Tabiri caiz ise yeniler ve eskiler.
Eskilerle hesaplaşma yenilerle kaynaşma.
Bu işin sonu nereye varır koskoca bir soru işareti şimdilik.
Şimdilik diyorum çünkü CHP seçimlerinde, tünelin sonu görülünce yani tüm ülke neticesi alınınca belli olacak.
İbre, kaynaşmayı gösterse de gelenekçilerin nasıl bir tutum ve davranış sergileyecekleri meçhul.
Neyse CHP seçim sathında iken seçim fıkralarına bir göz atalım.
Yoksul bir köy, seçim sabahı. Karı koca sandığa oylarını atmışlar, eve dönüyorlar... Kahvenin önünden geçerken adama bağırmışlar:
“Gel ülen, bi çay iç!”
Adam karısını eve yollayıp, kahveye takılmış. Akşam üzeri dönmüş, elinde bir yumurta, karısı sormuş: “Ne elindeki?”
“Yumurta, görmüyon mu?”
“Gördüm de neyin nesi anlayamadım!”
ADAM başlamış anlatmağa:
“Kahvede otururken biri geldi, bana bir yumurta verdi. Hediye!”
“İyi de ne olacak bu yumurta?”
“Zengin olacağız... Yumurtayı karşı komşunun kümesindeki tavukların altına koyacağım, civcivler çıktıktan sonra bir tane dişi alacağım. Bu dişi büyüyüp tavuk olacak, bir sürü yumurtlayacak. Onları da kuluçkaya yatıracağım, yine civcivler gelecek. Sonunda o kadar çok civciv, tavuk, yumurta olacak ki, bunları satıp bir inek alacağım!”
Karısı “eee!” diye meraklanmış:
“İneği, komşunun öküzüyle çiftleştirip, doğan buzağıyla yine çiftleştireceğiz. O kadar çok ineğimiz, öküzümüz olacak ki, satıp bir ev, birkaç tarla alacağız. Sonunda çok paramız olacak. Paranın üçte biriyle yine ev ve tarla, üçte biriyle üst baş, üçte biriyle mobilya, beyaz eşya alırız.”
“Sonra?”
“Üçte birden kalan parayla da ben biraz gezip tozacağım!”
Kadın hırsla yerinden kalmış:
“Gezip tozacaksın öyle mi?”
“Öyle!”
Kadın yumurtayı kapıp, yere atmış kırmış...
Kırılan, neydi sizce?
Cuma günü, seçim gemisi son demirini atacak, sandıklar açıldıktan sonra, kim bilir kaç yumurta kırılacak?