Kötülüklerin normalleştiği son yıllarda en altta paylaşacağım duygu yüklü kendi şiirimi okurken ağladım. Anladım ki uzun zaman önce yazdığım bu şiire ben bile yabancılaşmışım, kendi şiirimi okurken kendimden ne kadar uzağa savrulduğumu fark ettim. Duygularımızdan uzaklaşıp başka başka önemsiz ve dünyevi güçlerin pesinden koştuğumuzu bu şiiri okurken insan olmayı hatırlattı bana. Ben bile beni unutmuşsam bir şair olarak normal insanlara fazla söyleyecek söz kalmıyor.
Farkında olmadan Acı çekenleri, haksızlığa uğrayanları gözmez den duymazdan gelerek hiç olmamış yaşanmamış gibi kabul etmeyi daha kolaylastırdığımız, vicdanımızın sesini bastırdığımız maalesef ki bir gerçek. Zor olan ise kendi insanlığımız ile yüzleşmekten kaçmak.
Neyse uzatmayım. İsteyenler gerçekten hissederek okurlarsa özümüzü kaybettiğimizi anlayacaklardır.
İşte bizi bize anlatan, insanlığın gerçek yüzünü gözümüze sokan o şiir.
YAKMA BENİ ÇOCUK
Bazen ısınmak için ateş yetmez
Üşüyor ise yüreğin
Ne çıkar ellerin titremesinden
Umudun var ise sarılacak
Öyle masum bakıp da yakma beni çocuk
Utandırma beni üzerime aldığım hırkadan
Herkes eşit doğsaydı keşke anadan
Öyle boyun büküp bakma çocuk
Başını eğip yere bakınca toprak utandı
Gökyüzünde yıldızlar üşüdü
Susma çocuğum haykır susma, susma
Küflü ekmekler düşerken nasibine
Öyle ağlamaklı bakma çocuk yüzüme
Aldığım her nefes gider gücüme
Utanma ne olur sensin asıl onun kulu
Tükensin seni bu hale koyanların soyu
Bakma öyle ağlamaklı yüzüme çocuk
Utanırım çatlak ellerinden
Yırtık pabuçlarından ve gururundan
Utanırım çocuk utanırım ben
Senin suçun değil bu düşkünlük
Bilmem ki!
Hangi ananın mahsun bebesisin sen?
Dün de değil, düşte değil hem de bugün de
Bırak o gözlerindeki yaşı
Aksın benim avuçlarıma
Bu yaşta bu çaresizlik
Senin suçun değil ki
Yakma, yakma
O masum bakışınla beni çocuk
Kim bilir? Kim bilir?
Kaç gece aç uyudun bu sokaklarda?
Vicdan merhamet kalmamış insanlarda
Bakma
Bakma öyle mahsun yüzüme
Utanıyorum, utanıyorum senden çocuğum


