Ana içeriğe geç
SEVİM TUTAR ARICAK
SEVİM TUTAR ARICAKKöşe Yazarı

DEVEYİ HAVUDUYLA YUTANLAR

Deveyi havuduyla yutanların mutlak aklandığı bir dönemde vatandaş bir yudum su yutamaz hale geldi.

Deveyi havuduyla yutanların mutlak aklandığı bir dönemde vatandaş bir yudum su yutamaz hale geldi.

Marketten 0.5 suyu alamayanlara şahit oldu nuz mu?

Ben defalarca şahit oldum, sorulan soruları dinledim. 0.5'lik su alamayan insanlarla dolu yanımız yönümüz.

Ama çoğu kişi duyarsız; kafayı çevirip "adam sende" deyip geçip gidiyorlar.

Hırsızlara da alkış tutan tuhaf bir toplum var.

Daha geçen hafta okulların açıldığı günün ertesinde Günlükbaşı'nda bir yufkacı 2 çocuğunu öldürdü, kendisini de pencere korkuluğuna asmamış mıydı? Ben böyle okudum haber kanallarında.

Hiç kafa yoran, sorgulayan olmadı. Bir esinti gibi geçti gitti. Bu durumu dert edip peşine düş tü mü bizim halkımız; daha doğrusu uyuşmuş, duyarsız halkımız?

Bir baba düşünün ki! İki çocuğunu yufkacı dükkanında öldürüp sonra canına kıyıyor; haberler böyleydi ve bu olay bizim 2 km ilerimizde gerçekleşti.

Çoğu dedikodu mahiyetinde ele aldı, çeşitli yorumlar yaptılar.

Vay efendim "kendin geber, çocukları niye öldürüyorsun" gibi cümleler kurdular; haftası geçti, unutuldu zaten.

Hiç kimse konunun özüne inmeyi başarıp bu acıyı içinde hissedemedi, kendisini o babanın yerine koyamadı.

Namusuyla çalışan bir adam, yufkacı dükkanı var.

Evliliği iyi gitmiyor, karısıyla ayrılma aşamasında ve iki küçük çocuk; birisi kız üstelik. Yufkacı dükkanlarında yatıp kalktıklarını duydum. Bu evlilik yürür mü?

Belli ki kiralarını bile ödeyemiyorlardı; okullar açılmıştı, 2. gününde bu haberi aldık. Ve bu çocuklar büyük ihtimalle okula gidebilmek için ihtiyaçlarını alamadılar. Belki babaya en çok bu dokundu; çünkü bana dokundu düşününce. Anne iki küçük çocuğu bu şartlarda bırakıp memlekete gidebilmiş. Anne olmak da başka bir boyut, onu burada tartışmayacağım.

Herkes babaya kızdı; ben kızamadım, üzüldüm. Yetmez, ülke olarak hepimizin utanması gerekiyordu bu olayda.

Biz bu tür olayları yaşanmamış sayabilecek, duyarsız davranacak veya 3 gün sonra gündemimizden çıkaracak kadar ulus olarak özümüzü kaybettik.

O babanın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız? Herkes adamı suçladı, psikolojik hasta olduğunu bile söyleyen oldu ama kimse "Bu acı insanlık suçunda benim de payım var mı?" diye vicdan azabı duymadı.

Duymaz; çünkü bu toplum her haltı yer ama pürüpak olurlar, bu da bir meziyet doğrusu.

Bu olayda vurdumduymaz, duyarsız toplumun parmağı var, eli var. Seçtiğiniz, oy verdiğiniz insanların payı var. Ülkeyi bugünkü Betül Sayan hanımınki gibi fon meseleleriyle yoksullaştıranların parmağı var. Birileri çalıp çırpıp lüks, şatafat içinde bu çocukların haklarını yerlerken; çoğunluk bunları aklayıp paklarken ölmedi mi bu çocuklar?

Adam "Ben ölsem karı evlenecek, çocuklarım üvey baba eline kalacak; çocuklarım bu dünyada rezil olacak, yokluktan kurtulmayacak" düşüncesiyle önce çocuklarını, sonra kendisini öldürdü.

Bakın bu olay Türkiye'nin yüzüne tutulan bir aynadır, bir tokattır ama bizim maharetli ülkemiz bu olay üzerinde durmayı bile reddetti. Daha 2. haftasında bu olay kurudu; oldu, bitti, yaşandı, gitti oldu vesselam.

Ya bu insanlar nasıl böyle duyarsız, hissiz oldu lar? Bu acıyı kimse hissetmedi, peşine düşmedi. Bir aile dramı, yoksulluk, çaresizliğin getirdiği bu olay nasıl oldu da bu kadar normalleşti?

Bu kararı vermenin ne kadar zor olduğunu düşündünüz mü hiç?

Bir baba önce evlatlarını, sonra kendisini öldürdü; anne memlekette... Acının ağırlığı altında ezilmediyseniz siz insan olamazsınız.

Hiç düşündünüz mü?

"Bu ailenin bu noktaya gelmesinde benim de günahım, parmağım var mı?" diye?

Tövbe haşa, herkes pürüpaktır. Biliyorum "Ne saçmalıyorsun, bizim ne günahımız olacak?" diyeceksiniz.

Sözle herkes Müslüman; dinden dem vurmaya gelince herkes Medine hayranı.

O halde anlatayım: Müslüman bir ülkede bunlar yaşanıyorsa kılınan namazların, tutulan oruçların, verilen zekatların hükmü kalmaz.

Koskoca ülkede insanlar çaresizlikten, ekonomik sıkıntıdan boşanıyor ve ölümü seçebiliyorsa kimse bana dinden imandan bahsetmesin.

Birileri çalacak; zimmetine yetimin, yoksulun, emeklinin hakkını geçirecek, lüks içinde yaşayacaklar ve sonra da "Müslüman'ım elhamdülillah" deyip üstten üstten akıl dersi verecekler, elinde sopayla milletin kafasına vuracaklar... Hadi oradan!

Bu ölen ailenin ahı var bu kocaman ülkenin üzerinde. Gazze'yi dert ettiğiniz kadar bu ölen iki çocuğun ve babanın dramını, çaresizliğini dert ettiniz mi?

Müslümanlık camiye gidip namaz kılmak, parmağa gümüş yüzük takıp hacca, umreye gitmek, kulaktan dolma bilgilerle vaaz vermek olamaz.

Müslümanlık Allah'ın haram kıldıklarına dikkat etmek, sevap dediklerini uygulayarak, çoğaltarak, nefsine hakim olarak, maneviyatını canlı tutarak, başkalarının hakkına sahip çıkarak yaşanır.

Hırsıza "hırsız" diyemiyoruz. Deveyi havuduyla yutanların şatafatlı hayatlarını gözlerimizin içine soka soka bitiremediler.

Bir tarafta Bayram doğanı gibi yanıp kavrulanlar var; bir tarafta fütursuzca milletin hakkını yiye yiye bitiremeyenler, deveyi havuduyla yutanlar var.

Şu ağzında sakız patlatarak ifadeye giden adam ne zaman tutuklanacak?

Milyon dolarlık saat rüşvet alıp "Reza Zarrab'ın önüne yatarım" diyenler ne zaman tutuklanacak?

Man Adası'na para yığanlar ne zaman tutuklanacak?

Bak bunların parmağı var işte bu ölümlerde ve bunları destekleyenlerin günahı, parmağı var bu ölümlerde.

Hak yiyorlar, insanları yoksulluğa mahkum ediyorlar. İnsanları özünden, insani değerlerden uzaklaştırarak, duygusuzlaştırarak, robotlaştırarak; insanları birbirine hasım ederek, böle böle yok ederek bu ölümlere gelindi.

Sinek uçsa hak, insan uçsa suç haline geldi.

Koskoca bir ülkede bir aile ev kirasını, dükkan kirasını ödeyemeyip evliliği bitme noktasına geliyorsa ve çıkış kapısı bulamayan gencecik bir baba çocuklarını da yanına alıp ölümü seçecek kadar çaresiz kalıyorsa geri kalan herkes suçludur ve bu ölümden ülke olarak her bir vatandaş sorumludur. Hepimizin ayıbıdır bu.

Maalesef buradan ders çıkaracak tek bir kişi bile yok. O kadar uzaklaştık ki insan olmaktan, kimsenin vicdanı dile gelmiyor; susmuş adalet duygusu. İnsanlar çıkarına göre fırıldak gibi dönerken elimizden masum bir aile kayıp gitti.

Sistemin kurbanlarıydı bu insanlar. Vicdanın sustuğu bir ülkeye Allah uğramaz. Kimse kendini "Ben tövbe ediyorum, namaz kılıyorum, oruç tutuyorum" diye aklamaya kalkmasın.

Din denilen kavram içsel bir yolculuktur. Kıldan ince ayarları vardır. Kimse tepeden tepeden "Ben Müslüman'ım" diye kendisinin her şeyi doğru yaptığını sanmasın. Allah'ın huzuruna varacak yüzünüz var mı, ona baksın önce. O hesaptan kimse kaçamaz. Ağızdan çıkan her cümlenin, kalpten geçen her hissin kaydının tutulduğunu unutuyor insanlar.

Gerçek Müslüman başkasının hakkını koruyan, adaletli davranan, gerçeği söyleyen ve insana zulmetmeyen; öldürmeyip yaşatmak için uğraşandır. Gerçek Müslümanlık çöllerde gülü açtırmaktır, yılanları çoğaltmak değil.

Şimdi özetle Fatma hanımı Allah affeder mi bilmiyorum ama yoksulluktan, çaresizlikten ölümü seçenlerin affetmeyeceği kesin.

Deveyi havuduyla yutmuşlar, bir de utanmadan af mı istiyorlar?

Ben affetmiyorum haram yediğiniz için. Kafayı örtmeyle Müslüman olunmuyor; elini haramdan uzak tutmak bezden daha iyi bir ibadet yoludur. Deveyi havuduyla yutup da utanmadan bir de af dilemeyeceksiniz. Hapis yatması gerekenler af dileyemezler. Siyasetten nefret ettirdiniz bizi.

Bu ölümlerin ahı var yakanızda; zıkkım olsun yediğiniz kul hakları.

Sevim Tutar Arıcak

26 Eylül 2026

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın