marmaris yeni sayfa
15-01-2020
Mehmet Korkmaz

Mehmet Korkmaz

“MEVZUBAHİS VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR”

 19 Mayıs 1919 da Atatürk Samsun’a çıktığında ülkemizin tamamı işgal altındaydı. Sevr Antlaşması henüz imzalanmamış olmasına rağmen Sevr’le ilgili tüm yaptırımlar fiilen gerçekleşmişti. Doğuda Ermenİler, Güneydoğuda Fransızlar, Akdeniz Bölgesi ve Egenin bir kısmını İtalyanlar, İstanbul ve Marmara Bölgesini İngilizler ve 15 Mayıs 1919 da İzmir’i Yunanlılar işgal ettiler. Böyle bir durumda ve böyle bir zamanda Samsun’a çıkan Atatürk; Dünya’nın emperyalist güçleri tarafından işgal edilen ülkenin nasıl kurtulacağının hesaplarını yapıyordu. Karadeniz’in dev dalgaları Bandırma Vapurunu beşik gibi sallarken O’nun aklında ülkesinin nasıl kurtulacağı ve ülke düşmanlardan kurtarıldıktan sonra yapacağı işler vardı.

 Dediği şuydu; “Mevzubahis vatan ise gerisi teferruattır”. Yani, söz konusu ülkenin bağımsızlığa kavuşması ise bu konuda yapılacak olan her şey normaldir ve her yol mubahtır. Nitekim Erzurum Sivas kongreleri derken 23 Nisan 1923 te Meclis’in açılışı ve kararlılıkla alınan savaş kararları kurtuluşun kapısını aralamıştır. Ve makus talih yenilerek Kurtuluş Savaşı kazanılmış 29 Ekim 1923 te Cumhuriyet ilan edilmiştir.

 Doksan küsur yıl önce bütün bunlar olup biterken ve Kuva-yi Milliye ruhuyla bir araya gelen Anadolu insanı yoktan bir ülke yaratırken; bugün bu ülkenin canına kastedenler ülkeyi yok etmek için bin bir türlü entrika çevirerek ülkemizi bölüp parçalama gayretlerine girmişlerdir. 19 Mayıs 1919 da düşman belliydi. Düşman İngiliz’di, Ermeni’ydi, Fransız’dı, İtalyan’dı, Yunan’dı. Tüm bu emperyalistlere karşı mucizevi bir savaş verildi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Ama bugün şartlar çok değişti. En büyük düşmanlarımız dost bildiklerimiz. Biz NATO denilen Kuzey Atlantik Paktına neden girdik? Neden NATO’nun yükümlülüklerine uyuyoruz? Zor zamanlarımızda bizim yanımızda olsun Türkiye’nin düşmanlarına birlikte müdahale edilsin diye. Peki olan ne? Tam tersine Amerika Birleşik Devletleri ve NATO kanalıyla düşman yaratılıyor ve düşmanlarımız yine dost bildiklerimiz tarafından besleniyor.

 1983 yılında bitirildiği söylenen Asala terör örgütü yerini PKK’ya bıraktı. Tüm bu hesapların yapıldığı, senaryoların kurgulandığı yer dost bildiğimiz Amerika Birleşik Devletleri idi. Güçlü bir Türkiye Devleti Amerika için, özellikle Amerika’nın Ortadoğu çıkarları konusunda yakın tehdit olarak algılandı. Nitekim Amerika PKK’yı bir yandan terör örgütleri listesine alırken bir yandan da PKK’ya para ve silah yardımı yaparak; PKK’nın Türkiye için sürekli tehdit olmasını sağladı. Zaten işin içinde Amerika ve İsrail olmasa bizim böylesine uzun sürebilecek bir PKK ve Kürt sorunumuz olmazdı.

 Bu mesele karşısında tüm Cumhuriyet Hükümetleri başarısız ve beceriksiz olmuştur. Temel sebebi de ayan beyan ortada olan Amerikan ve İsrail oyunlarına karşı gerekli tavrı koyamamalarıdır.

Aslında Türkiye’nin en büyük düşmanı bellidir; en büyük düşman dost sandığı Amerika Birleşik devletleridir. Artık “Mevzubahis Vatan..” deme günüdür. Bu millet doksan küsur yıl önce Atatürk önderliğinde imkansızı başardı. Ecevit 1974 te Amerika’ya rağmen Kıbrıs Barış Harekatını gerçekleştirdi. Amerika’ya “yeter artık” deme zamanı gelmiş geçiyor. Amerika’dan icazet almayan birinin “yeter artık” demesini bekliyorum umutsuzca…

Bu makale 272 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI