Gölcük'teki donanma Marmaris'e taşınmıştı.
Balıkçılar için artık Aksaz yasak.
Nerede o lagoslar, trançalar, çupralar.
-Neydi lan o balıklar Aksazı hiçbirisi tutmuyor. Aksızın kalitesi başka çeşit boldu Hem de lezzetli.
-Nerede bulacağız bu balığı gari.
-İsmail ne yapıyorsun?
- Elimiz böğrümüzde düşünüp duruz.
-Bak biz yarından sonra donanma komutanına yat da yemek vereceğiz. Durumu anlattım sen bugünden çık bize de biraz balık tut Aksaz sana serbest iki gün izinlisin.
- Tamam başkanım Sağol
Başkan Marmaris Belediye Başkanı İsmet Karadinç, emekli Yarbay ve ateşe Marmaris'te ve donanmada sevilen ve sayılan sözü söz başkan.
İsmail hemen Hazırlandı yemler paragadi düzeni elden geçirildi. Yanına yeğeni Mehmet'i aldı. Ver elini Aksaz .
-Cennete mi gidiyoruz le Mehmet? Balıklar bizi bekleyip durudur.
Pancar Motorlu Piyade ile yola koyuldular, akşamdan bildikleri her yere paragadileri attılar.
Aksızın donanma ışıklarını seyretmek çok güzeldi. Yanlarına yanaşan botu bile fark etmediler. Durum anlatıldı. Her şey tamam, Sabaha kadar uyku girmedi gözüne.
- Mehmet Hadi gari ya nasip
-Tamam amca
Hiç ellenmemiş bu bereketli denizden tam 5 kasa balık tuttular.
İsmail kasanın altlarına büyükleri üstlerine küçük çupra ile takozları dizdi.
-Hah şimdi Tamam. Biraz sonra Başkan gelir iki kasa çıkarır, hep ufak be deriz.
Komutanlar ve Başkan yattı idi. Başkan şöyle bir baktı
-İsmail ne bu hepsi ufaklık Aksaz’ın suyu mu çekilmiş? Yeminde mi iş yoktu?
-Kısmet Başkanım
Başkan şöyle bir Mehmede baktı yüzündeki gülücükten nem kaptı
- İsmail dök bakalım sen şu kasayı.
Alttan mavri, Lagos, sinarit kiloluklar güverteye döküldü.
Başkasına bakmayalım artık hadi onlar da senin. İzin için gelmezsin değil mi?
- Yapmayın Başkanım zaten çevirecektim şaka olsun dedim.
- komutanım komutanım ben İsmail, Başkan'la aynı devreyiz ara sıra geliriz değil mi? İzin verirsin değil mi?
