Geçtiğimiz günlerde Marmaris sokaklarına çıktık ve vatandaşlara tek bir soru yönelttik:
"Marmaris Belediye Başkanı olsaydınız ilk icraatınız ne olurdu?"
Aslında beklediğimizden çok daha fazlasıyla karşılaştık.
Kimisi "Her şeyi değiştirirdim ‘’ derken kimisi sadece tek bir soruna odaklandı, kimisi de yıllardır biriken dertlerini birkaç dakika içinde anlattı.
Yüzlerce cevap geldi birbirinden farklı gibi görünen bu cevapların ortak noktası ise tek bir cümlede özetleniyordu:
"Marmaris'in değişime ihtiyacı var."
Vatandaşın ilk gündem maddelerinden biri, üzeri açılan Kapalı Çarşı oldu. Yaz sıcağında güneş altında çalışan esnafın yaşadığı sıkıntılar sıkça dile getirildi. Çarşının yeniden gölgelendirilmesi gerektiğini söyleyenlerin sayısı hiç de az değildi.
Turizm konusunda da dikkat çekici yorumlar vardı.
Birçok vatandaş, işletmelerin kapı önünde yüksek sesle müşteri çağırmasının artık çağdaş turizm anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti. "Gel gel" kültürünün Marmaris'in marka değerine zarar verdiğini söyleyenler, misafirin rahatsız edilmediği, daha kaliteli ve daha profesyonel bir turizm anlayışının benimsenmesini istedi.
Toplu ulaşım ise en fazla eleştirilen başlıklardan biri oldu.
"Bu kadar önemli bir turizm kentinde toplu taşıma bu kadar sorunlu olmamalı." diyen vatandaşlar, özellikle yaz aylarında yaşanan yoğunluğun artık sürdürülebilir olmadığını dile getirdi.
Elbette trafik...
Otopark...
Bozuk yollar...
Neredeyse her röportajda bu üç konu mutlaka gündeme geldi.
Kimi yolların yıllardır onarılmadığını söyledi.
Kimi yeni otopark alanlarının oluşturulmasını istedi.
Kimileri ise 19 Mayıs Meydanı'ndaki havuzun bulunduğu alanın altına yer altı otoparkı yapılmasını önerdi.
Bazı vatandaşlar çok daha radikal öneriler sundu.
"Marmaris'i üç yıl kapatalım. Altyapıyı baştan sona yenileyelim. Ruhsatları yeniden değerlendirelim. Gerçekten işini düzgün yapan işletmeler faaliyet göstersin." diyenler oldu.
Kırsal mahallelerin daha fazla yatırım almasını isteyenler de vardı.
İçmeler ile Turunç arasında deniz ulaşımının geliştirilmesini önerenler de...
Sahil yolunun belirli saatlerde trafiğe kapatılmasını isteyenler de...
Marmaris'in sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını, doğa yürüyüşleri, bisiklet rotaları, kültür ve kırsal turizm gibi alternatif alanlara daha fazla yatırım yapılması gerektiğini söyleyenler de...
En dikkat çekici cevaplardan biri ise belki de en basit ama en anlamlı olanıydı.
"Ben eğitim seferberliği başlatırdım. Çocuklara çöplerini çöp kutusuna atmayı öğretirdim."
İşte aslında bütün mesele burada başlıyor.
Çünkü ne kadar yatırım yaparsanız yapın, şehir kültürü oluşmadan kalıcı başarı sağlamak mümkün değil.
Peki bütün bu öneriler, eleştiriler ve talepler ilgili makamlara ulaşıyor mu?
İşte asıl sorulması gereken soru bu.
Sayın Belediye Başkanı bu sesleri duyuyor mu?
Yapılan sokak röportajlarını izliyor mu?
Yerel basında çıkan haberleri takip ediyor mu?
Yazılan köşe yazılarını okuyor mu?
Bunu gerçekten bilmiyoruz çünkü son dönemde Marmaris Belediyesi ile yerel basın arasında gözle görülür bir mesafe oluşmaya başladı.
Eskiden yapılan çalışmalar düzenli olarak paylaşılır, basın bilgilendirilir, projeler anlatılırdı.
Bugün ise belediyenin iletişim konusunda çok daha içine kapanık bir görüntü verdiğini görüyoruz.
Elbette bilgi almak istediğimizde ulaşabiliyoruz.
Telefon açıyoruz.
Soruyoruz.
Bilgi edinme hakkımızı kullanıyoruz.
Ancak mesele yalnızca soru sorunca cevap almak değildir. Şeffaf belediyecilik, yapılan hizmetlerin düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmasını gerektirir.
Vatandaşın vergisiyle yapılan yatırımların hangi aşamada olduğu, hangi projelerin planlandığı, hangilerinin neden geciktiği düzenli olarak anlatılmalıdır. Bu sadece basının değil, aynı zamanda halkın da hakkıdır.
BASIN, BELEDİYENİN RAKİBİ DEĞİLDİR.
Yerel basın, vatandaş ile yerel yönetim arasında köprü görevi görür, eleştiriler de, övgüler de bu köprünün doğal parçalarıdır.
Bir belediye, eleştirileri duyduğu ölçüde gelişir, vatandaşın sesine kulak verdiği ölçüde güçlenir.
Bugün sokakta konuşan insanların beklentileri aslında ulaşılması zor hayaller değil.
Daha düzenli trafik...
Daha güçlü toplu ulaşım...
Daha temiz sokaklar...
Daha planlı şehirleşme...
Daha kaliteli turizm...
Daha fazla iletişim...
Ve en önemlisi, kendilerini dinleyen bir yönetim.
Belki de Marmaris Belediyesi'nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir proje değil, yeni bir iletişim anlayışıdır.
Çünkü bazen bir şehrin sorunlarını çözmenin ilk adımı, konuşmaktan önce dinlemeyi bilmektir.
Marmaris bunu fazlasıyla hak ediyor.
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
