Türkiye, Avrupa Birliği’ne aday ülkeler arasında olmasına rağmen vatandaşları hâlâ vizesiz seyahat hakkı elde edemeyen tek ülkelerden biri konumunda. Yıllardır devam eden vize serbestisi görüşmeleri ise bir türlü somut sonuç vermiyor.
Bugün gelinen noktada sorun yalnızca vize almak değil; randevu alabilmek bile başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Sisteme girer girmez randevu bulabilenler olduğu gibi, aylarca ekran başında bekleyen ve sonuç alamayan binlerce kişi bulunuyor. Vatandaşların karşılaştığı uzun bekleme süreleri, sistem yoğunluğu ve aylar sonrasına verilen tarihler artık kronik bir sorun haline geldi.
Son dönemde Schengen vizesi başvurularında bot yazılımlarla randevuların toplandığı ve ticari amaçla satıldığı yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ticaret Bakanlığı’nın bazı vize şirketleri hakkında inceleme başlatması, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Sahte internet siteleri, sosyal medya üzerinden yapılan yanıltıcı paylaşımlar ve vatandaşların mağdur edildiği girişimler de cabası.
Vize başvurularında aracı kurumlara ödenen koordinasyon ve hizmet bedelleri ülkeye göre değişmekle birlikte ortalama 25 ila 40 Euro arasında seyrediyor. Buna seyahat sağlık sigortası, biyometrik fotoğraf, tercüme ve diğer masraflar eklendiğinde ortaya ciddi bir maliyet çıkıyor. Üstelik vize reddedildiğinde ödenen ücretlerin büyük bölümü geri alınamıyor.
Öte yandan Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki vize serbestisi süreci de belirsizliğini koruyor. Avrupa Birliği, Türkiye’nin yerine getirmesi gereken altı kriterin hâlâ tamamlanmadığını belirtiyor. Avrupa ülkeleriyle adli iş birliğinin geliştirilmesi, geri kabul anlaşmalarının uygulanması ve terörle mücadele mevzuatında bazı değişiklikler yapılması bu başlıklar arasında yer alıyor.
Alman basınında yer alan değerlendirmelerde de Avrupa Birliği’nin uzun süredir Türkiye’den özellikle yeşil pasaport sahiplerine ilişkin ayrıntılı veriler talep ettiği, ancak bu konuda ilerleme sağlanamadığı öne sürülüyor. Bu nedenle Türkiye ile Avrupa Birliği arasında uzun süredir gündemde bulunan vize serbestisi sürecinin kısa vadede önemli bir ivme kazanması zor görünüyor.
Ancak tüm bu teknik ve siyasi tartışmaların ötesinde ortada insani bir gerçek var. Eğitim, ticaret, turizm, kültürel faaliyetler veya aile ziyaretleri için seyahat etmek isteyen milyonlarca vatandaş, her geçen gün daha karmaşık hale gelen bir sistemle karşı karşıya kalıyor.
Belki de burada durup şu gerçeği hatırlamak gerekiyor: İnsanlar her olayı, her bürokratik engeli veya her siyasi hesaplaşmayı anlamak zorunda değildir. Anlamak, dünyayla kurduğumuz ilişkinin yalnızca bir düzeyidir. Vatandaşın beklentisi ise son derece nettir; adil, şeffaf ve erişilebilir bir vize sistemi.
Bugün Schengen meselesi yalnızca bir seyahat konusu olmaktan çıkmış, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geldiği noktayı gösteren sembolik bir göstergeye dönüşmüştür. Avrupa’nın kapısında bekleyen Türk vatandaşlarının sorusu ise hâlâ aynı: Sorun gerçekten güvenlik ve bürokrasi mi, yoksa artık siyasi bir tercih mi?
