Marmaris'te bu sezon en çok duyduğumuz cümle şu: "İş yok, sezon kötü."
Gerçekten de önceki yıllarla kıyaslandığında çarşıda eski hareketlilik yok. Restoranlar, kafeler, barlar, hediyelik eşya dükkânları, tekstil mağazaları, tekne turları... Hemen her sektörden esnaf, beklentilerinin altında bir sezon geçirdiğini söylüyor.
Peki, bunun tek sebebi ekonomik kriz mi?
Tek sebebi savaşlar mı?
Tek sebebi hayat pahalılığı mı?
Elbette hayır.
Bu soruların cevabını ararken, belki de herkesin şapkasını önüne koyup kendisini de sorgulaması gerekiyor.
Çünkü turizm sadece turistin gelmesiyle ayakta kalmaz asıl önemli olan, gelen turisti memnun ederek yeniden gelmesini sağlamaktır.
Bugün Marmaris'e gelen birçok yerli ve yabancı turist, daha tatilinin ilk gününde yüksek fiyatlardan yakınıyor. Bir bardak çaydan bir tabak yemeğe, şezlong ücretlerinden hediyelik eşya fiyatlarına kadar pek çok konuda yapılan şikâyetler artık sadece işletmenin içinde kalmıyor. Sosyal medya sayesinde birkaç dakika içinde binlerce kişiye ulaşıyor.
Bir turistin yaşadığı olumsuz deneyim, belki de onlarca kişinin tatil rotasını değiştirmesine neden oluyor.
Elbette artan maliyetler inkâr edilemez, elektrik, kira, personel giderleri ve ürün maliyetleri her geçen gün yükseliyor. Hiç kimse esnafın zararına satış yapmasını beklemiyor ancak maliyet artışıyla fırsatçılık arasındaki çizginin de kaybolmaması gerekiyor.
Turist, sadece para harcayan bir müşteri değildir aynı zamanda gittiği ülkenin en güçlü tanıtım elçisidir.
Bir diğer önemli konu ise hizmet kalitesi...
Güler yüz, dürüstlük, temizlik ve kaliteli hizmet artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı ürünü onlarca işletme satabilir. Ancak müşterinin hafızasında kalan, kendisine nasıl davranıldığıdır.
Marmaris yıllarca misafirperverliğiyle öne çıkan bir turizm kenti oldu. Bugün ise bazı işletmelerde kısa vadeli kazanç düşüncesinin, uzun vadeli müşteri memnuniyetinin önüne geçtiğini üzülerek görüyoruz.
Oysa turizm günü kurtarma işi değildir.
Bugün fazla kazanmak uğruna kaybedilen bir müşteri, yarın beraberinde getireceği onlarca müşteriyi de başka destinasyonlara yönlendirebilir.
Üstelik artık rekabet sadece Türkiye'nin diğer tatil beldeleriyle yaşanmıyor. Marmaris'in hemen karşı kıyısındaki Yunan adaları da önemli bir alternatif hâline geldi. İnsanlar sadece denizi değil; fiyatları, hizmet kalitesini, temizliği ve kendilerine gösterilen ilgiyi de karşılaştırıyor.
İşte tam da bu noktada üzerinde durulması gereken konu denetimlerdir.
Elbette ilgili kurumlar görevlerini yapacak, kurallara uymayan işletmeler denetlenecek ve gerektiğinde cezai işlem uygulanacaktır. Ancak turizm, sürekli denetim yapılarak ya da ceza kesilerek ayakta tutulabilecek bir sektör değildir.
Asıl denetim, esnafın kendi vicdanında başlamalıdır.
Bir işletme müşterisini kandırmıyorsa, fiyatlarını makul seviyede tutuyorsa, kaliteli hizmet sunuyorsa bunu zabıta gelecek diye değil, kendi geleceğini düşündüğü için yapmalıdır.
Çünkü her ceza, aslında önlenememiş bir hatanın sonucudur.
Marmaris'in bugün daha fazla cezaya değil, daha fazla öz eleştiriye ihtiyacı var.
Her esnafın kendisine şu soruyu samimiyetle sorması gerekiyor:
"Ben müşterimin bir daha Marmaris'e gelmesini sağlayacak ne yapıyorum?"
Eğer bu soruya verilecek cevap tatmin edici değilse, sezonun neden kötü geçtiğini yalnızca dış etkenlerde aramak da doğru olmayacaktır.
Hiç kuşkusuz ekonomik şartlar, küresel gelişmeler ve ülkenin içinde bulunduğu tablo turizmi doğrudan etkiliyor. Ancak değiştirebileceğimiz şeyleri görmezden gelerek sadece başkalarını suçlamak bize hiçbir şey kazandırmaz.
Marmaris, doğal güzellikleriyle, koylarıyla, deniziyle ve misafirperver insanlarıyla dünyanın en değerli turizm destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor.
Bu değeri korumak ise yalnızca kamu kurumlarının değil, bu kentten ekmek kazanan herkesin ortak sorumluluğudur.
Belki de bu sezon, sadece "İşler neden kötü?" diye sormak yerine, "Biz daha iyi ne yapabiliriz?" sorusunu sormanın zamanıdır.
Çünkü turizm; denetimle değil, önce vicdanla, meslek ahlakıyla ve öz denetimle güçlenir.
Şapkayı önümüze koyup samimiyetle düşündüğümüzde, gelecek sezonun bugünden daha iyi olması için atılacak ilk adımı da atmış olacağız.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir