marmaris yeni sayfa
22-08-2019
Erol UYSAL

Erol UYSAL

TURİZM’DE ÇEŞİTLİLİK

Ülkemizin stratejik, tarihi, doğal, kültürel, coğrafi zenginliği dikkate alındığında turizm ve turist için aranılanlara olumlu yanıt verdiği bir gerçektir. Ancak tanıtım, işletme, kalifiye eleman ve yeni alternatif çeşitlendirme ve sürdürebilirlik konularında tam başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz.

 

Üzerinde bulunduğumuz coğrafyada yıl boyu turizm yapabilecek ve her kesime hitap edecek olanaklarımız olsa da bunu istikrarlı biçimde sürdüremiyoruz. Marmaris özelinde bunların bazılarına değinmek istiyorum.  

 

Muğla İl Kültür Müdürümüz Dr. Sayın Zekeriya Bingöl Kurban Bayramı tatilinde Muğla İli hudutları içindeki bazı müze ve ören yerlerini ziyaret etmiş. Bunların isimlerini burada belirtmeye gerek yok. Ben kendi yaşadığım Marmaris’te isimleri hiç geçmeyen ve resmi ziyaret yerleri olarak bir türlü açılamayanlarını gündeme taşımak istiyorum.

 

Eski adı ‘Amos’ olan Kumlubük’teki tarihi Ören yerini geçmiş yıllarda Marmaris Ticaret Odamız Muğla Üniversitesiyle koordineli olarak antik tiyatrosu başta olmak üzere belirli düzeyde onarım yapılmıştı. Ana yoldan en üst nokta olan tapınak ve sarnıç mahalline kadar 360 derece görüş sağlayan enfes bir panoramik görüntü içindeyizdir. Hani Akdeniz ve Ege’yi birlikte koklar, okşarcasına…  Buradan tiyatronun amfisine (cavea) arkadan girilebiliyor. Restorasyon sonrası sade bir açılış kokteyli yapılmış olsa da resmi bir açılış henüz yapılmış değil. Törende Marmaris Ticaret Odası buraya ilgimden dolayı bana da bir onurluk vermişti. lMÖ. 2 ve 3. yüzyıl yapıtları olan Amos sur duvarları tekniği arkolojide bilinen ‘cyclopic’ denen yontma taş tekniğiyle yapılan türden görkemini bunca yıl koruyabilmiştir. Ticaret Odası  önceki Başkanı Sayın Mehmet Baysal düne kadar buranın açık hava müzesi olması için bir an önce ziyarete açma konusunda gereken girişimleri yapmış, ancak resmi açılış için gerekli mali ve hukuki işlemlerde tıkanıp kaldığını belirtmiştir. Sonuçta başlangıçta yapılan müzikli açılış töreni orada kalmış, Amos bir açık hava müzesi maalesef olamamıştır. “Böyle olacaktı da neden bunca harcama ve emek harcandı” diyen hemşerilerimiz olsa da Sayın Baysal’ın hala iyimser olduğunu gördüm. Oysa kültür varlıkları yönünden çevremizde ne kadar zengin ve önemli eserlerimiz varsa o kadar zengin, doğaya ve tarihe, kültüre meraklı turistlere daha çok muhatap oluruz. Böyleleri daha çok harcama yaparlar.

 Gelelim ‘Cennet Adası’ (Nimara Adası) mağarasına… Yaşı neredeyse Urfa’nın Göbekli Tepesi kadar olan bu mağaranın şimdi ki durumunun ortaya çıktığından daha kötü halde olduğu söyleniyor. Burası neden bir ziyaret yeri durumuna getirilip Marmaris’e bir kültür ziyaret yeri olarak kazandıramadı? Aynen diğerlerinde olduğu gibi çok ağır işleyen bir bürokrasiye sahibiz. Eski Yunan ve Roma dönemlerinden beri Efes, Bergama, Milet gibi antik şehirlerde bugün var olan yapıtların bazıları zengin ve imkânları olan kurum ve insanların finansal destekleriyle yapılmıştır. Her şeyi devletten beklememişler. Sadece bir lütuf olarak yönetimler böylelerinin adlarını kolon veya ana girişlere yazmışlardır. Bunu Kültür Bakanlığı bütçesinden bekleyecek olursak ören yerleri doğal ortam ve talan yüzünden ortadan kaybolup gidiyor. Osmanlı Döneminde de bunların bazıları yabancı ülkelere taşınmadı mı? Osmanlı padişahları buna izin vermedi mi?  

Şimdi bazı yerlerde kalan duvarlarla teselli buluyoruz. Heykellerin ayaklarının bastığı altlık ve ayak izleri bizde, başları alınıp götürülmüş…  

 

Marmaris’te bir dönem Marmaris Ticaret Odamız Selimiye Köyümüze yakın Kameriye (Kamelya) Adasındaki Ortodoks Kilise ve Manastırı ile de ilgilendi. Harap durumdaki kilisenin onarılması ve ziyarete açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuruda bulunuldu. Yıllar öncesinden bir şeyler yapılacağı söylenmiş ama nedense bunlara sıra gelmemiş. Ya bakan değişmiş, ya da tahsisat çıkmamış. Sayın Mehmet Baysal’ın ifadesiyle sürecin ve hukuksal sorunların giderilmesi yolunda çalışmaların devam etmekte olduğu tarzındadır. Oysa tarihi ve kültürel varlıklara yapılan onarım ve iyileştirmeler zamanla kendilerini amorti ederler. Bir de öne fazla çıkmayan artısı vardır. Kendi çocuklarımız bu eserleri görerek çevresini daha iyi tanırlar. Kültüre değer vermeye başlarlar.

 

Yazımı, yıllarca İstanbul Aya Sofya ve Topkapı Müzeleri Müdürlüğü yapan ve en son Kültür ve Turizm Bakanı yardımcısı görevinde bulunan Prof.Dr. Sayın Ahmet Haluk Dursun’un vefatı kültür ve müzecilik dünyasını çok üzdü.  Geçtiğimiz hafta içinde Van Bölgesinde gözlem için görevdeyken Ercis-Van yolunda mıcır dökülmüş yolda aracının kontrolden çıkıp şarampole yuvarlanması sonucu kendisini kaybettik. TV’lerde, bazen de turlarımızda Ayasofya Müzesinde gördüğümüz bu değerli bilim insanını ülkemiz kültür ve müzecilik dünyası için büyük bir kayıp sayıyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, mekânı cennet olsun diyor, ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum.         

.Erol Uysal 21.08.2019

Marmaris İlçesi'ndeki Kameriye (Kamelya) Adası'nda 1800 yıllık Ortodoks Kilisesi

Kameriye (Kamelya) Adasında 1800 yıllık Ortodoks Kilisesi ve Manastırı

Bu makale 249 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI