Marmaris’te denizler alarm veriyor, doğa alarm veriyor, trafik alarm veriyor ama ne yazık ki hâlâ bazı insanlar çöp atmayı bilmiyor.
Neredeyse her gün karşımıza yeni bir görüntü çıkıyor. Denize akan foseptik sular, araçların bile güçlükle ulaşabildiği noktalardan çıkarılan tonlarca çöp, elindeki atığı birkaç metre ötedeki çöp kutusuna götürmek yerine yere bırakan insanlar ve onlara çöp atmamayı öğretmeye çalışan temizlik emekçileri…
Bu görüntülerin hepsinin ortak bir noktası var: İnsan.
Sorunun kaynağı da insan, çözümün anahtarı da insan. Çünkü doğayı kirleten de biziz, onu koruyacak olan da biziz.
Belki bazıları bu sözümü ağır bulacaktır ama çevreyi bilinçli şekilde kirletenler, doğaya zarar verenler çok daha ağır yaptırımlarla karşılaşmalıdır. Çünkü doğaya verilen zarar sadece birkaç poşetin yere atılması değildir. Bu zarar, geleceğimize, çocuklarımıza, ülkemizin doğal zenginliklerine verilen zarardır. Bana göre bu, vatana ihanet kadar ciddi bir meseledir.
Bugün çevreye çöp atanlar Kabahatler Kanunu kapsamında cezalandırılıyor. Ancak çoğu zaman verilen cezalar caydırıcı olmaktan uzak kalıyor. Sonuçta ertesi gün aynı görüntülerle yeniden karşılaşıyoruz.
Elbette eğitim şart. Ancak eğitim sadece okul sıralarında başlamaz. Eğitim ailede başlar. Bir çocuk istediği kadar okulda çevre eğitimi alsın; sokağa çıktığında annesinin, babasının, dayısının, halasının, amcasının, teyzesinin davranışlarını örnek alacaktır. Çocuklar nasihatten çok gördüklerini öğrenir.
Eğer büyükler yere çöp atıyorsa, sigara izmaritini pencereden fırlatıyorsa, piknik yaptığı alanı çöplüğe çeviriyorsa, verilen bütün eğitimlerin etkisi bir noktadan sonra sınırlı kalacaktır.
Artık bir temizlik harekâtı şart. Sadece sokakların temizlenmesi değil, zihniyetlerin de temizlenmesi gerekiyor. Yetkililerin denize ulaşan her türlü atık su konusunda çok daha net ve tavizsiz olması gerekiyor. Buna ister foseptik densin, ister başka bir isim verilsin, isterse “yağmur suyu” denilerek açıklanmaya çalışılsın; denizi kirleten hiçbir uygulamaya göz yumulmamalı.
Çünkü Marmaris’in en büyük zenginliği denizi, ormanları ve doğal güzellikleridir. Bunları kaybettiğimiz gün, sadece çevremizi değil, geleceğimizi ve ekmeğimizi de kaybetmiş oluruz.
Doğa alarm veriyor.
Soru şu: Bu alarmı duymak için daha neyi bekliyoruz?