Marmaris Yenisayfa Gazetesi "Bir Soru Bir Yorum" programında bu haftanın konukları eski Marmaris İlçe Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan ile eğitimci Can Akgül oldu. Programda, geçmişten günümüze değişen öğrenci ve çocuk profili ile son dönemde okullarda sıkça gündeme gelen akran zorbalığı konuları detaylıca ele alındı.
10-15 yıl önceki Z kuşağı çocukları ile günümüzdeki Alfa kuşağı çocukları arasındaki farkları değerlendiren Züleyha Aldoğan, çocukların özünde değişmediğini, değişen şeyin çevresel faktörler ve dijitalleşme olduğunu vurguladı. Aldoğan şu ifadeleri kullandı:
"10-15 yıl önceki çocuklarımız sokağa çıkabilen, yüz yüze iletişim kurabilen, göz göze bakan, sokakta oyun oynayan ve okumayı kalan çocuklardı. O zamanlar teknoloji bu kadar hayatımızın içinde değildi. Çocuklar daha çok okuyan, hayaller kuran, sporla iç içe olan, empati duygusu kendiliğinden gelişen bireylerdi. Günümüzde ise Alfa kuşağı dediğimiz dönemde çocuklar dışarıda arkadaşlarıyla vakit geçirmek veya okumak yerine yapay zeka ve dijital ortamlara yöneliyor. Okuldan çıkınca eve gidip odasına kapanan, tablet ve akıllı telefon başında zaman geçiren bir kitle var. Bu durum çocukların hayal dünyasını ve sosyal gelişimini maalesef olumsuz etkiliyor."

Akran Zorbalığında Dört Tehlikeli Boyut: En Riskli Tür Siber Zorbalık
Son dönemde artış gösterdiği belirtilen akran zorbalığı konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aldoğan, zorbalığın sözel, fiziksel, sosyal ve dijital olmak üzere farklı boyutları olduğunu belirtti. Sözel ve fiziksel zorbalığın yanı sıra gruba almama gibi sosyal soyutlamaların yaşandığını ifade eden Aldoğan, en tehlikeli türün siber zorbalık olduğuna dikkat çekti.
Aldoğan, konuya ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü:
"En tehlikelisi dördüncü madde olan siber zorbalık. Okulda masumane bir tartışma olsa bile bu durum siber zorbalıkla çocuğun evine, odasına kadar giriyor. Bu noktada ebeveynlere çok büyük görevler düşüyor. Çocuklarla yüz yüze, göz göze temas kurmak, hafta sonları ailece vakit geçirmek gerekiyor. Şiir yazan, müzikle uğraşan ya da takım sporu yapan bir çocuğun arkadaşına zarar vereceğine inanmıyorum. Ailelerin çocuğu çok iyi gözlemlemesi şart. Çocuk okula gitmek istemiyorsa, sabah midem bulanıyor diyorsa burada bir sorun vardır. Çocuğa 'senin yanındayım, güvendesin' mesajı verilmeli ve okuldaki rehber öğretmenlerle iş birliği yapılmalıdır."
Can Akgül: "Çocukların İsteklerine Yön Vermeli Ancak Sınır Koymalıyız"
Programda söz alan eğitimci Can Akgül ise geçmişteki idarecilik tecrübelerine ve ailelerin çocuk yetiştirme süreçlerindeki rolüne değindi. Her şeyin başının aile eğitimi olduğunu belirten Akgül şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yıllarca Marmaris'te okullarda idarecilik yaptım. Her şeyin başı aile. Bizler Marmaris ortamında çocuklara nasıl davranacaklarını öğretmeye çalıştık, yeri geldiğinde abilik yaptık. Ailelere tavsiyem; çocuklarınız ne istiyorsa onlara yön verin, yönlendirin. Çocuk spora gitmek istiyorsa destekleyin ama belirli bir noktada da onları kısmak, her istediğini yerine getirmemek gerekiyor. Çocuğa doğru yönü vermek çok önemli."
Dijital Diyet ve İletişim Vurgusu
Çocukların dijital bağımlılıktan korunması ve aile içi iletişimin artırılması için önerilerde bulunan Züleyha Aldoğan, "Dijital Diyet" projesinin önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
"Akşamları belirli saatler arasında televizyon ve telefonların kapandığı, kitap okuma saatlerinin yapıldığı 'dijital diyet' uygulamaları çok kıymetli. Akşam ailece masa başında oturulmalı, göz göze sohbet edilmeli. Çocuk şiddetle ilk aile ortamında tanışır. Şiddet gören çocuk bunu dışarıya yansıtabilir. Hiçbir çocuk doğduğu an 'gideyim de zorbalık yapayım' demez; onu o noktaya getiren çevresel faktörlerdir. Sevginin açamayacağı kapı yoktur. Çocuklarımız bizim aydınlık geleceğimizdir, onlara güveniyoruz."










Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir