Marmaris bir kez daha uluslararası bir spor organizasyonuna ev sahipliği yaptı.
Dünyanın en bilinen spor markalarından birinin adıyla gerçekleştirilen bisiklet yarışı; “uluslararası tanıtım”, “spor turizmi”, “şehir markalaşması” ve “küresel görünürlük” başlıkları altında kamuoyuna sunuldu.
Kâğıt üzerinde bakıldığında her şey oldukça etkileyici görünüyor.
Televizyon yayınları…
Drone görüntüleri…
Sosyal medya paylaşımları…
Yabancı sporcular…
Renkli organizasyon fotoğrafları…
Ancak meseleye Marmaris’in sokaklarından bakıldığında ortaya çıkan tablo çok daha farklı.
Çünkü bir organizasyonun başarısı yalnızca kameraların yakaladığı görüntülerle ölçülemez. Asıl ölçü, organizasyon sona erdiğinde o şehirde yaşayan insanların ne hissettiğidir.
Gerçekten kazanan Marmaris mi oldu, yoksa yalnızca organizasyonun kendisi mi?
Son yıllarda Türkiye’nin birçok Turizm kentinde benzer bir anlayış giderek yaygınlaşıyor. Önce büyük bir organizasyon düzenleniyor, ardından bölge ekonomisine milyonlarca liralık katkı sağlandığı, kentin dünya vitrinine çıktığı ve tanıtım açısından büyük başarı elde edildiği açıklanıyor.
Fakat işin sahadaki karşılığı çoğu zaman aynı ölçüde hissedilmiyor.
Marmaris’te de durum farklı değil.
Yarış günü yollar kapanıyor.
Mahalleler arasındaki ulaşım zorlaşıyor.
Vatandaşlar günlük planlarını değiştirmek zorunda kalıyor.
İşe gitmeye çalışanlar alternatif güzergâh arıyor.
Hastaneye ulaşmak isteyenler zaman kaybediyor.
Kent yaşamı saatler boyunca olağan akışının dışına çıkıyor.
Elbette uluslararası organizasyonlarda bazı geçici tedbirler alınabilir. Ancak Türkiye’de “uluslararası” kelimesi çoğu zaman sorgulanmadan alkışlanan bir etikete dönüşmüş durumda.
Oysa mesele, organizasyonun adına eklenen sıfat değil; şehir halkının bu organizasyondan nasıl etkilendiği.
Bu fedakârlığın karşılığında Marmaris ne elde ediyor?
Yetkililer bu tür organizasyonların kente ekonomik hareketlilik getirdiğini savunuyor.
Ancak yerel esnafa sorulduğunda ortaya çıkan tablo daha farklı.
Çünkü yarışlara katılan sporcuların büyük bölümü organizasyon kapsamında geliyor, yarışıyor ve kısa süre içerisinde ayrılıyor.
Yanlarında büyük turist kafileleri bulunmuyor.
Şehir merkezinde olağanüstü bir alışveriş hareketi oluşmuyor.
Restoranlarda dikkat çekici bir yoğunluk yaşanmıyor.
Yerel işletmelerin önemli bir bölümü organizasyon gününü ekonomik fırsat olarak değil, ulaşım ve erişim sorunu olarak değerlendiriyor.
Özetle, kamuoyuna anlatılan ekonomik etki ile sahada hissedilen ekonomik etki arasında ciddi bir fark bulunuyor.
Kaç işletme doğrudan gelir elde etti?
Kaç esnafın cirosunda ölçülebilir bir artış yaşandı?
Kaç turist bu organizasyon nedeniyle Marmaris’e geldi?
Kaç gece konakladı?
Kent ekonomisine bırakılan net gelir ne oldu?
Bu veriler şeffaf biçimde paylaşılmadığı sürece “ekonomik katkı” söyleminin kamuoyunda karşılık bulması kolay görünmüyor.
Her organizasyonun ardından aynı cümleyi duyuyoruz:
“Marmaris dünya çapında tanıtıldı.”
Oysa Marmaris zaten dünyanın ve Türkiye’nin en bilinen turizm destinasyonlarından biri.
Sorun insanların Marmaris’in adını duymaması değil.
Sorun; sezonun uzatılamaması, kişi başına turizm gelirinin artırılamaması ve yerel ekonominin yeterince güçlenememesidir.
Başka bir ifadeyle Marmaris’in daha fazla tanıtıma değil, daha fazla katma değere ihtiyacı vardır.
Kentin ihtiyacı adının görünmesi değil, ekonomisinin güçlenmesidir.
Spor elbette değerlidir.
Uluslararası etkinlikler de önemlidir.
Hiç kimse spor organizasyonlarına kategorik olarak karşı çıkamaz.
Ancak modern şehircilik anlayışı artık farklı bir noktadadır.
Dünyanın gelişmiş kentlerinde başarı; yalnızca organizasyon düzenlemekle değil, bunu şehir sakinlerinin memnuniyetini koruyarak yapabilmekle ölçülüyor.
Çünkü şehirler yalnızca turistler için var değildir.
Şehirler her sabah işe giden insanlar içindir.
Dükkânını açan esnaf içindir.
Hastaneye ulaşmaya çalışan vatandaş içindir.
Günlük yaşamını sürdürmeye çalışan aileler içindir.
Eğer bir organizasyonun sonunda memnun kalanlar yalnızca organizasyonu düzenleyenler ve onu izleyenler oluyorsa, ortada sorgulanması gereken bir planlama anlayışı var demektir.
Asıl mesele spor değildir.
Asıl mesele önceliklerin doğru belirlenmesidir.
Bir şehrin yollarını kapatmak kolaydır.
Asıl zor olan, o şehirde yaşayan insanların desteğini kazanabilmektir.
Çünkü gerçek başarı birkaç saatlik televizyon yayınıyla değil, kent halkının yaşam kalitesine sağlanan katkıyla ölçülür.
Bir kentin değeri, dışarıdan gelen birkaç yüz kişinin alkışında değil; o kentte yaşayan insanların memnuniyetinde saklıdır.
Ve bugün Marmaris’in sorması gereken soru tam da budur:
Bu organizasyonların sonunda gerçekten kazanan kim oluyor?
Organizasyon mu?
Yoksa Marmaris mi?
