Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine dikkat çeken Ergun, 1993-2025 yılları arasında değerlendirilen yaklaşık 94 bin 282 projeden yalnızca 96’sına “ÇED Olumsuz” kararı verildiğini söyledi. Aynı dönemde 8 bin 794 projeye “ÇED Olumlu” kararı verildiğini, 83 bin 925 proje için ise “ÇED Gerekli Değildir” kararı alındığını ifade etti.
Verilere göre toplam projelerin yalnızca binde 1’inin reddedildiğini kaydeden Ergun, çevreye etkisi olabilecek projelerin büyük bölümünün kapsamlı çevresel değerlendirmeden geçirilmeden uygulamaya konulduğunu savundu.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan çevre mücadelelerinin temelinde bu anlayışın bulunduğunu öne süren Ergun, maden sahalarının genişlediğini, ormanların kesildiğini, tarım arazilerinin yapılaşmaya açıldığını ve su kaynaklarının tehdit altında olduğunu söyledi.
ÇED süreçlerinin çevreyi korumanın değil, yatırım projelerine hukuki meşruiyet sağlamanın aracı haline geldiğini iddia eden Ergun, çevreyi koruması gereken sistemin çoğu zaman şirketlerin önünü açan bir formaliteye dönüştüğünü öne sürdü.
ÇED süreçlerinin bağımsız bilim insanlarının ve yerel halkın etkin katılımıyla yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Ergun, “ÇED Gerekli Değildir” kararlarının istisna olması gerektiğini ifade etti. Ormanları, meraları, zeytinlikleri ve su havzalarını tehdit eden projelerde daha sıkı çevresel denetim uygulanması çağrısında bulunan Ergun, kalkınma ile çevre koruma arasında gerçek bir denge kurulması gerektiğini vurguladı.
Ergun, sürdürülebilir kalkınmanın ancak doğal kaynakların korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakılmasıyla mümkün olacağını sözlerine ekledi.
Editor : ARZU BARIŞKANER
