Bir zamanlar “yaşanacak şehir” diye övündüğümüz Marmaris, bugün kendi insanını barındırmakta zorlanan bir ilçeye dönüştü. Denizi aynı deniz, çamı aynı çam… Ama hayat artık aynı hayat değil.
Marmaris’te kira fiyatları son yıllarda adeta kontrolden çıktı. Sezonluk kiralamaların artışı, yazlıkçı talebi ve yatırım amaçlı konut alımları derken, 1+1 daireler bile memur maaşının yarısını aşan rakamlara ulaştı.
Bu tablo yalnızca kiracıları değil; ilçede görev yapan öğretmeni, polisi, hemşireyi, bankacıyı, teknik personeli de doğrudan etkiliyor. Vasıflı eleman Marmaris’e geliyor ama kalamıyor. Çünkü aldığı maaş, yaşam maliyetine yetmiyor.
Bir ilçenin en büyük zenginliği insan kaynağıdır. Eğer nitelikli personel barınamıyorsa, o şehir uzun vadede hizmet kalitesini kaybeder.
Memur geliyor ama kalamıyor
Özellikle kamu kurumlarında ciddi bir sirkülasyon yaşanıyor. Ataması çıkan geliyor, birkaç ay sonra tayin yollarını arıyor. Çünkü kira, aidat, ulaşım ve temel yaşam giderleri bir araya geldiğinde tablo ağırlaşıyor.
Bu durum yalnızca bireysel bir sorun değil; kamusal hizmetin sürdürülebilirliği açısından da alarm veriyor. Hastanede doktor tutamayan, okulda öğretmen değiştiren bir ilçe, turizm cenneti olsa ne olur?
Marmaris’in nüfusu her yıl artıyor. Resmi rakamlar bir yana, yaz sezonunda bu sayı katlanıyor. Ancak imar planları aynı hızla güncellenmiyor. Yeni konut üretimi sınırlı, arsa maliyetleri yüksek, yapılaşma dengesi ise tartışmalı.
İmar sorunu yıllardır konuşuluyor ama kalıcı bir çözüm üretilemiyor. Plansız büyüme, hem konut fiyatlarını artırıyor hem de sosyal yaşamı zorlaştırıyor.
Bir yanda lüks projeler yükselirken, diğer yanda ilçede görev yapan bir hemşire uygun kiralık ev bulamıyor. Bu çelişki, Marmaris’in geleceğine dair ciddi bir soru işareti.
turizm kenti olmak başka, yaşanabilir kent olmak başka
Turizm gelirleri elbette önemli. Ancak bir şehir yalnızca turistler için var olamaz. O şehrin öğretmeni, esnafı, memuru, emeklisi, genci de insanca yaşayabilmeli.
Bugün Marmaris’te asıl mesele; ev bulmak değil, tutunmak. Barınamayan memur, ilçeye kök salamayan genç, sürekli değişen çalışan profili… Bunlar ekonomik olduğu kadar sosyolojik bir sorun.
Yerel yönetimlerin, merkezi idarenin ve sektör temsilcilerinin artık şu soruya net cevap vermesi gerekiyor: Marmaris yatırımcının mı olacak, yoksa yaşayanların mı?
Eğer bu ilçede vasıflı insanı tutamazsak, yarın hizmet kalitesini, sosyal dengeyi ve hatta kent kimliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağız.
Çünkü bir şehir betonla değil, içinde yaşayan insanla büyür.