Adalet ve Kalkınma (AK) Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Fransa’yla yapılan iş birliği anlaşması, öbür taraftan İsrail ve Hindistan’la uzun menzilli füzeler, gelişmiş füze sistemleri konusunda anlaşmaları aslında Güney Kıbrıs Rum tarafını bir silah deposu haline getirmiştir. Bu tehdit doğrudan Kıbrıs Türk halkınadır. Kıbrıs Türk halkının geleceği Türkiye’nin geleceğidir. Türkiye bu konularda asla bir oldubittiye müsaade etmez, etmeyecektir" dedi.
Adalet ve Kalkınma (AK) Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı’nın 52’nci yıl dönümü kutlamaları kapsamında bulunduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde açıklama yaptı. İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklama yapan Yayman, Kıbrıs meselesinin yalnızca Türkiye’nin dış politika başlıklarından biri olmadığını, Türk milletinin ortak milli davası olduğunu belirterek, Türkiye’nin Kıbrıs politikasında herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığını vurguladı. Hüseyin Yayman, 20 Temmuz Barış Harekatı’nın Kıbrıs Türk halkı açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu söyleyerek, "Mutlu Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla gerçekten tarihi anlara tanıklık ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Milleti’nin Kıbrıs davasına verdiği önemi biliyoruz. Biz hep şunu söyledik, söylemeye devam ediyoruz. Kıbrıs meselesi, siyaset üstü bir meseledir. Kıbrıs meselesi, bir partinin meselesi değildir. Kıbrıs meselesi, Türk Milleti’nin 86 milyonun meselesidir. Ve dolayısıyla da bugün tekrar 1974 Barış Harekatı’nın yıl dönümü vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeyiz, Lefkoşa’dayız. Mutlu Barış Harekatı, bir kez daha milletimize, Kıbrıs Türk halkına hayırlı uğurlu olsun. Meseleye şöyle bakılabilir. Eğer Mutlu Barış Harekatı olmasaydı bugün Kıbrıs’ta nasıl bir tabloyla karşılaşacaktık? Rum tarafının bugün dahi devam eden Kıbrıs Türkü’nü yok sayma, onu siyasal temsil alanında, ekonomi alanında, toplumsal hayatta yok sayma yaklaşımı maalesef dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Bu farklı farklı düzeylerde kendini ortaya koymaktadır" dedi. "Avrupa Birliği’nin Rum tarafına şımarık çocuk gibi davranması Türk milleti tarafından not edilmektedir"
Avrupa Birliği’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yönelik yaklaşımını eleştiren Yayman, "Bir taraftan Avrupa Birliği’nin (AB) Güney Kıbrıs Rum tarafına şımarık çocuk gibi davranması, öbür taraftan Avrupa Devletleri’nin Yunanistan’ı ve Güney Kıbrıs Rum yönetimini destekleyen tavırları Türk milleti tarafından not edilmektedir. Cumhurbaşkanımızın söylediği çok güzel bir söz vardır. Biz tarihin doğru tarafındayız. Dün de tarihin doğru tarafındaydık, bugün de tarihin doğru tarafındayız. Ve biz Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler kürsüsünde dile getirdiği gibi Kıbrıs Türk halkının temel bir talebi gibi artık eşit statülü, siyasal egemenlik temelinde artık federasyon tartışmalarının geride kaldığı ve bir anlamda iki devletli çözümün tüm toplum tarafından benimsendiği bir süreçteyiz" diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşunun net olduğunu vurgulayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler kürsüsünde dile getirdiği gibi artık bu meselede top çevirme zamanı geride kalmıştır. Kıbrıs Türkü’nü yok sayan herhangi bir öneri, herhangi bir görüşme talebi, herhangi bir müzakere arayışını doğru bulmamaktayız. Çünkü Türk halkı da bu meselede çok net bir duruş içerisindedir" ifadelerini kullandı. "Yunanlı parlamenterin Türk askerini suçlayan iddiaları yok hükmündedir"
Avrupa Parlamentosu’nda Türk askerini hedef alan açıklamalara tepki gösteren Hüseyin Yayman, Rum tarafının son dönemdeki askeri faaliyetlerine de dikkat çekti. Yayman, "AB’de bir Yunanlı parlamenterin 1974 Mutlu Barış Harekatı’nda Türk askerini suçlayan iddiaları yok hükmündedir. Bunlar deli saçması iddialardır. Ve aslında Avrupa Birliği’nin hem Kıbrıs Türk halkına bakışını, hem Türkiye’ye bakışını, hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bakışını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla buradaki mesele asla kabul edilemez. Bunu yok sayıyoruz" şeklinde konuştu.
Türkiye’nin duruşunun açık bir şekilde ortada olduğunu söyleyen Yayman, "Çünkü burada 1960 Anlaşması’nı ve tüm Annan Planı’nı yok sayan, daha önceki tüm müzakere arayışlarını yok sayarak tek taraflı olarak Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne alınması ve Türklerin adada yok edilmek istenmesi, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan Türk askerinin varlığından rahatsız olunması bunlar doğru değildir. Burada çok ciddi bir hazımsızlık bulunmaktadır. Bu hazımsızlığı kabul etmek mümkün değildir" dedi. "Güney Kıbrıs Rum tarafını bir silah deposu haline getirmiştir"
Rum Yönetimi’nin son dönemdeki savunma politikalarına ilişkin değerlendirme yapan Hüseyin Yayman, "Dediğim gibi biz tarihin doğru tarafındayız. Bu tür iddialar deli saçmalarıdır. Muhtemelen bundan sonra da gerisi gelecektir. Çünkü Hristodulidis’in tavrı nettir. Bir taraftan Fransa’yla yapılan iş birliği anlaşması, öbür taraftan İsrail ve Hindistan’la uzun menzilli füzeler, gelişmiş füze sistemleri konusunda anlaşmaları aslında Güney Kıbrıs Rum tarafını bir silah deposu haline getirmiştir. Ve bu tehdit doğrudan Kıbrıs Türk halkınadır. Kıbrıs Türk halkının geleceği Türkiye’nin geleceğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği Türkiye’nin geleceğidir. Türkiye bu konularda asla bir oldubittiye müsaade etmez, etmeyecektir. Dün etmedi, bugün de etmeyecektir. Cumhurbaşkanımızın ve Türk milletinin bu konudaki tavrı nettir. Dün nasıl ki ‘Ya Taksim Ya Ölüm’ yaklaşımı gündeme geldiyse Türkiye bugün bu noktadan bir milim dahi geri adım atmamıştır, atmayacaktır da" diye konuştu. "Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını tahrik eden davranışlarını Türkiye Cumhuriyeti not etmektedir"
Metehan Sınır Kapısı’nda düzenlenen gösterilere de değinen Yayman, Türkiye ile KKTC’nin gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, "Bir taraftan Yunanistan’daki bazı parlamenterlerin ve AB taraftarlarının, öbür taraftan Güney Kıbrıs Rum tarafının bir takım gösteriler yapmak suretiyle sürekli Metehan Sınır Kapısı’nda ya da başka yerlerde yürüyüşler tertip etmek suretiyle Kıbrıs Türk halkını tahrik eden davranışlarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti not etmektedir. Ve stratejik sabırla meseleyi izlemektedir. Buradan Türkiye’nin tavrı, Kıbrıs Türk halkının tavrı çok nettir. Biz adada barışın, esenliğin, huzurun, ekonomik paylaşımın olmasını istemekteyiz ve buradaki mesele çok nettir. Suları tersine akıtmak mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
Hüseyin Yayman açıklamasında, "Burada yapılan tüm Crans Montana’da verilen sözler tutulmamışken, Annan Planı’nda verilen sözler tutulmamışken ve Kıbrıs Türk halkını yok sayan temel yaklaşım, paradigma değişmemişken buradaki her türlü söylenecek söz maalesef ama maalesef hiçbir ilerleme sağlamayacaktır. Ve sadece tarafların ağzına bir parmak bal çalmak ve bu meselede Kıbrıs Türk halkını zararlı bir duruma itmek istemektedirler. Ve pozisyonlarımız nettir, değişmez" şeklinde konuştu.
Barış Harekatı’nda Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesine vurgu yapan Yayman, "Kıbrıs meselesi partiler üstü bir meseledir ve inşallah bu tavır da devam edecektir. Ben bir kez daha 1974 Mutlu Barış Harekatı’nda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kahraman Mehmetçiğimizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kıbrıs Türk halkı yokluktan var olan ve yok edilmekten bir soykırımdan son anda kurtulmuştur. Başta Rauf Denktaş olmak üzere tüm devlet büyüklerimizi bir kez daha saygıyla, hürmetle anmak isterim. Onların mücadelesi olmasaydı, onların haklı davası olmasaydı, onların gerçekten tarihe not düşen eşsiz mücadelesi olmasaydı bugün bambaşka bir tablo ortaya çıkabilirdi. Adadaki Türk varlığına tahammülü olmayan insanlar şu gerçeği kabul edecekler. Adada Türkler vardır, var olmaya devam edeceklerdir" dedi.
HABER KAYNAĞI : İHA
Editor : KAYNAK-İHA
