marmaris yeni sayfa
02-03-2020
Canan Baykız

Canan Baykız

MAVİ BİR BALON NE KADAR AĞIR OLUR DERSİNİZ?

Sözlerin kifayetsiz kaldığı ve manasını yitirdiği zamanlarda yaşıyoruz. Televizyona, sosyal medyaya bakınca “siz hiç en yakınınızı kaybettiniz mi?” diye sormak geliyor içimden.

Yaşınız küçük ya da büyük farketmez. Eğer çok sevdiğiniz ile yolunuz hiç ummadığınız bir anda ayrılıyorsa emin olun birdenbire büyüyor, yetişkin oluyorsunuz. Ya çocukluğunuz ölüyor ya da içinizde yaşattığınız çocuk.. Her ikisi de sizi dipsiz bir kuyuda şairin dediği gibi merdivensiz bırakıyor. Hem gücünüz kalmıyor nefes almaya hem de kalkacak olsanız etraf zifiri karanlık, gözünüzü açıp kapattığınızın arasında artık fark yok.

Bakın bir önceki paragraf  gerçek acı sahiplerinin yaşadıklarıdır. Siz bu acının ne kadarında varsınız? Haydi vicdanınıza sorun bu soruyu, yanıtı kimseyle paylaşmayın kendinizden gayrı.

Ölüm kapıyı çalınca ocağa ateş düşer. Ocak yanmaya başlayınca dumanı konu komşuyu etkiler. Etkilendiğiniz yerde hareketsiz kalıp, ahkam kesemezsiniz.”Oh iyi ki o ateş benim evime düşmedi” diyemezsiniz. Bir suçlu aramaya yeltenmez, onu orada öylece bırakıp eş, dost, hısımla sohbet etmeye devam edemez, hasımla kavgayı bu zamana denk düşüremezsiniz.

Biz evlatlarımızı yitirdik çok saygıdeğer efendiler. Onları hep birlikte onayladığınız kararla, biz de bu karara etmediğimiz itirazla hava saldırısına açık coğrafyalara gönderip orada şehit olmalarını izledik. Sizlere o kadar çok güvendik ki; emir demiri kesti, gıkımız çıkmadı. Şimdi daha o karar tartışılırken sormamız gerekenleri sormaya yelteniyor, es kaza soracak olursak size biat etmediğimiz için suçlanıyoruz.

Kötü olanları normalleştiriyoruz bayadır. Zemini oluşurken sessiz kalıyoruz. Ucu bize dokunmuyorsa “aman bana ne “ diyor umursamıyoruz. Fanatik olarak tuttuğumuz takım gibi desteklediklerimiz yapınca hatayı haksız da olsalar susarak desteklemekten alıkoyamıyoruz kendimizi. Bizim menfaatimize ise yapılan haksızlık, “işime geliyor “deyip toplumda yara açıp açmadığına bakmıyoruz. İtiraz eden olursa onu suçlayıp ona iftira atmaktan da geri durmayacak kadar fütursuz olmayı içimize sindirebilir konumdayız. “Deniz kendini nasıl olsa temizler” deyip kötü giden ne varsa hepsinin kendi kendine temizlenmesini, düzelmesini bekliyoruz. Bunun için tek yaptığımız sosyal medya hesaplarımızdan ulusa seslenmek. Fikrimize karşı çıkan varsa onları sindirene dek üstüne gitmek.

Haberlerde değişkenlik gösteren şehit sayılarının bir bilanço hesabı kadar bile değer görmemesi bu kayıtsızlık yüzünden..

Sizin kaç satırınız var? Bu acıyı anlatmaya yetecek bilmem. Ben de satırlar dipsiz kuyuya merdiven olmayacak kadar aciz. Mutluluğun  resmini hala çizmeye çalışan Abidin’e saygım sonsuz ancak bir şehit çocuğunun elindeki babasının şişirdiği mavi balona takıldı kaldı gözlerim. O çocuk o balonu artık atıp tutamayacak ya, balonu değil babasının nefesini saklamaya çalışacak ya şimdi… Hiçbir balon bu kadar ağır değil yüreğime. O balon dipsiz kuyudaki en karanlık nokta ve o çocuğun bir yanı bundan böyle hep o karanlıkta esir. Oysa balon da çoçuğun hakkı özgürlük de..

Elinden aldık çocukluğunu affetme bizi çocuk, hiç affetme…!

Aşkınız baki olsun.

Bu makale 2128 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI