TURİZMİN SINIRLARI GENİŞLERKEN, VİZELER DARALIYOR

NURETTİN   ECE
NURETTİN  ECE
TURİZMİN SINIRLARI GENİŞLERKEN, VİZELER DARALIYOR
11-04-2026
Turizm;Sadece,Deniz , kum ve güneş demek değildir. Aynı zamanda kültürdür, diplomasidir, ekonomidir.
En önemlisi ülkelerin “yumuşak gücüdür.” 
Bugün ülkeler arası turizm fuarları ve eğitim organizasyonları, sektör profesyonellerini bir araya getirirken; yeni destinasyonların tanıtıldığı, iş birliklerinin kurulduğu ve küresel trendlerin belirlendiği önemli platformlar oluşur.
Türkiye ,son yıllarda turizmi yalnızca belli başlı şehirlerin tekelinden çıkarıp 81 ile yayma hedefiyle dikkat çekici adımlar atıyor. “Terörsüz Türkiye” vizyonuyla birlikte özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Turizm hareketliliğinin artması, Mardin gibi şehirlerde elde edilen başarıların diğer illere de yansıtma çalışmalarıyla ilerliyor.
Artık mesele sadece Antalya, Muğla ya da İstanbul değil. Anadolu’nun her köşesi; tarihi mirası, doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleriyle, Dünya turizmine açılmaya hazırlanıyor. Bu süreçte Ticaret Bakanlığı’nın yurtdışı tanıtım destekleri de sektör için önemli bir destek görevi görüyor.
Ancak madalyonun diğer yüzünde,vize engeli ciddi, bir sorun oluşturuyor…
Turizm sektörünün gelişmesi, sadece turistin Türkiye’ye gelmesiyle değil; sektör çalışanlarının da Dünyayı görmesi, yenilikleri yerinde incelemesi ve kendini geliştirmesiyle mümkündür. Fakat bugün Türk vatandaşları için özellikle Schengen ve ABD vizelerinde yüksek ret oranları (%35-45) ciddi bir problem oluşturmaktadır.
Daha da çarpıcı olan ise şu çelişkidir: Türkiye, milyonlarca turisti ağırlarken; kendi turizm profesyonelleri, eğitim, fuar ve iş birlikleri için yurt dışına çıkmakta zorlanmaktadır.
Oysa turizm çalışanları; Dünyanın farklı ülkelerindeki otelcilik anlayışını, gastronomi trendlerini, restorasyon tekniklerini ve hizmet kalitesini yerinde görmek ister. Sürekli tatil yapanlara hizmet eden bir sektör çalışanının, kendisinin seyahat edememesi mesleki gelişim açısından ciddi bir handikaptır.
Bugün Estonya’dan Danimarka’ya, Yunanistan’dan Belçika’ya kadar birçok ülke vize süreçlerinde katı uygulamalar sergilerken; Türkiye’den yapılan başvurularda “bağlılık” kriteri adı altında ailevi ve ekonomik şartların sorgulanması da ayrı bir tartışma konusudur.
Oysa Türkiye gibi güçlü aile yapısına sahip bir toplumda, bu kriterlerin bu denli katı uygulanması sahadaki gerçeklikle örtüşmemektedir.
Turizmde büyüme hedefleniyorsa, bu büyümenin insan kaynağıyla paralel ilerlemesi gerekir. Kalifiye personel eksikliği, düşük ücretler ve yurt dışı deneyim eksikliği sektörün önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor.
Öte yandan sektör tüm zorluklara rağmen canlılığını koruyor. Nisan ve Mayıs aylarıyla birlikte Marmaris’te düzenlenen Ultra Trail organizasyonu, bisiklet turları, ralliler ve Turizm Haftası etkinlikleri sezonun hareketli geçeceğinin sinyallerini veriyor. 28 Nisan’da ilk kruvaziyer gemisinin gelişiyle birlikte hareketlilik daha da artacak.
Dünya ile rekabet eden bir turizm ülkesi olmak istiyorsak, sadece destinasyonlarımızı değil; İnsan kaynağımızı da özgürleştirmek zorundayız.
Çünkü turizm sadece insanların bir ülkeye gelmesi değil, aynı zamanda o ülkenin insanlarının Dünyaya açılabilmesidir.
Ve unutulmamalıdır ki;Sınırların kalktığı yerde, turizm büyür… Vizelerin zorlaştığı yerde ise gelişim yavaşlar.
ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?