marmaris yeni sayfa
02-08-2019
Canan Baykız

Canan Baykız

FETHİYE KÖRFEZİ SAHİPSİZ Mİ?

Bir kadın düşünün:güzelliğine dünya şahit.Mavi gözlerinin bakışı ile meşhur.Toprak teninin dokusuyla mağrur.Yemyeşil saçlarının kokusuna eğilir olmuş kainat. Şimdilerde onu en çok sevenler en çok üzenleri olmuş. Gözlerini çamurdan açamıyor.Saçlarını güneş yakıyor,güneşten kimse ya da hiçbir koruyucu onu koruyamıyor. Toprak tenini kömür karasına bulamak isteyenler var. Ama o kadın  ülkenin umut kaynağı bereketi ile, ve hala dünyada ona hayran olanlar var. Acı çekerken bile gülümsemeye çalışan gözlerini okumaya çalışanlar var. O kadın yerlisinin "Gadın Moola'm" diye sevdiği şehrimiz Muğla.

 

Şehrin gündemine hakim olanlar üst satırlardaki alt yazıyı çoktan okudu.Evet orman yangınları, köylünün yapılmasına razı olmadığı kömür madenleri ve deniz kirliliği bahsi geçen konular. Bugün sadece mavi gözlerindeki çamura yönelik sorular soracağız.

 

Fethiye Körfezi ile ilgili yapılan açıklamalarda bir gazeteci olarak dikkatinizi çekmek istediğim sorular var.

 

Bu sene 25 Haziran'da basında "Fethiye'de sarı ve yeşile bürünen denizin renginden halk tedirgin" başlığı ile bir haber çıkıyor.26 Haziran'da konuya ilişkin açıklama Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılıyor ve polenlerden kaynaklandığı belirtiliyor. Ardından bu hafta içinde yine yeşile dönen üstelik kokusu değişen deniz, vatandaşın ilgisini cezbedince yerel basının da gündemine oturdu. MUSKİ ilk açıklamasında "algler kaynaklı "dese de Başkan Gürün tarafından Arıtma Tesisi'nde yapılan açıklamada tarım ilaçları sebep gösterilerek bilim adamlarının öyle dediğine işaret edildi.Aynı açıklamada Başkan Gürün, su ile ilgili yapılan testlerin  laboratuvar sonuçlarında :"mikrobik bir durumun olmadığı"nın tespit edildiği gibi "konunun arıtma tesisi ile de alakası yoktur"ifadesini kullandı.

Sosyal medyada yapılan bu açıklama tepkilere yol açtı. Vatandaşlar, bahsi geçen laboratuvar "mikrobik bulgu yok" dediği  raporu ibraz edebilir mi? diye de soruyor.Zira , o koku ve o rengi gören kimsenin korkusuz, kuşkusuz bahsi geçen bölgelerde denize girebilmesi ancak o rapor ile mümkün olabilir diye düşünenlerin sayısı az değil.

 

Çevre Bakanı Murat Kurum seçim çalışmaları öncesinde Fethiye'ye  geldiğinde "Körfez kötü durumda" ifadesini kullanmış hatta 250 milyonluk yatırım sözü vermiş,göreve başlama tarihi olarak da 1 Nisan 2019 demişti.Çalışmalar başladı mı? Başladı ise ne aşamadadır? Bu kokuların ya da görüntünün bahsi geçen çalışmalar başladıysa onlarla ilgisi var mıdır?

 

Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Özdil, Fethiye Körfezi’ndeki renk değişiminin atık su arıtma tesisinin kapasite aşımından kaynaklandığına dikkati çekerek, uyarılara rağmen Muğla Büyükşehir Belediyesinin gerekli yatırımları yapmadığını belirtti.

 

Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Erkal da körfezde yaşanan renk değişimi ve kirliliğin tarımsal ilaç kullanımından kaynaklandığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Bakanlıklarının uyguladığı sularda tarımsal kaynaklı kirliliğin önlenmesi programı kapsamda Muğla’nın da hassasiyetle takip edildiğine dikkati çeken Erkal, şöyle dedi:“Fethiye Körfezi de dahil olmak üzere körfezi besleyen akarsu kaynaklarından bu program çerçevesinde her ay numuneler alıyoruz. Analiz sonuçlarını değerlendiriyoruz. 39 yer üstü su kaynağından 31 de yer altı su kaynağından numune aldık. Konuyu incelediğimiz istasyonumuz var. En son numuneler 25 Temmuz’da alındı. Numune sonuçları, körfezde tarımsal ilaç kaynaklı hiçbir kirliliğin olmadığı yönünde. Bununla ilgili laboratuvar sonuçları var. Körfezi besleyen akarsuların izlenmesi ve takibine ilişkin ayrı bir süreç var. Orada da en son numune 9 Temmuz’da alınmış ve kirlilik olduğuna dair en ufak bir belirti söz konusu değil.” ifadesine yer verdi.

 

Böylece Muğla daha önce Bodrum'da yaşanan sel felaketi sonrasında yaşadığını bir kez daha yaşadı, ilgili ve yetkili kurumlar arası iddiaları dinleyerek çözümün ne olduğuna ilişkin beklediği yanıtları halen alamadı.O zaman "sel Bodrum'un kaderi mi? " sorusu yanıtsız bırakılmıştı.

 

Konuya ilişkin takip ettiğimiz kadarıyla ilk akademik açıklama MSKÜ  Mühendislik Fakültesi Su Kaynakları  Anabilim Dalı Başkanı Doç Dr Ceyhun Özçelik'ten geldi. Özçelik, çözüm önerisi olarak Fethiye Körfezi’ne gelen tüm kirleticilerin ve kaynaklarının saptanarak kontrol altına alınmasını böylelikle körfezin nefes alabilir hale kavuşturulması gerektiğini ifade ederek, bunun sonucu olarak ancak körfezde bir taban temizliğinin olabileceğini vurguladı.

 

Nihai çözüm olarak ise,  tüm bu unsurları bir arada bulunduran bir araştırma raporunun hazırlanması gerektiğini belirtti. Saptanacak bilimsel yol haritası ışığında yetkililerin yapıcı yaklaşımlarıyla körfezin kısa zamanda tekrar eski haline kavuşabileceğini ifade etti. Özçelik'in çözüm önerilerine bakıldığında konuya ilişkin yerel yönetimin basından önce, en azından  MSKÜ Mühendislik Fakültesi Su Kaynakları Ana Bilim Dalı'ndan görüş almadığı  anlaşılmaktadır. O nedenle görüş alınan bilim adamı, üniversite ve laboratuvarın neresi olduğu da merak konusu. Kamuoyu bu konuda eksik bilgilendirilmektedir.

 

24 Haziran seçimleri  öncesinde defalarca Fethiye'de konusu geçen bu sorun,  yeniden halkın dikkatini, dolayısıyla basının dikkatini, çekene dek yerel yönetimin ve iktidarın kayıtsız kalmasının sebebi nedir? Muğla ve Fethiye Körfezi  sahipsiz midir? Verilen sözler sadece seçim vaadi, sorunlar bu şehirde baki midir?

Velhasılı Hanımefendiler/Beyefendiler yazının amacı  kimseyi ya da kurumu zan altında bırakmak olmadığı gibi ,şehrin genelinde örneği bol olarak sergilenen bir kesimin bayrağını taşıyıp diğer kesimde kusur aramak da değildir! Zira, siyasi olmadığımız gibi çözüm bekleyen sorunların sulandırılarak siyasete malzeme yapılmasına da karşı olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim.

 

Fethiye 'de yaşayan  insanlar "gece saat üçte kokudan durulmuyor" diyor, Google'da kanalın kirliliği an be an resmedilir hâlde."Ben iyiyim,o değil"demek ya da bir kara kedi aramanın üstünde, denizimiz kirli ve çözüme muhtaç.

 

"Kim kirletti, nasıl kirletti, kim izin verdi, kim denetlemedi?"nin dışında bu kirliliği kabul edip temizlemenin peşine gitmek değerli ve önemli.Bu saatten sonra beklediğimiz açıklamalar çözüm yolunda atılan adımlardan başkası değil.

 

Gerisi için doğru zaman çoktan geçmiş.Basın da dahil olmak üzere bu konu ihmal edilmiştir.Hepimiz kendi adımıza kendi kusurumuzun farkına varmalıyız.

Şimdi halķın beklediği; çözüm önerilerinin ilgili taraflarca masaya yatırıldığı,bilimsel görüşler ışığında ve sulh içinde çalışma ortamının sağlandığını duymak.Bu  herkesin olduğu gibi şehrin geleceğinin de zaruri ihtiyacı.En azından sosyal medyada yükselen çığlıklar bunun habercisi.

 

Değerli okuyucular; daha önce bu köşede öğrencilerin sorularını dile getirdik. Maalesef ulusal basında yer alan haberler kadar hemen yanıt bulmuyor sorularımız çünkü onlar kadar yüzeysel bakıp 81 de 1 gibi davranmıyoruz yaşadığımız şehre. Sizden ricam bu sorular sizin de merakınızı cezbediyorsa paylaşın yazıyı sosyal medyanızda.Ya da merak ettiklerinizi ön plana çıkarıp bu sorulara yanıt beklediğinizi ilgililere duyurun.

 

Muğla'ya ancak Muğla sahip çıkabilir unutmayın!

 

Şehrimizi seviyoruz.Kıyamıyoruz gözünden akan yaşa.Çektiği acılara.Bir şehri sevmek bir canlıyı sevmek gibidir.

Sahi siz beklentisiz sevmeyi bilir misiniz?

 

Aşkınız baki olsun

Bu makale 2801 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI