telefonunu almayı da
Telefonumu vermeyi de..
istemedim..
İzleri içimizde saklı kalan
bir aşktı belki bizimkisi…
Biz ağır âşıklardık…
Sen bir yolcu,
ben bir hancı…
Birbirine değip de
nereye varacağı bilinmeyen
iki bakıştı yalnızca…
Gözlerin gözlerime değdi,
zaman sustu,
Dünya bir anlığına ısındı.
Sonra gözlerin uçup gitti…
Sanki hiç değmemişlerdi birbirlerine,
sanki o kısacık an
hiç yaşanmamıştı.
Kim bilir kaç aşk yaşamış,
kaç kez inanıp
kaç kez kırılmıştın?
Kaç güzel sözün ardında
kaç hayal kırıklığı biriktirmiştin?
Kaç kez bir umuda tutunup
kendi yalnızlığına dönmüştün?
Belki artık inanmıyordun
aşk şiirlerine,
süslü cümlelere,
büyük vaatlere…
Ben de tek kelime etmedim.
Belki bir çift gözün içinde saklı
küçücük bir samimiyet,
bir gülümseme,
içten bir merhaba,
biraz dostluk, biraz sıcaklık
ve incinmeden anlaşılmanın huzuruydu.
sessizce aradığın…
Gözlerinde yarım kalmış hikâyeler vardı.
Yitip gitmiş güvenlerin,
üstü örtülmüş kırgınlıkların,
kimseye anlatılmamış acıların
sessiz izleri…
Ama yine de
bir yerlerde küçücük bir umut
saklıydı sanki.
Çünkü gözlerin gözlerime değdiğinde
bir anlığına ısınmıştı Dünya.
Belki sen de hissetmiştin,
belki yalnızca ben inanmıştım…
Kim bilir?
Belki karanlıkta bir ışık yakalamıştık,
belki de iki yalnızlık
birbirine dokunup geçmişti.
Ne sen kaldın,
ne ben ardından bir yol aradım.
Ne bir telefon numarası vardı elimizde,
ne de yeniden karşılaşacağımıza dair
verilmiş küçücük bir söz…
Geriye yalnızca
gözlerimizin birbirinde bıraktığı
o güzel, kelimesiz dakikalar kaldı.
Belki de bazı hikâyeler
kelimelerle başlamazdı zaten…
Bir bakışta doğar,
bir sessizlikte büyür,
daha adını bile koyamadan
insanın içine yerleşirdi.
Bir anlık dokunuş kadar geçici,
bir ömür hatırlanacak kadar derin…
Ve biz…
Belki hiç başlamadık bile.
Ama nedense
bitmiş gibiydik.
Sen yoluna gittin,
ben hanımda kaldım…
Kapım açıktı belki,
ama ardından seslenmedim.
Elimi bırakıp giderken
ne sen ardına baktın,
ne ben ardından yürüdüm.
İki yabancıydık belki…
Birbirimizin adını bile
hikâyemize yazmadan
geçip giden iki yabancı…
Ama bir anlığına
birbirimizin içinde kaybolduk.
Belki bir daha hiç karşılaşmayacağız.
Belki yüzümüzü bile unutacağız zamanla.
Ama o anı,
o sessizliği,
gözlerimizde birbirimize değen
o tarifsiz sıcaklığı…
Kim bilir,
belki bir gün
hiç beklemediğimiz bir anda
yeniden hatırlayacağız.
Çünkü bazı aşklar
yaşanmış olmak için değil,
insanın içinde iz bırakmak için gelir.
Bazıları bir ömür sürer,
bazıları bir bakış kadar…
Ama bazen
bir bakış,
bir ömre bedel olur.
Ve biz…
Ne birbirimize kavuşabildik,
ne de birbirimizi unutacak kadar
gerçekten tanışabildik.
Biz,
daha başlamadan yarım kalan
bir hikâyenin içinde…
En çok da
gözlerimizin birbirine çarptığı
o sessiz aşkın içinde
KAYBOLDUK… 12 Ekim 2026

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir