Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve Andriake Liman Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında, Myra Antik Tiyatrosu’nun 2026 yılında restorasyonuna başlanması planlanırken, kazılarda ortaya çıkarılan benzersiz eserlerden 20’sinin Cumhurbaşkanlığı’nda sergilenmesi dikkat çekti. Myra’yı "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımlayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, özel mülkiyet nedeniyle kazıların sınırlı alanda yürütülebildiğini vurgulayarak, "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9 buçuk metre kod farkı var, yaklaşık 1 buçuk kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor" dedi.
Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Myra Antik Kenti ile Andriake Liman Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları, 2025 kazı sezonunda da yoğun şekilde devam etti. Myra Antik Tiyatrosu’nda restorasyon süreci
Myra’daki çalışmaların ana odağının antik tiyatro olduğunu belirten Çevik, tiyatroya ilişkin tüm projelerin tamamlandığını ifade etti. Çevik, "Myra’da antik tiyatroda röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri tamamlandı ve Koruma Kurulu’na sunuldu. Koruma Kurulu’ndan da izin alındı. Şu anda restorasyon projesi ihale aşamasına hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu projeyi 2026 bütçesine dahil etti. Onay sürecinin ardından 2026 yılında Myra Antik Tiyatrosu’nun restorasyonuna başlamayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl heyecanlı bir yıl olacak" ifadelerini kullandı. "Bölgenin en büyük tiyatrosu"
Antik tiyatronun mimari özelliklerine de değinen Prof. Dr. Nevzat Çevik, yapının bölge açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu tiyatro yaklaşık 11 bin kişilik kapasiteye sahip. Bölgenin en büyük tiyatrosu ve saf Roma tiyatrosu özellikleri taşıyor. En önemlisi de çok sayıda orijinal mimari elemanının günümüze ulaşmış olması. Yaklaşık 16 yıldır yürüttüğümüz kazılarda arşitravlar, lentolar, söveler ve başlıklar dahil olmak üzere çok sayıda orijinal malzeme ortaya çıkarıldı. Amacımız bu malzemeleri yeniden yerine koymak" dedi.
Restorasyonun yalnızca görsel bir çalışma olmadığını vurgulayan Çevik, "Restorasyon esasen koruma amaçlı bir çalışmadır. Gösterim, bunun sadece bir sonucudur. Biz bu tiyatroyu koruyarak ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bu tür restorasyonlar çok ince ve hassas çalışmalardır. Yaklaşık 3 yıl, belki 4 yıl sürebilir. Ancak bu sürenin sonunda sahne binasının büyük ölçüde ayakta ve korunmuş hale geldiğini göreceğiz" diye konuştu. "Anadolu’nun Pompei’si"
Myra’nın korunmuş yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Çevik, antik kenti "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımladı. Çevik, Myra’nın alüvyonlarla örtülmesi sayesinde çok iyi korunduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9,5 metre kod farkı var. Yaklaşık 1,5 kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor. Burada çok geniş bir özel mülkiyet alanı söz konusu. Bu nedenle kazılarımız şu an için belirli sınırlar içinde yürütülüyor. En azından kentin en büyük yapılarından biri olan tiyatroyu tamamen kazıp restore ederek bu büyük antik kente ucundan başlamış olacağız. İleriye dönük olarak çok büyük bir bilgi rezervi aktaracağımızı düşünüyoruz. Çünkü alan şu anda örtülü ve korunmuş durumda. Bugün değilse bile, belki 100 yıl sonra yapılacak kazılarda, Pompei’de olduğu gibi son derece iyi korunmuş bir kentin ortaya çıkacağını öngörüyoruz. Pompei lavlarla örtülmüştü, Myra ise alüvyonlarla örtüldü" ifadelerini kullandı. Andriake’de müze yeniden açılıyor
Andriake Liman Kenti’ndeki çalışmalara da değinen Prof. Dr. Çevik, burada 16 yıldır aralıksız kazı yürütüldüğünü söyledi. Hadrian dönemine ait granaryumun Likya Uygarlıkları Müzesi’ne dönüştürüldüğünü hatırlatan Çevik, "Müze binasının kendisi zaten başlı başına bir eser. Akdeniz’in en büyük birkaç granaryumundan biri. Müze yaklaşık bir yıldır ziyarete kapalı, revizyon çalışmaları artık bitme aşamasında. Bir-iki ay içinde müzemiz, yeni teşhir-tanzim düzeni ve yeni eserlerle yeniden ziyarete açılacak" diye konuştu. Binlerce küçük obje, büyük bir hikaye
Kazılarda ortaya çıkarılan küçük buluntuların önemine dikkat çeken Çevik, "Bu sezon kazılarda ele geçirilen eserlerden müzelik nitelikte olanları yıl sonu itibarıyla müzeye teslim ettik. Yaklaşık 170 küsur eser şu anda müze envanterine girmiş durumda. Bunun dışında binlerce etütlük eserimiz var. Seramikler, camlar, metal eşyalar, günlük kullanım kapları ve kadın süs eşyaları gibi çok sayıda buluntu, Myra’nın günlük yaşamına dair önemli veriler sunuyor.. Duvar çizme sistemlerine ilişkin detayların enstitü çalışmaları kapsamında elimize geçmesi dikkat çekiciydi. Sezonun başındaki kazılarda ise millefiori olarak adlandırılan cam örnekleri bulundu. Bu buluntulardan 20’si şu anda Cumhurbaşkanlığı’nda sergileniyor. Bunlar Anadolu için gerçekten benzersiz örnekler" ifadelerini kullandı.
Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yıl boyunca sürdüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Çevik, "Biz buluntuya eşya olarak değil, bilgi olarak bakıyoruz. Her buluntu, geçmişin karanlıkta kalan bir noktasını aydınlatan bir veri sunuyor" dedi.
HABER KAYNAĞI : İHA
Editor : KAYNAK-İHA