Marmaris’te gazeteci olabilmek, gerçekten zor bir zanaat. Türkiye’nin göz bebeği olan bu güzel ilçede neredeyse her gün yeni bir olay yaşanırken, kamu görevi olarak görülen gazetecilik mesleği de en hassas alanlardan biri haline gelmiş durumda.
Dünyanın her yerinde bir haber, ilk günkü etkisini zamanla yitirebilir. Ancak gazeteci için süreç hiçbir zaman bitmez. O haberin peşini bırakmaz, gelişmeleri takip eder, doğruyu aktarmak için çabalar. Bazen canlı yayında kelimeler birbirine karışır, bazen heyecan ağır basar, bazen de şartlar kusursuz bir anlatıma izin vermez. Ama tüm bu insani durumların ötesinde tek bir amaç vardır: doğru bilgiyi kamuoyuna ulaştırmak.
Sizler evinizde, telefonunuzdan ya da televizyonunuzdan “ne olmuş?” diye izlerken, gazeteci çoğu zaman olayın tam ortasındadır. Yağmurun altında, yangının kıyısında, kazanın hemen yanında… Elbette herkes için aynı şey söylenemez; bu mesleği hakkıyla yapan da vardır, yapmayan da. Ancak sahada emek veren, risk alan, doğruyu ulaştırmaya çalışan gazetecilere karşı yapılan eleştirilerin de bir sınırı olmalı.
Kelime hataları olabilir. Anlatımda sürçmeler yaşanabilir. Bunlar işin doğasında var. Ama haber doğruysa, verilen bilgi gerçeği yansıtıyorsa, bunu alaya almak, dalga konusu yapmak kimseye bir şey kazandırmaz. Eleştiri elbette olmalı, ancak empatiyle, anlayışla ve yapıcı bir dille yapılmalı.
Özellikle “taşra” diye adlandırılan yerel medyada işler çok daha karmaşıktır. Küçük bir kentte herkes birbirini tanır. Söylenen her söz, yapılan her yorum mutlaka bir şekilde dönüp dolaşıp sahibine ulaşır. Bu nedenle gazetecilik sadece haber yapmak değil, aynı zamanda ince bir dengeyi korumak anlamına da gelir.
Bu yüzden bir ricamız var: Lütfen emeğe ve emekçiye saygı gösterin. Yapılan küçük hatalar üzerinden değil, verilen büyük emek üzerinden değerlendirin. Heyecanımıza, koşuşturmacamıza, insan halimize biraz anlayış gösterin.
Çünkü gazetecilik, sadece bir meslek değil; çoğu zaman fedakârlık, çoğu zaman cesaret, her zaman da sorumluluk gerektirir.
