marmaris yeni sayfa
28-12-2019
Canan Baykız

Canan Baykız

Müslüman Yılbaşı Kutlar mı?

Bu soru ile nerede karşılaşsam orada basıyorum kahkahayı. Soru üretmek güzel, merak etmek yaşam kaynağı, bunlara diyecek hiç lafım yok. Ama neden sürekli tekrarlı sorular? Evren ile, kainatla ya da bu kadar maksimum boyutu bırakalım kendi tabiatımızla ilgili bile çokca soru yok mu sorulması gereken?

Müslüman takvim değiştirmiyor mu? Yani şimdi doğum gününüzü kutlamanın caiz olup olmadığını düşünüyor musunuz arada? Dünya yeni yaşına sizinle birlikte giriyor. Siz de kendi içinizde umutlara su vermek için bu yeni başlangıcı bekliyorsunuz diyelim. O başlangıç çaldı kapıyı oturup somurtmak mı size düşen? Ya da “sus sus evde yok sansın belki bana gelmemiştir?” mi diyorsunuz yoksa.

Ya hu nasıl duralım sizin bu halinize gülmeden…Hem de gülmek bize bu kadar yakışırken hahah çok hoşsunuz!

MÖ yılbaşının farkına nasıl varırdı insanlar? Kutlama anlayışları nasıldı? Tabak yokken nasıl hazırlanırdı sofralar? Yılbaşının dinlerle ne ilgisi var? Şimdi birileri ama Hristiyan geleneği diyecek de demesin bence. Hele hele islamdan önceki Türk geleneklerini bilmeden kuracaksa bu cümleyi hiç almayayım fakat alana da mani olalım: “ kardeşim bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?”

Müslüman hindi yer mi? Yer. Düşünmeden , sorgulamadan, sormadan neler neler yiyoruz kim bilir? Hindi yemez olur muyuz hiç?

Yılbaşı ağacı evine girdi mi eyvah gördün mü gitti din elden. Yok merak etme,her kapıdan gireni yatak odasında ağırlamıyoruz!  Türklük de müslümanlık da koruma altında!

Türkler islam ile tanışmadan önce,  çam ağacının Türklerde ölümsüzlük sembolü olması ve inanışa göre tüm insan ırkının türediği ağaç olması sebebiyle kutsal kabul ediliyordu.

Murad Adji’nin Türklerin ve Büyük Bozkırın Kadim Tarihi adlı kaynağında konuyla ilgili ”Altay’da Çam ağacının her zaman esrar dolu bir güzelliğe sahip olduğu kabul edilmiştir” der.

Nardugan ile o kadar çok yazan çizen oldu ki onu tekrar yazmak istemem ama isteyen araştırsın. Tekrar edilen soruların ne kadar gülünç olduğu okudukça daha çok hak kazanacak eminim.

İnsanın keşfetmeye ihtiyacı var dostlar. Her sabah uyandığınızda beyniniz yeni bir şey öğrenme umudu ile başlıyor güne. Her gün yeni bir yol, yeni bir kelime, yeni bir başlangıç ve daha da önemlisi yeni bir sayfa açıyor bunun için.

Biz ne yapıyoruz?

Her gün aynı şeyleri yazıp çiziyoruz. Ofladığımız ya da oh dediğimiz yerler bile aynı.

Sonra ne oluyor biliyor musunuz?

Sürekli kendinizi tekrar ettiğinizi farkeden beyin hücreleri bu tekrarlardan yoruluyor, besin yetersizliğinden intihar ediyor. Dahası her hücrenin kendini yenileme özelliği varken beyin hücreleri için tamir söz konusu değil. Beyin yanarsa iş bitiyor asıl; kalp durursa insan ölür diyenlerin aksine.

Bu bahsettğimiz şeylerin olması için paraya değil  şevke ihtiyacınız var. İnternetteki duraklarınızı, günlük rutininizde yaptığınız yürüyüşlerin başlangıç bitiş noktalarını değiştirmek kafi. Beyninize her gün aynı şeyleri yedirmeyin. Çocuklarla daha çok konuşun. Onların sorularına cevap olarak fikirlerinizi değil bilgilerinizi sunun.

İnanın daha önce  soru sormadığınızı keşfedip ona  cevap aramak hayat enerjinizi tazeliyor. Kişisel gelişim kitaplarına değil de kendi sorularına içinde cevap arayan felsefe kitaplarına daha çok yönelin mesala. Ya da Küçük Prens ile hayal kurmayı dert edinin kendinize. Her gece yatmadan 10 sayfa masal okuyun. Kendi masallarınızı kaleme alın.

Sorularınız değişirse hayatın size vereceği yanıtlar da değişecek.

Eee söylesene şimdi müslüman yılbaşı kutlasın mı yoksa kutlamasın mı ? Müslüman yılbaşını kutlamazsa takvim yine de değişir mi?

Hahaha..

Aşkınız daim olsun dostlar…

Bu makale 498 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI