USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

DÜNYA KÜÇÜK 14. Bölüm

10-01-2026
Elif, Meltem’le birlikte Amerika’dan gelen çocuklarını karşılamak üzere havaalanına gitmişti. Ertesi gün büyük bir ameliyata girecek olan Kemal ise şimdiden hastaneye yatırılmıştı. Zaman, herkes için ağır ve yavaş ilerliyordu.
Elif ve Kemal’in iki oğlu Sinan ile Kenan, Kenan’ın Amerikalı kız arkadaşıyla birlikte bir haftalığına Türkiye’ye gelmişlerdi. Bu kısa süre, Elif için yalnızca bir kavuşma değil; aynı zamanda zor ama kaçınılmaz konuşmaların da zamanıydı. O hafta içinde her iki oğluyla da ayrı ayrı birer kahve içti. Sessiz, sakin ama kararlı bir sesle, babalarının iyileşme sürecinin ardından,Babalarından ayrılmayı düşündüğünü onlarla paylaştı. Çocuklar annelerini dikkatle dinlediler. Sorgulamadılar, yargılamadılar. Onu anlıyorlardı.
Kemal, başarılı bir bypass ameliyatı geçirdi. Doktorlar umutluydu; ameliyat beklenenden çok daha iyi sonuç vermişti. İyileşme süreci planlandığı gibi ilerliyordu.
Bu sırada Arif, Ankara’dan her gün Elif’le telefonla konuşuyor, aralarındaki yakınlık çocukların da dikkatinden kaçmıyordu. Bir akşam Arif, çocuklarını karşısına alıp Elif’i ve aralarındaki ilişkiyi açıkça anlattı. Yıllardır yalnız yaşayan babalarının hayatında biri olmasına sevindiler. Bu itiraf, Arif’in omuzlarındaki yükü hafifletmişti.
Haftası dolan çocuklar, babalarının başarılı ameliyatından sonra Amerika’ya geri döndüler. Meltem’in evi, onların gidişiyle sessizleşti; Elif için artık eskisi gibi değildi. İçinde büyüyen yeni bir kararlılık vardı.
Elif’in Kate’le ve Arif’le görüşmeleri sürüyordu. Kemal ameliyatının ikinci haftasına girdiğinde, kendi ısrarıyla Elif’ten iki günlüğüne Marmaris’e gitmesini istedi. Yıl 2012’ydi. Mayıs bitmiş, Haziran’ın ilk haftası başlamıştı.
Aydın’dan arabasıyla Elif’i alan Arif, onunla birlikte Marmaris’e değil, Didim’e geçti. İki gün boyunca denizin, güneşin ve bastırılmış duyguların arasında kısa bir kaçamak yaşadılar. Didim’deyken Elif, Kate’le de görüşmüş; ilişkisini bir kez daha, tüm açıklığıyla anlatmıştı. Bu kez Kate, beklenmedik bir itirafta bulundu.
Elif’ten hoşlandığını söyledi.
Kate, eşcinsel olmadığını özellikle vurguluyor; ama Elif’e duyduğu bu hissi de inkâr edemiyordu. Ona bir isim koyamıyordu. Kemal’den sekiz yaş küçük, Arif’le yaşıt olan, ellili yaşlarını geride bırakmış Elif, bu itiraf karşısında adeta donup kaldı.
“Bundan kimseye bahsettin mi?” diye sordu.
Kate, Marmaris’te Hakkı’yla yalnız kaldıkları bir anda ona anlattığını söyledi. Elif içinden söylenmeden edemedi: Ne Hakkı’ymış ama… Herkes ona her şeyi anlatmış. Arif’in ilişkilerini lise yıllarından başlayarak Hakkı’ya anlattığını hatırladı. Zaten Hakkı, Elif’in sırdaşıydı. Hayat, yine hiç beklemediği bir yerden karşısına çıkmıştı.
İki gün sonra Arif Ankara’ya döndü. Elif ise Meltem’in evine, Kemal’in yanına geçti.
Kemal altmış iki yaşındaydı. Bir aylık iyileşme süreci boyunca Arif, üç kez günübirlik uçakla Ankara’dan İzmir’e geldi. Her seferinde gündüz vakti aynı otelde kaldılar. Elif’le, kimseye ait olmayan o odada, bastırılmış arzularını ve tutkulu aşklarını yaşadılar. Zaman sınırlıydı, duygular yoğundu.
Bir ayın sonunda Kemal tamamen iyileşmişti. Kontroller, ameliyatın son derece başarılı geçtiğini gösteriyordu. Doktorlar kalple ilgili bir sorun kalmadığını söylüyordu. Hayat, sanki normale dönmüştü. Ama sözler hâlâ eski yaraları kaşıyordu. Kemal’in Elif’e karşı iğneleyici tavrı sürüyordu.
Ankara’daki kiralık evin altı ayı dolmak üzereydi. Ne yapacaklardı? Devam mı edeceklerdi, yoksa Arif’in kiracısı olarak kaldıkları o evi boşaltacaklar mıydı?
Bu konuşmalar bir akşam Elif’in sabrını taşırdı. Artık kaçamayacağı gerçeği dile getirdi:
“Evden ayrılır mıyız, ayrılmaz mıyız… ona sonra karar veririz. Ama Kemal,” dedi, “ben senden ayrılmak istiyorum. Boşanmak istiyorum.”
Kemal şaşırmadı.
“Bunu bekliyordum,” dedi sadece. “Sen nasıl istersen.”
Ne öfke vardı sesinde ne de şaşkınlık. Sanki bu son, çoktan kabul edilmişti.
Marmaris’te Elif’in adına olan ev, çocuklara devredilecekti. Ailenin yazlık evi olarak kalacak; tatile gelmek isteyen, sırası geldikçe kullanacaktı. Kemal ve arkadaşı da, Elif ve arkadaşı da, çocuklar Amerika’dan geldiklerinde de… O ev, ortak bir geçmişin sessiz tanığı olacaktı.
Ankara’daki kiralık ev için ise birlikte karar verdiler; evi boşaltacaklardı. Bankadaki nakit para ikiye bölünecekti. Her şey, olması gerektiği kadar sakin ve netti. Kemal, dinen Elif’i üç kez “boşsun” diyerek dini nikâhından düşürdü.
Bu konuşmanın ardından Elif, İzmir’den ayrılıp Marmaris’teki ev için yola çıktı. Kemal ise İzmir’de, kardeşi Meltem’in evinde kaldı. Meltem, abisine yalnızca şunu söyledi:
“İstediğin kadar kalabilirsin.”
Arif, bu kez Elif’i beklediği bir duraktan aldı. Birlikte Marmaris’e doğru yola çıktılar
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?