Bazı hikâyeler anlatılmaz; yalnızca susularak yaşanır.
Dün akşam dostlarla uzun bir sofrada oturduk. Konuşmalar uzadıkça çaylar tazelendi, gecenin sessizliğine şiirler karıştı. En çok da Ahmet Telli’yi anarak, dizelerinde dolaştık. Kimi zaman sustuk, kimi zaman bir mısra, kırk yıl öncesine açılan bir kapı oldu.
Masadaki dostlardan biri, yaklaşık kırk yıl önce, Memleketini, sevdiğini bırakıp Marmaris’e yerleştiğini anlattı. Hikâyesini dinlerken fark ettim ki, bazı insanların hayatı bir şehrin tarihine değil, bir cümlenin söylenmeyişine yazılıyor.
Ve o hikâyeden sonra, yalnızlığıma çekildiğimde …
KIRK YIL SONRA
Kırk yıl geçmiş.
Bir takvimin yaprakları değil eksilen;
biz olmuşuz.
Ben biraz susmuşum,
sen biraz uzak durmuşsun;
zaman da bunu fırsat bilip
aramıza bir ömür bırakmış.
Oysa bir tek kelimen vardı.
“Kal.”
Deseydin,
bir ömrü aynı akşamın içinde bekleyebilirdim.
İnsan bazen gitmez.
Sadece çağrılmadığı yerde
yavaş yavaş kaybolur.
Şimdi düşünüyorum da…
Kaç kırk yıl daha geçerse geçsin,
o gün yeniden doğmayacak.
Çünkü bazı günler
takvimde değil,
kalbin en derin yerinde yaşanır;
ve orada bir kez ölür.
Sana söyleyemediklerim,
içimde konuşmayı hiç bırakmadı.
Her sessizlikte adını duydum.
Her kalabalıkta eksikliğini.
Elini doyasıya tutamadım.
Bir insanın eli,
meğer bir ömre yetermiş de
ben bunu çok geç öğrenmişim.
Seni doyasıya koklayamadım.
O yüzden hangi şehirden geçsem
rüzgâr hep yarım geldi bana.
Şimdi ne sen eski sensin,
ne ben o günkü benim.
Ama içimde,
hiç yaşanmamış bir vedanın
kapısı hâlâ aralık.
Ve insan,
en çok söyleyemediği cümlede yaşlanıyormuş.
Kırk yıl geçti…
Ama bazı ayrılıklar,
zamanı değil,
zaman onları taşır.
Belki de insanın hayatında en ağır yük, yaşadığı ayrılık değildir; yaşayabileceği hâlde yaşayamadığı ihtimallerdir.
Yıllar, şehirleri değiştirir; yüzleri yaşlandırır; sokaklara yeni isimler verir. Ama kalbin bazı köşelerinde zaman durur. Orada ne takvim işler ne mevsimler değişir. Sadece söylenememiş bir “Kal.” kelimesi, kırk yıl boyunca aynı sessizlikle beklemeye devam eder.
Çünkü bazı vedalar yaşanmaz; insanın içinde ömür boyu yankılanır
