Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. O karanlık gecede canını siper ederek sokağa çıkan binlerce vatandaştan biri olan Musa İlhan, kalbinin yakınında taşıdığı kurşunla adeta adaletin ve direnişin canlı bir simgesi haline geldi. Musa İlhan, "Bizim, ülkemizin, iki tane büyük belası vardı. Birisi o sinsi terör örgütü FETÖ’ydü, ikincisi de PKK terör örgütü. 15 Temmuz’da bu sinsi FETÖ terör örgütünden kurtulduk. İnşallah 2026’da da, PKK terör örgütünden kurtulacağız" dedi.
15 Temmuz gecesi trafikte seyir halindeyken hain darbe girişimini radyodan öğrenen Musa İlhan, vatan savunması için hiç tereddüt etmeden sokağa çıktı. Korkusuzca darbeci askerlerin karşısına dikilen İlhan, hainlerin açtığı ateş sonucu ağır yaralandı. Darbecilerin silahından çıkan mermi, İlhan’ın kalbinin yakınına isabet etti. Kanlar içinde yere yığılan gazi, çevredeki vatandaşların ilk müdahalesiyle hızla hastaneye kaldırıldı. Hastanede ölüm kalım savaşı veren Musa İlhan, 4 gün yoğun bakımda kaldı ve zorlu bir tedavi süreci geçirdi. Hayata tutunmayı başaran İlhan’ın vücudundaki kurşun ise hayati risk taşıması ve cerrahi müdahalenin tehlikeli olması nedeniyle çıkarılamadı. 10 yıldır bedenin de taşıdığı kurşunla hayatına devam eden İlhan, " Bizim, ülkemizin, iki tane büyük belası vardı. Birisi o sinsi terör örgütü FETÖ’ydü, ikincisi de PKK terör örgütü. Biz Allah’ın izniyle 2016’da, 15 Temmuz’da bu sinsi FETÖ terör örgütüne kurtulduk. İnşallah 2026’da da, PKK terör örgütünden kurtulduktan sonra, Türkiye’nin 21’inci ve 22’inci yüzyılın, büyük, lider ülkesi olacağına inanıyoruz" dedi. Darbe girişimini radyodan öğrendi
O gece yaşadıklarını anlatan 15 Temmuz Gazisi Musa İlhan, darbe girişiminin haberini radyo dinlerken öğrendiğini ifade ederek, " Darbe girişiminin haberini yoldayken aldım. O zaman Başbakanımız olan Binali Yıldırım’ın ’Bir kalkışmadan şüpheleniyoruz’ diye radyodaki beyanını dinlemiştim. Ondan sonra yola çıktım. Önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan lojistik destek merkezine gittim, oradaki hain darbeci askerleri çıkarttıktan sonra da niyetim havaalanına gitmekti. Hemen lojistik destek merkezine en yakın olan Afet Koordinasyon Merkezi’ne gittim. Oranın stratejik bir önemi var. O kurumda çalıştığım için biliyorum, aşağı yukarı 700-800 tane kamera vardı. Orada İstanbul’un tamamını seyredebilirsiniz. Zaten ilk oraya gelmişler. Çünkü hemen yanı başında Hasdal Kışlası vardı. Lojistik destek merkezinde, tırnak içerisinde söylüyorum, asıl bir ‘kahramanlık’ yaptıysak biz lojistik destek merkezinde yaptık. Oradaki askerleri çıkarırken asker silahını çekti bize, bizi vurmaya çalıştı. Elinden silahını aldık. Aldıktan sonra tekrar biraz sakinleşti, araçlara bindirdik, en büyük asker bizim asker diye tezahüratlarla uğurlarken, sonrasında ileri gittiler. Alibeyköy Cep Otogarına, orada durduktan sonra dedi ki ’Bizim bir askerimiz kayıp. Tekrar döneceğiz’ dedi. ’Komutanım siz dönmeyin’ dedim. Komutan da Allah için ılımlı bir insandı. ’Siz dönmeyin. Biz. getirelim’ dedim. Sağ olsun, bir motosikletli geldi, dedi ki, ‘Ben getireyim’. Galiba daha sonra o motosikletli 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde şehit oldu. Biz bekliyoruz. Bir tane asker korkudan lojistik destek merkezinin kilerine saklanmış. Gözleri kan çanağı olmuş, ağlıyordu. Bu şekilde bindiler ve devam ettiler. Ben de hemen en yakın oradan Afet Koordinasyon Merkezi’ne (AKOM) geçtim. Girer girmez, güvenlik kapıdaydı. Ama çevre aydınlatması karartılmıştı. ’Buraya geldiler mi?’ dedim. O da ‘Geldiler, içerideler’ dedi. Girdim, ayağımda yaz günü kısa pantolon ve terlik vardı" diye konuştu. Hain kurşun sonrası hastaneye kaldırıldı
Vücuduna isabet eden kurşun sonrası hastaneye kaldırılan ve tedavi gören İlhan, "Girer girmez bir atış olunca korktum. Bir koşar gibi oldum, ayağımdan terliğim çıktı. Ama o kadar heyecanlıyım ki, lojistikten çıkardık askerleri, bir özgüven de oluştu. Arabam bile çalışır vaziyette kalmış. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Yanımdaki arkadaş, İmam Hatip’ten hocam, ‘ondan sonra senin elektrik kesti’ dediler. Ben bağırıyormuşum, tişörtümü yırtmışım; ’Beni mi vuracaksınız?’ diye. Oradaki askerin bağırtısını duyuyorum bana ’Yaklaşmayın vururum’ diye. Ben ’Geliyorum hadi vuracaksan vur’ dedim. O da bizi vurdu, bir yarbaydı. Yere düştüğümü hatırlıyorum. Yere düştükten sonra belli bir süre içerisinde bir arkadaşın göğsüme tampon yaptığını, tampon yaparken de aynı zamanda da kendini siper ettiğini görüyorum. Sonrasında yavaş yavaş artık bilinç gitmeye başlıyor. Aşırı derece bir kan kaybı olmuş. Allah kimseye yaşatmasın. O zor anda sürekli, gözümü kapatıyorum. Diğer kurşun isabet etmesin diye tedirginlik yaşıyordum. Bu şekilde sonradan kendimden geçmişim. Hastaneye kaldırmışlar, özel bir hastaneye. Özel bir hastanede ilk müdahaleden sonra da, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmışım" diye konuştu. Hastanede gözlerini açtığında ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sordu
Yoğun bakımdaki tedavisinin ardından gözlerini açan İlhan, ilk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaşayıp yaşamadığını sorduğunu söyleyerek, " Şunu söylediler. Yoğun bakımda uyandığımda, Cumhurbaşkanımızı o gece hiç duymadım, görmedim. Sadece başbakanımızın sözünü hatırlıyorum, ‘Kalkışmadan şüpheleniyoruz’ diye. Sonra ilk uyandığımda hemşire hanıma ’Cumhurbaşkanımız yaşıyor mu?’ diye sormuşum. Hemşire hanım da yaşadığını söyledi. Allah’a hamd olsun, bizler korkmuyorduk, korkmayacağız. O zaman 10 yaşında bir kızım vardı, şimdi 9 aylık bir kızım var. İnanın mübalağa yapmıyorum, Allah muhafaza, olmaz artık darbeler o tarihin karanlık sayfalarına kapatıldı ama şu an öyle bir şey olsa yine o 9 aylık çocuğumu, bırakır koşa koşa giderim. O zaman terlikle gittim, belki şimdi çıplak ayaklarla giderim. Çünkü, vatan olmayınca, evlat da olmuyor, vatan olmayınca, eş de olmuyor, vatan olmayınca hiçbir şey olmuyor. Bizler bu topraklara 1071’de Sultan Alparslan’la gelmişiz. Biz bu toprakların, ya altında olacağız, ya üstünde olacağız. Kıyamete kadar, ya bu toprakların altında yatacağız, ya üstünde yaşayacağız. Cenabı Allah 15 Temmuz’u tekrar yaşatmasın" şeklinde konuştu. Vücudundaki mermiyle yaşıyor
10 yıldır göğsündeki mermiyle yaşamına devam ettiğine değinen İlhan, "Benim için gurur. İnsan ahirete giderken 2 metre kefenden başka hiçbir şey götüremeyecek. Ama ben, her zaman bunu söylüyorum, benim göğsümde 3,5 santimetre boyunda bir nişanem var, İnşallah ahirette onu götüreceğim. Bizim, ülkemizin, iki tane büyük belası vardı. Birisi o sinsi terör örgütü FETÖ’ydü, ikincisi de PKK terör örgütü. Biz Allah’ın izniyle 2016’da, 15 Temmuz’da bu sinsi FETÖ terör örgütüne kurtulduk. İnşallah 2026’da da, PKK terör örgütünden kurtulduktan sonra, Türkiye’nin 21’inci ve 22’inci yüzyılın, büyük, lider ülkesi olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
HABER KAYNAĞI : İHA
Editor : KAYNAK-İHA
