Turizm sadece rakamlardan ibaret değildir, bir kentin gerçek başarısını; doluluk oranları, düzenlenen festivaller ya da katılınan fuarlar değil, o kentten ayrılan turistin geride bıraktığı cümleler belirler.
Bu yıl Marmaris’te turizm, önceki yıllara göre daha durağan ilerliyor. Bunu inkâr ederek ya da pembe tablolar çizerek değiştiremeyiz, gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.
Evet, kruvaziyer gemileri geliyor, onbinlerce turist günü birlikte olsa ilçeye ayak basıyor. Bu elbette sevindirici ancak insan ister istemez şu soruyu soruyor: Ya kruvaziyerler olmasa? Marmaris bugün ne kadar konuşuluyor olurdu?
Son yıllarda tanıtıma büyük önem verildi. Festivaller düzenlendi, konserler yapıldı, uluslararası fuarlara katılındı. Bunlar elbette turizmin bir parçası kimse bunlar yapılmasın demiyor. Ama asıl soruyu sormadan da edemiyoruz: Biz gerçekten tanıttığımız Marmaris’i mi yaşıyoruz?
Bir turist otelinden çıktığında ne görüyor?
Kırık kaldırımlar mı?
Günlerce onarılmayan patlak su boruları mı?
Denize karışan kanalizasyon görüntüleri mi?
Çöplerle mücadele eden sokaklar mı?
Otopark çilesi mi?
Fahiş fiyatlarla karşılaşan esnaf ve turist tartışmaları mı?
Yoksa huzurlu, tertemiz, güven veren bir turizm kenti mi?
Turizmin en güçlü reklamı billboardlar değildir. Bir turistin ülkesine döndüğünde arkadaşına söylediği “Mutlaka gitmelisin.” cümlesidir.
Çünkü insanlar artık broşürlere değil, deneyimlere inanıyor. Reklam filmlerine değil, sosyal medyada paylaşılan gerçek görüntülere bakıyor. Fuar stantlarından çok, tatilden dönen arkadaşlarının anlattıklarını dinliyor.
Marmaris’in ihtiyacı olan şey önce kendi eksiklerini tamamlamaktır. Altyapısını güçlendirmektir. Temizliğini, düzenini ve güvenini sağlamaktır. Esnafıyla, belediyesiyle, kurumlarıyla aynı hedefe yürümektir.
Gösterişli organizasyonlar elbette yapılmalı. Festivaller de olsun, fuarlar da… Ama bunlar, sağlam temeller üzerine inşa edildiğinde anlam kazanır.
Çünkü makyaj, ancak sağlıklı bir yüzü güzelleştirir.
Sorunları örtmek için yapılan makyaj ise ilk yağmurda akar.
Marmaris’in ihtiyacı yeni afişler değil; yeni kaldırımlar, temiz bir deniz, çalışan bir altyapı ve “iyi ki gelmişim” dedirten bir şehir.
Turizm, önce kentin kendisinde başlar. Marmaris bunu yeniden hatırlamak zorunda.
