Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Paralel yönetim modeli’ sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de ‘paralize’ ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor" dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Konuşmasına başlamadan önce grup toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilin yanı sıra Avrupa’da ve dünyanın farklı yerlerinde Türk milletini başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara da selam gönderdi. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye’de siyasete kazandırdıkları seviyenin bilhassa böyle zamanlarda kendini daha fazla hissettirdiğini söyleyen Erdoğan, "İç politikadan dış politikaya her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor. Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, biz uyum içinde ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz. Gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz" dedi. "Bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz"
Nezaket ve demokratik olgunluk içinde millete hizmet yolculuklarını kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Erdoğan, "Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil, tüm kalbimizle buna yüreğimizi koyduğumuz için yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye’yi milletimizin de desteğiyle kısa zamanda inşa edecektir"
Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, kirli senaryolara boyun eğmeden cesur ve kararlı adımlarla belirlenen hedeflere doğru hep birlikte ilerleyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket, Allah’ın izniyle yılmadan, yıkılmadan ve sarsılmadan yoluna devam edecektir. Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye’yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğine umutla, heyecanla baktığı müreffeh Türkiye’yi inşallah kısa zamanda inşa edecektir" açıklamasında bulundu. "Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız"
İstiklal Harbi’ni sevk ve idare eden TBMM’nin millete hizmet mücadelesinin kurmay aklı, merkez üssü ve lokomotifi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Meclisimiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse bunun kazananı sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur. Halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızda şikayetlere konu olan fahiş site aidatlarından Türkiye’nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum. 12. Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız" ifadelerine yer verdi. "Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken, maalesef muhalefet Meclis’i tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor"
Millete karşı görevlerini yerine getirmek için samimiyetle çalıştıkları sırada muhalefetin TBMM’yi tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmediğini belirten Erdoğan, "İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını gazi Meclis’e taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis; siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9’unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın, dün ‘halkın kahramanı’ ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün ‘halk düşmanı’ diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın. Tekmili birden mevcut. ‘Çerçici dükkanı’ gibi, yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet; ne ararsan, hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her siyasi partinin kendinden sorumlu olduğuna dikkati çekerek, başka siyasi partilerin ne yaptığıyla ve neleri tartıştığıyla ilgilenmediklerini ifade etti. "‘Paralel yönetim modeli’ sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de ‘paralize’ ediyor"
Rakiplerinin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdiklerinin kendilerini alakadar etmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece, biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi, bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette de kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde buna evrilmiş. TBMM’nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince ‘cumhuriyeti biz kurduk’ diyen, ‘Atatürk’ün partisi’ olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. ‘Paralel yönetim modeli’ sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de ‘paralize’ ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Biz, bu durumun sürdürebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür" açıklamasında bulundu. "Ülke meselelerinin çözümü noktasında, muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır"
"Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse, toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye’nin selameti açısından, muhalefet de iktidar kadar dinamik olmalı, iktidar kadar hızlı, üretken, çalışkan olmalıdır. Ülke meselelerinin çözümü noktasında, muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine; eserlerin, fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hâkim olmasını istiyoruz. Muhalefet partilerinden özellikle önümüzdeki bir buçuk, iki senelik zaman diliminde, Meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türkiye’nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemediklerini özellikle görüyoruz. Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak, doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki ister iktidar, ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz, milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz. İktidar partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclis’i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır." "AK Parti’yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir"
AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Kampı’nın bu hafta sonu Sapanca’da düzenleneceğini ifade eden Erdoğan, kampta bir taraftan son bir yılın muhasebesini yapacaklarını, diğer taraftan ise gelecek seneye ilişkin yol haritasına şekil vereceklerini söyledi. Daha sonra ise 15 Temmuz darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde şehitleri şükranla yad edeceklerini dile getiren Erdoğan, "AK Parti’yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Anti-demokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ’ından FETÖ’süne eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın baş örtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz Mehter Marşından rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa, engellemeyi marifet zanneden ‘takoz zihniyetle’ mücadele ettik. AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı. İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek, milletin dertlerine derman olmak için bir fırsat olarak gördük" dedi.
HABER KAYNAĞI : İHA
Editor : KAYNAK-İHA