdi. "Ortaya konulan vizyon son derece önemli"
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Sanayi Alanları Master Planı çerçevesinde Samsun-Mersin hattı üzerinde, Konya’nın da aralarında bulunduğu 13 ilde sanayi yatırım alanı ilan edilmesinin Türkiye’nin geleceği adına önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Başkan Öztürk şunları kaydetti:
"Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız Konya’nın da arasında bulunduğu 13 ili kapsayan bir sanayi aksı açıkladı. Master Plan’ın ilk fazında Samsun - Mersin hattında; Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat olmak üzere 13 şehirde toplam 59 bin hektarlık alanda 16 yeni yatırım alanı oluşturuldu. Bu illerde yeni sanayi bölgelerinin kurulması ve mal taşımacılığında öncelikli yatırım alanları olarak belirlendi. Gelinen aşamada, Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’da sıkışmış sanayi yapımızın Anadolu’da büyütülmesine yönelik ortaya konulan bu vizyon; ülkemizin sanayi geleceği, bölgesel dengelerin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından son derece kıymetlidir. Bu vesileyle, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza teşekkür ediyor; alınan kararların ülkemize, Konya’mıza ve iş âlemimize hayırlı olmasını diliyorum." "2026 dengeli büyüme anlayışının güçlendiği bir yıl olacak"
2026 yılının ilk ayının, dünya siyasetinin ve küresel ekonominin belirsizlik ve kırılganlık ortamının daha da derinleştiği bir dönemin başlangıcı olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, yalnızca siyasi dengeleri değil; ekonomik beklentileri, ticaret ilişkilerini ve yatırım kararlarını da doğrudan etkilediğine değindi. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye açısından 2026 Ocak ayının, hem bölgesel gelişmelerin yakından izlendiği hem de ekonomik beklentilere odaklanılan bir dönem olduğunu belirten Başkan Öztürk, "2025’ten 2026’ya uzanan süreç, yalnızca bir takvim değişikliğini değil; ekonomi politikalarında denge arayışının ve güvenin yeniden inşasının öne çıktığı bir geçiş dönemini ifade etmektedir. 2025 yılı boyunca yüksek enflasyonla mücadelede kararlı bir duruş sergilenmiş; para politikasında uygulanan sıkı çerçeve ile fiyat istikrarı temel öncelik haline getirilmiştir. Yılın son aylarında enflasyon tarafında gözlenen kademeli gerileme, bu politikanın somut sonuçlar üretmeye başladığını göstermiştir. Enflasyonun hız kesmesi, yatırımcıdan sanayiciye, ihracatçıdan tüketiciye kadar tüm kesimler için daha öngörülebilir bir ekonomik ortam anlamına gelmektedir. Bu sürecin önemli göstergelerinden biri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 yılının ilk Para Politikası Kurulu toplantısında attığı adımdır. Politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37 seviyesine çekilmesi, piyasa beklentilerinin altında kalmış olsa da; dezenflasyon sürecine olan bağlılığın ve temkinli yaklaşımın korunduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Bu çerçevede 2026 yılı, Türkiye ekonomisi açısından yalnızca rakamların değil; güvenin, öngörülebilirliğin ve dengeli büyüme anlayışının güçlendiği bir yıl olma potansiyeli taşımaktadır. Temel hedefimiz; enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımları kalıcı hâle getirirken, üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyen sürdürülebilir bir büyüme patikasını güçlendirmektir" ifadelerini kullandı.
Başkan Öztürk ayrıca KOSAM tarafından hazırlanan "Dünya Ne Konuşuyor" başlıklı sunumunu ve Konya Ticaret Odası Ocak ayı faaliyetlerini Meclis Üyeleriyle paylaştı.
HABER KAYNAĞI : İHA