Ana içeriğe geç

Bakan Ersoy: "Türkiye, bunca olumsuzluğa rağmen ateş çemberinin ortasında bir istikrar adası olmayı başardı"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "İkinci çeyrekte savaşın çok yoğun ve sıcak geçtiği ortam sırasında bazı olumsuz veriler, eksi veriler geldi. Ama üç ay içerisinde geriye dönük rezervasyonlarla ilgili yapmış olduğumuz yoğun…

SON DAKİKA
Bakan Ersoy: "Türkiye, bunca olumsuzluğa rağmen ateş çemberinin ortasında bir istikrar adası olmayı başardı"
1 / 3

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "İkinci çeyrekte savaşın çok yoğun ve sıcak geçtiği ortam sırasında bazı olumsuz veriler, eksi veriler geldi. Ama üç ay içerisinde geriye dönük rezervasyonlarla ilgili yapmış olduğumuz yoğun tanıtım faaliyetleri, bu yüzde 20’lik kaybın, resort bölgeleri için söylüyorum, çok büyük bir bölümünü geri almamızı sağladı. İstanbul ve diğer illere yaptığımız yoğun tanıtım kampanyaları sayesinde oralar da savaşa rağmen pozitif sonuç vermeye başardık. Şimdi bizim coğrafyayı biraz inceleyecek olursanız, bakın biz tam bir ateş çemberi içinde turizmle uğraşıyoruz. Yukarıda Ukrayna-Rusya savaşı var, dışarıda İran savaşı var" dedi.


Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporlarını görüşmek üzere toplandı. Komisyon toplantısında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bakanlığın bütçesine ve yürüttüğü çalışmalara ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Sunumun ardından milletvekilleri bütçe tekliflerine ilişkin değerlendirme ve eleştirilerini dile getirdi. Görüşmelerin soru-cevap bölümünde ise Bakan Ersoy, milletvekillerinin yönelttiği soruları yanıtlayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



"Savaş döneminde, otellerde 1 ay içinde yüzde 20’ye varan iptaller aldık"


Ersoy, turizmde yaşanan yıllık bilançoyu değerlendirerek, "Maalesef bizim bulunduğumuz jeopolitik ortamda geçmişte de turizm vardı, bugün de turizmler var, ama maalesef krizlerle, krizlerle karşı karşıya olma potansiyelimiz yüksek. Bu bağlamda biz zaten 2018’de strateji değişikliği diyerek birkaç önemli kararı aldık. Mesela Türkiye Turizm Tanıtım Ajansının kurulması, gerekli çalışmaları yaptık ve kanunumuzla tamamladık. Veya işte nitelikle nicelik dışında nitelikli turistle de gelişecek çalışmaları yaptık ve bunun altında da birçok eğitimi de verimli bir şekilde getirdik. Şimdi 2025 yılına baktığımız zaman 65,2 milyar dolar gelir, 64 milyon ziyaretçi gibi bir rakamla kapatmıştır. 2026 yılına da hızlı bir giriş yaptık, ilk 2 çeyrekte gayet başarılı bir şekilde verilerle de gidiyoruz. Ancak 28 Şubat itibariyle siz de biliyorsunuz bizim de komşu olduğumuz İran savaşı başladı. Yani İsrail, Amerika ve İran savaşı başladı. Bizim hem savaş bölgesine komşu olmamız hem savaşın öngörülenden çok daha ciddi yayılacak bir yayılma kapasitesiyle ilk başta başlaması sebebiyle olumsuz etkilerini yaşadık. Özellikle savaşın ilk ayında, bizim erken rezervasyon dönemi dediğimiz 1 Nisan - 1 Kasım tarihleri arasında, erken rezervasyon ağırlıklı olarak oturduğu bölgeler biliyorsunuz resort bölgeleri, yani Antalya ve Ege bölgelerini kastediyorum. Buralarda bölgesine göre yüzde 20 ile yüzde 30’a varan iptaller aldı. Bir ay içinde erken rezervasyonun toplam erken rezervasyon ki 1 Nisan’dan 1 Kasım’a kadar kapsayan geniş bir alanı kapsıyor, yüzde 20’ye varan iptaller aldık. Önlemini almış olduğumuz Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) ve sektörün krizlere karşı bağışıklı olma çalışmaları ile sonrasında yaptığımız çalışmalarla aldık" diye konuştu.



"Tam bir ateş çemberi içinde turizm yapmaya çalışıyoruz"


Ersoy, eskiden bu tip krizlerle karşılaşıldığında ‘sezonu kapattık’ dediklerini belirterek, "Şimdi öyle olmadı. Mesela Turizm Geliştirme Ajansı da sektörü nasıl bağışık hale getirdi? Birkaç tane nokta var geliştirilmesi için. Birinci, kaynak pazar çeşitliliğine gidiyorsunuz. İkinci, ürün çeşitliliğine gidiyorsunuz. Üçüncü, etkili ve yoğun hem PR hem reklam tanıtım potansiyeline sahip olmanız yani anlaşmalarını yapmış olmanız gerekiyor. Dördüncü, ulaşım ağlarının kuvvetli tutmanız gerekiyor. Bunları da zaten son 8 yılda yapmış olduğumuz adımlarla bu manevraları doğru bir şekilde yönettik. İşte ilk etapta bu iptalleri aldık. İkinci çeyrekte savaşın çok yoğun ve sıcak geçtiği ortam sırasında bazı olumsuz veriler, eksi veriler geldi. Ama üç ay içerisinde geriye dönük rezervasyonlarla ilgili yapmış olduğumuz yoğun tanıtım faaliyetleri, bu yüzde 20’lik kaybın resort bölgeleri için söylüyorum, çok büyük bir bölümünü geri almamızı sağladı. Yani yüzde 14’lere varan şu anda eksi 5.6, eksi 5.5 ile kapatıyor gibi resort bölgeleri, dikkat ederseniz Antalya ağırlıklı olsun, siz de belirttiğiniz için. Büyük bir kısmını geri almamızı sağladı. Türkiye geneline baktığınız zaman ise 1.5-2 bandında eksiyle kapatacağımızı düşünüyoruz. Çünkü İstanbul ve diğer illere yaptığımız yoğun tanıtım kampanyaları sayesinde oralar da savaşa rağmen pozitif sonuç vermeye başardık. Şimdi bizim coğrafyayı biraz inceleyecek olursanız, bakın biz tam bir ateş çemberi içinde turizmle uğraşıyoruz. Yukarıda Ukrayna-Rusya savaşı var, dışarıda İran savaşı var. Şu anda ilerleyen seviyede savaşlar da yayılıyor biliyorsunuz, Yemen üzerinden, Suriye, Suudi Arabistan hattını da kapsayacak hayatta yayılıyor. Şimdi buralar hem komşuluk ilişkileri olarak bakacaksınız hem de bizim kaynak pazarlarımız olarak bakacaksınız. Direkt bize yolcu veren, yoğun yolcu veren ülkelerde savaş gerçekleşiyor. Tamamı bize yoğun yolcu veren ülkeler ve buralarda savaş oluyor. Savaş sebebiyle en kötü konu nedir? Hava trafiklerinin kapanmasıdır. Biz sınırdan çok az, yani bizim ağırlıklı turistimiz sınırdan gelmiyor, bizim ağırlıklı turist kitlemiz hava trafikleriyle geliyor. E şimdi hava trafiklerinin kapandığı bir ortam yaşıyorsunuz. Güvenlik endişeleriyle batı trafiği açık bile olsa orada da ilk iptalleri alıyorsunuz. Ve sonrasında da bu savaşın bir özelliği var dikkat ederseniz, Ukrayna-Rusya savaşı olsun, İran savaşı olsun, Suudi Arabistan kısmı yansıması olsun, tamamı Körfez bölgesi olarak da baktığınız zaman enerji ihraç eden ülke" ifadelerini kullandı.



"Turist girişlerini tekrar sağlamayı başardık"


Rusya’nın hava trafiğinde, son zamanlarda, özellikle 2026’nın tamamını kapsayan dönemde, çok büyük dron saldırılarıyla karşılaşıldığını kaydeden Ersoy, "Her dakika havalimanlarında çok ciddi gecikmeler ve kapanmalar oluyor. Bu da dolayısıyla ne oluyor? Hava trafiğinde azalmalara ve eksilmelere sebebiyet veriyor. Ama her şeye rağmen Türkiye, bakın bunca olumsuzluğa rağmen ateş çemberinin ortasında bir istikrar adası olmayı başardı. Bakın burada Cumhurbaşkanımızın, Dışişleri Bakanlığımızın yürüttüğü barışçıl politika ve barışı getirmek için yapmış olduğu çabaların çok büyük artısını görüyoruz. Bu kadar olumsuzun içinde çok büyük artılar da gördük. Bu bizim algıyı çevirmemiz konusunda da bize çok destek oldu. Yoğun tanıtım kampanyalarıyla, dışarıdan getirdiğimiz kanaat önderleriyle, dijital medyada çok kuvvetli iletişimle biz yavaş yavaş bu algıyı düzelttik. Düzeltiyorum, yavaş yavaş değil, çok hızlı bir şekilde düzelttik ve üçüncü çeyrek itibariyle neredeyse başa baş bazen de çok ufak da olsa üstünde tekrar turist girişlerini sağlamayı başardık. Fakat ihtimal olan, bakın hala bu kadar büyük bir dengesizlik içinde turizm yapıyoruz ki, biz Amerikan seçimleri ne olacak, Amerikan seçimleri sonunda İran vurulacak mı, savaş Suriye Yemen üzerinden Suriye’ye yansıyacak mı, Rusya’da Ukrayna savaşında nasıl bir gelişme olacak? Bu kadar belirsizlik içinde siz bana diyorsunuz ki, ‘Şunu söyledin, şu hedefi nasıl tutturacaksın?’ Bakın biz sektörümüzü ayakta tutmak için, hedeflerimizi yakalamak için elimizden gelen manevralarıyla, törpü, hızlı düzeltmeleri de yapıyoruz. Mümkün olan en yakın... Bakın, kimi 2028’den şu anda göremem ki. Ben şu anda 2026’yı doğru bir şekilde kapatmaya çalışıyorum. 2027’deki olası sürprizleri bir görün. Çünkü yolda devamlı bir şey değişiyor. Artık devamlı süresi haftalık olmuyor. Yani siz bir hafta sonrasına da bir yorum yapsanız farklı bir şey çıkabilir. Ama biz ne yapıyoruz? Pazar çeşitlemeleriyle, farklı hava trafikleriyle, en azından hava trafik çeşitliliği ve ürün çeşitlemeleriyle yolcu getirmeye çalışıyoruz. Ve bunda da gayet başarılı oluyoruz. Geçmişteki krizlerle kıyasladığınızda, bakın eksi 30’luk, eksi 40’lık kayıplar olduğu yerde kalırdı. Şimdi bir de bizim resort bölgelerinde şöyle bir özellik var, yani niye İstanbul’da artıya çevirebildik, şeyde azaltabildik" açıklamasında bulundu.



"Yeni rezervasyonlar ve oteller sayesinde arttırmayı başararak bu süreci yönettik"


Eesort bölgelerin yüzde 80 ya da 85 civarında charter seferiyle geldiğini söyleyen Ersoy, tur operatörlerinin garantili charter uçuşlarıyla geldiğini aktararak, şöyle konuştu:


"Çünkü Şimdi charter uçuşlarında da turoperatör risk almayı sevmez. Haklı adam. Yani ufacık bir koltukta boşluk olsa yüzde 5’lik, yüzde 10’luk, bunu finanse etme şansı yok. Tamamen zararı yazar, o yılı kapatmak zorunda. Zaten fiyat, yakıt dalgalanmalarındaki fiyat artışları üstlendiği için doluluk krizini alamayacağı için ilk savaş anındaki endişeyle birçok charter firması rotasını safe bölge dediğimiz İspanya gibi batı taraflarına, yani İtalya’ya, Fransa’ya, İspanya’ya, Yunanistan’a çevirmeyi tercih ediyor. Bu doğal bir akış. Biz daha sonrasında Express ve Türk Hava Yolları gibi, ekstra koyabileceğimiz kendi havayollarımızın desteğiyle koridor vesaire gibi, bunlarla uçuşlar koydurarak oradaki farkları kapatmayı, oradaki kayıtları yeni rezervasyonlar ve oteller sayesinde arttırmayı başararak bu süreci yönettik. Şimdi özellikle belirtmem gereken bir şey daha var. Şimdi turizm geliri artmıyor gibi bir şey söylüyorsunuz ama bakın kişi başı gelir değil, defalarca anlattım tekrar söyleyeyim çok net. Kişi başı gecelik gelir. Bizim bakmamız gereken odur. Ve kişi başı gecelik gelir ne olmuş turizmde? 2017 sonunda bakın biz 82,9 dolar yabancı turistçi çıkıyor. 82,9 dolardan almışız. Bu sene ilk 9 aylıklar bazında bakıyorum, 9 aylık rapor işlediği için, bu sene 119,9 dolara gelmiş. Yüzde 44,6’lık bir artış olmuş. Genel olarak da baktığınız zaman bizim hani gurbetçileri de saydığımız için, onları da dahil ettiğiniz zaman 75,8’den 107,7 dolara gelmiş. Orada da yüzde 42,2’lik bir artış gerçekleşmiş. Şimdi dediniz ki sezonun uzatılması için çalışmalar yapıyorsunuz. Evet yapıyoruz. Hem başından beri sezonun uzatılması için ben göreve geldiğimden beri en büyük konsantre olduğum nokta o."



"Ekmek aslanın ağzında değil, midesinde, turizm rekabeti oraya gelmiş bir nokta"


Göreve geldiğinden beri bölgelere turist çekme projeleri üzerine çalıştığını kaydeden Ersoy, "Şimdi biz hani siz diyorsunuz ya şuraya uçsun, gelsin falan. Öyle bir lüks yok dünya. Bakın tüm dünya ülkeleri, vatandaşları bizim potansiyel misafirimiz. Ama artık tüm dünya ülkeleri potansiyel rakibimiz. Artık her turistten faydalanıyoruz. Eskisi gibi değil bu iş de iş. Çünkü bugün petrol ülkeleri de turizme yatırım yapıyor. Farklı dönemdeki hani bizim bizde kış olan dönemde yaz olan diğer bölgeler Ekvatora yakın olan devletler, tamamı de yatırım yapıyor. Artık ekmek aslanın ağzında değil, midesinde. O kadar artık turizm rekabet altına gelmiş bir nokta. Şimdi biz niye bu çabaları, çeşme gibi, Didim gibi projeleri hayata geçirme? Demin Adana için de söylediniz bir proje. Benzer bir projeyi sizin için yapabiliriz. Eğer arkasında durabilecekseniz. Bakın çok net söylüyorum. Çünkü çok güzel bir proje hazırlıyoruz. Hakikaten Çeşme projesi üzerinde en iyi çalıştığımız projelerden biriydi. Ama farklı ideolojik sebeplerden dolayı reddedildi. Ha şimdi turist gelsin denilince turist gelmiyor. Bakın, her bölgenin kendi özelliği var. Ege’nin farklılığı nedir Antalya’ya göre? Sezonu daha kısadır. Niye? Yukarıda olduğu için deniz suyu hızlı soğur. O zaman ne yapacaksınız? Sezonu yaymanız gerekiyor değil mi? Orada geliştirmeniz gerekiyor. Ne yapmanız gerekiyor? İşte Golf, golf alanlarıyla desteklemeniz lazım, spor alanlarıyla desteklemeniz lazım, kültür etkinlik alanlarıyla, müze ve gastronomi ile desteklemeniz lazım. Ege’de de çok şükür o tarz şeylerin hepsi vardı. Çok zor bir alanda devletin kasasından bir kuruş çıkmadan yatırımcılığı yapacak bir proje, bir proje geliştirmiştik. Şimdi tekrar öyle bir kayıt geliyor bana bütün herkesten, odalardan vesairelerden de geliyor. Yani samimiyseniz, istiyorsanız dedik, kaldığımız yerden tekrar sizle paylaşırız. Varsa talepleriniz, düzeltmeniz, düzeltecek kısımları düzeltiriz" şeklinde konuştu.



"Formula 1 yarış sahasında sınırlı olmayacak"


Formula 1’in Bakanlık tarafından çok yakinen takip edildiğini açıklayan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Formula 1 sahası hem Gençlik ve Spor Bakanlığı hem de federasyon tarafından, Motor Sporları Federasyonu tarafından işletilmesi sağlandı ve tekrar Formula 1 yarışlarının 5 yıl boyunca bu minimum 5 yıllık ilk başlangıç anlaşması olduğu için ülkeye gelmesi sağlandı. Biz burada da eskisi gibi yaklaşmıyoruz hem öncesi hem yarış esnası hem yarış sonrası Antalya’da, Bodrum’da tatilini başlat. İstanbul’da yarışa başla veya İstanbul’da yarışı başla, Antalya’da tatili başlat gibi süreci de uzatacak tanıtımlarla, paketlerle olayı canlandıracağız. Ve sadece yarış sahasında sınırlı olmayacak şekilde hazırlıklar yapmıyoruz. Yani etkinlikleri yarış sahasında sınırlamayacağız. Etkinlik sırasında İstanbul’u tamamını yayacak şekilde bu tarz geliştirmeleri yapıyoruz. Bunun gibi birçok spor organizasyonları, mesela şu anda şubat ayında biliyorsunuz onlara da destek veriyoruz. La Liga, İspanya liginin gelmesi gibi, bunlar sektörün düşük sezonunda desteklenecek etkinlik faaliyetleri. Artık çok yoğun bir şekilde bunu yapıyoruz. Ben bunlar gibi size onlarca, otuz, kırk, elli tane etkinlikler sayabilirim ama biz zaten bu birimleri kurduk, bakanlığımızın altındaki Turizm Geliştirme Ajansında ve yoğun bir şekilde bu çalışmaları arttırıyoruz."

Haber kaynağı: İhlas Haber Ajansı

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle