Ana içeriğe geç
NURETTİN   ECE
NURETTİN  ECEKöşe Yazarı

TÜRK VATANDAŞINA VİZE, AVRUPALIYA AÇIK KAPI!

Türkiye’den Avrupa’ya seyahat etmek isteyen vatandaşların yaşadığı vize çilesini yazmaktan artık gerçekten yorulduk.

Türkiye’den Avrupa’ya seyahat etmek isteyen vatandaşların yaşadığı vize çilesini yazmaktan artık gerçekten yorulduk.

Ama mesele yalnızca bir vize meselesi değil.

Mesele; eşitlik, karşılıklılık ve vatandaşına sahip çıkma meselesidir.

Bugün Türk vatandaşı Avrupa’ya gitmek istediğinde önüne uzun evrak listeleri, banka hesapları, seyahat sigortaları, otel rezervasyonları, ulaşım belgeleri ve randevu bekleme süreleri çıkıyor.

Üstelik bazen bütün bu hazırlıklara rağmen vize alınamıyor.

Alınamadığında ise yalnızca seyahat gerçekleşmiyor; vatandaşın harcadığı para, zaman ve emek de boşa gidiyor.

Peki karşı tarafta durum nasıl?

Türkiye, aralarında Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya, Yunanistan, Polonya ve daha birçok Avrupa ülkesinin bulunduğu ülkelerin vatandaşlarına belirli koşullarda kimlik kartıyla Türkiye’ye giriş imkânı tanıyor. (Dışişleri Bakanlığı⁠)

Yani Avrupalı turist için Türkiye’ye gelmek çoğu zaman oldukça kolay.

Türk vatandaşı için Avrupa’ya gitmek ise hâlâ ciddi bir bürokratik sürecin konusu.

İşte tam burada şu soru ortaya çıkıyor:

Karşılıklılık ilkesi ne zaman gerçekten masaya gelecek?

ÜÇ AY SONRASINA VERİLEN RANDEVU!

Vatandaşın yaşadığı sorun sadece vize ücretleri veya evraklarla da sınırlı değil.

Randevu bulabilmek bile başlı başına bir mesele.

Bazı ülkelerin konsolosluklarında randevuların aylar sonrasına sarktığı yönündeki şikâyetler artık sıradan hale gelmiş durumda.

Düşünün…

Bir insan birkaç günlük tatil yapmak istiyor.

Uçak biletini araştırıyor.

Otelini seçiyor.

İzin gününü ayarlıyor.

Parasını hazırlıyor.

Sonra karşısına şu çıkıyor:

“Randevunuz üç ay sonra.”

Üç ay sonra!

Oysa seyahat dediğimiz şey bazen bir insanın hayatında yalnızca birkaç günlük bir nefes alma fırsatıdır.

KAPI VİZESİ DE BİR BAŞKA HİKÂYE

Ege kıyılarında yaşayanlar ise başka bir gerçeği görüyor.

Marmaris, Bodrum, Fethiye, Kuşadası…

İnsanlar yıllardır karşı kıyıyı seyrediyor.

“Bir gün gidip göreyim” diyor.

Çünkü vatandaşın da gezmeye, denizi başka bir kıyıdan görmeye, eşiyle dostuyla birkaç gün geçirmeye hakkı var.

Geçenlerde Bodrumlu bir vatandaşla sohbet ettim.

Kapı vizesiyle Kos’a gitmiş.

Anlattığına göre adaya girişte yaklaşık dört saat beklemiş.

Dört saat!

Sonunda içeri girebilmiş.

Fakat günübirlik gitmiş.

Feribotunun dönüş saati de yaklaşmış.

Sonuç?

Adada doğru dürüst zaman geçiremeden geri dönmüş.

Şimdi insan ister istemez soruyor:

Gülsek mi, ağlasak mı?

Bir insan başka bir ülkeye birkaç saatliğine gezmeye gidiyor, dört saat sınır kapısında bekliyor ve içeri girdiğinde dönüş vakti geliyor.

Turizm çağında geldiğimiz nokta bu mu?

İNSANLARIN BÜYÜK HAYALLERİ YOK

Aslında vatandaşın istediği çok büyük bir şey değil.

Çoğu insan Avrupa’da ev satın almak istemiyor.

Şirket kurmak istemiyor.

Yerleşmek istemiyor.

Sadece üç günlük dünyada…

Eşiyle, arkadaşıyla…

Birkaç günlüğüne başka bir ülke görmek istiyor.

Bir kahve içmek, bir sokakta yürümek, bir müzeyi gezmek, başka bir kültürü tanımak istiyor.

Bunun için de suçlu muamelesi görmeden seyahat etmek istiyor.

AVRUPA DA TÜRKİYE DE KAZANIYOR

Bu meseleye yalnızca vatandaş açısından bakmak da eksik olur.

Türk turist Avrupa şehirlerinde otelde kalıyor.

Restoranda yemek yiyor.

Kafede kahve içiyor.

Müze geziyor.

Alışveriş yapıyor.

Ulaşım kullanıyor.

Yani Türk vatandaşının Avrupa’ya seyahati, aynı zamanda Avrupa ekonomisine de para taşıyor.

Dolayısıyla mesele sadece “Türk vatandaşı Avrupa’ya gitsin” meselesi değildir.

Mesele aynı zamanda karşılıklı turizm, ticaret ve ekonomik hareketliliğin önündeki engellerin azaltılmasıdır.

TÜRKİYE’NİN DE MASADA BİR SÖZÜ…
Artık Türkiye’nin de daha güçlü ve net bir diplomatik gündem oluşturması gerekiyor.

Karşılıklılık.

Kimse Avrupa ile kavga etmekten söz etmiyor.

Kimse sınırları kapatmaktan söz etmiyor.

Tam tersine…

Daha kolay seyahat eden, daha çok ticaret yapan, daha fazla turist ağırlayan, insanların birbirini daha iyi tanıdığı bir Avrupa–Türkiye ilişkisi istiyoruz.

Ama ilişki karşılıklı olmalı.

Türkiye’nin kapıları Avrupa vatandaşlarına açıkken, Türk vatandaşının Avrupa’ya gidebilmek için aylarca randevu beklemesi ve sayfalarca belge hazırlaması artık ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

SORU BASİT:

Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa ülkeleriyle vize konusunda gerçek anlamda bir karşılıklılık mekanizmasını ne zaman masaya koyacak?

Vatandaş bunu yıllardır soruyor.

İş dünyası soruyor.

Turizmciler soruyor.

Ege’nin kıyısında yaşayanlar özellikle soruyor.

Ve artık bu sorunun cevabını duymak istiyorlar.

Çünkü mesele yalnızca bir pasaport sayfasındaki vize etiketi değildir.

Mesele, vatandaşın dünyaya açılan kapısının ne kadar açık olduğudur.

Ve o kapı artık biraz daha geniş açılmalıdır.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın