Ana içeriğe geç
NURETTİN   ECE
NURETTİN  ECEKöşe Yazarı

ORGANİZE İŞLER BU KADAR MI?

Bunca para, bunca emek, bunca yıldız… Peki, hikâye nerede?

Bunca para, bunca emek, bunca yıldız… Peki, hikâye nerede?
Organize İşler: Karun Hazinesi dizisinin ilk bölümünü izledim. Vallahi içim cız etti. Onca masrafa, onca emeğe, onca güçlü oyuncuya rağmen insanın aklında tek bir soru kalıyor: Bütün bunlar daha iyi bir hikâye anlatmak için değil miydi?
Yanlış anlaşılmasın; güldüren sahneler var. Kıvanç Tatlıtuğ, Uraz Kaygılaroğlu ve diğer oyuncuların performansları da yabana atılacak gibi değil. Dekorlar, mekânlar ve prodüksiyon için ciddi bir bütçe harcandığı belli.
Ama sinemanın değişmeyen bir gerçeği var: İyi oyuncular ve büyük bütçeler, tek başına iyi bir hikâye yaratmıyor.
İlk bölümde iki köylünün lüks bir şatoya girmesiyle başlayan olaylar, büyük bir organizasyonla gerçekleştirilen polis baskınıyla devam ediyor. Ancak daha ilk dakikalardan itibaren insanın aklına sorular takılıyor: Bu düzen nasıl işliyor? Olayların inandırıcılığı nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Elbette kurgu, gerçek hayatı olduğu gibi anlatmak zorunda değil. Ama seyirciye kendi içinde tutarlı bir dünya sunmak zorunda. Aksi hâlde zekice hazırlanmış bir suç hikâyesi yerine, birbirine eklenmiş pahalı sahneler izlediğimiz hissine kapılıyoruz.
OCEAN’S ELEVEN, LA CASA DE PAPEL… MESELE SOYGUN DEĞİL!
Bir de Ocean’s Eleven ve La Casa de Papel gibi yapımları düşünelim.
Bu yapımlarda yalnızca soygun izlemiyoruz; planları, karakterlerin zekâsını, çatışmaları ve beklenmedik hamleleri de takip ediyoruz. Seyirci düşünüyor, tahmin yürütüyor, şaşırıyor. Olayların nasıl sonuçlanacağını merak ediyor.
Çünkü iyi bir suç hikâyesinde mesele yalnızca paranın büyüklüğü değil, o paraya ulaşmak için kurulan akıl oyunlarıdır.
İşte Karun Hazinesi konusunda eksikliğini hissettiğim şey de bu. Ortada büyük bir hazine, güçlü insanlar ve büyük iddialar var. Peki, hikâye neden aynı ölçüde heyecan uyandırmıyor?
ZENGİNLERİN HAZİNE AÇLIĞI!
Dizinin üzerinde daha fazla durabileceği asıl mesele belki de burada.
Karşımızda büyük servetlere sahip, lüks içinde yaşayan insanlar var. Pahalı purolar, gösterişli mekânlar, ihtişamlı hayatlar… Peki, bütün bunlara sahip insanlar neden hâlâ bir hazinenin peşinde?
Açgözlülük mü, doyumsuzluk mu? Yoksa hiçbir şeyin artık yetmemesi mi?
İşte bu çelişki, güçlü bir toplumsal hicvin kapısını aralayabilirdi. Çünkü bazen servet büyüdükçe insanın gözü de büyüyor. Milyonlar yetmiyor, milyarlar yetmiyor; sıra hazinelere geliyor.
İnsan, sahip olduklarıyla değil, hâlâ sahip olmak istedikleriyle de sınanıyor.
Bu düşünce derinleştirilseydi, Karun Hazinesi yalnızca bir suç ve macera hikâyesi olmaktan çıkıp insanın bitmeyen hırsını anlatan güçlü bir yapıma dönüşebilirdi.
YILMAZ ERDOĞAN, ARTIK YENİ BİR HİKÂYE ANLATMALI
Yılmaz Erdoğan’ın yeteneğini ve Türk sinemasına kazandırdıklarını elbette inkâr edemeyiz. Ancak geçmişte başarılı olan bir hikâyeyi yeniden anlatmak, her zaman aynı başarıyı getirmiyor.
Bence artık Organize İşler dosyasını kapatıp yeni hikâyelere yönelmenin zamanı gelmiş olabilir.
Çünkü bu memlekette anlatılacak hikâye bitmiyor. Yolsuzluklar, çıkar ilişkileri, güç mücadeleleri, ekonomik çelişkiler ve bitmeyen iktidar arzusu…
Bazen gerçek hayat, senaristlerin hayal gücünü bile zorlayacak kadar çarpıcı.
Üstelik böyle hikâyeler anlatmak için hazine haritasına da ihtiyaç yok. Yeter ki hayatın içindeki çelişkileri görebilelim ve onları güçlü bir senaryoya dönüştürelim.
ASIL HAZİNE, HİKÂYENİN KENDİSİDİR
Elbette Karun Hazinesi için henüz yalnızca ilk bölümü izledim. Sekiz bölümlük bir yapım hakkında şimdiden kesin hüküm vermek doğru olmaz. Belki ilerleyen bölümlerde hikâye derinleşir, karakterler güçlenir ve olaylar beklenmedik bir yöne evrilir. Bunu görmek isterim.
Ancak ilk bölümden beklentim daha sağlam, daha zekice ve daha inandırıcı bir hikâyeydi.
Yılmaz Erdoğan’ın geçmişteki başarısını tekrarlamak yerine yeni kapılar aralamasını isterim. Çünkü seyirci yalnızca yıldızları değil, o yıldızların içinde yaşayacağı güçlü bir hikâyeyi de görmek istiyor.
Hem gerçek hayatta bu kadar organize işler dönerken, senaristlerin işi hiç de zor değil!
Mesele Karun’un hazinesi değil, o hazineyi arayanların hikâyesi. Çünkü ekranın en pahalı dekoru bile, iyi yazılmış bir senaryonun yerini tutamaz.
Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın