DÜNYA KÜÇÜK 8. BÖLÜM

NURETTİN   ECE
NURETTİN  ECE
DÜNYA KÜÇÜK 8. BÖLÜM
03-01-2026

Kate ile Paul’un uçağı, gece yarısını bir dakika geçe Ankara Esenboğa Havalimanı’na yumuşak bir iniş yaptı. Terminalin camları ardında onları bekleyen Elif ve Kemal, uzun bir yolculuğun ardından sevdiklerine kavuşmanın heyecanını taşıyordu. Sarılmalar, yorgun ama içten gülümsemeler ve ardından eve doğru sessiz bir yolculuk…

Geceyi Ankara’da, Elif ve Kemal’in evinde geçirdiler. Ertesi sabah, önceden rezervasyon yapılmış kiralık araç teslim alındı ve iki aile birlikte Konya yoluna düştü. Bu seyahat, Kate’in aylar önce Elif’e söylediği gibi,  ev sahipliğinin onlarda olduğu bir yolculuktu.

Konya’da bir gece kaldılar. Mevlâna’nın dinginliği, şehrin ağırbaşlı havası yolculuğun ritmini yavaşlatmıştı. Ardından Alanya’nın içinden geçerek Manavgat’a ulaştılar. Şelalenin serin sesi, Side Antik Tiyatrosu’nun taşlarına sinmiş binlerce yıllık hikâyeler… Side’de iki gece kaldılar.

Perge ve Aspendos ziyaretlerinden sonra Antalya ve Kemer’e geçtiler. Kemer’de üç gün kaldılar. Dağların denize yaslandığı bu sakin belde, hepsine iyi gelmişti. Zaman sanki orada daha yavaş akıyordu.

Sonra Kaş, Kalkan ve Fethiye… Ölüdeniz’de iki gece geçirdiler. Deniz cam gibiydi; gökyüzüyle aynı renkte. Ardından Marmaris’e doğru yola çıktılar.

Marmaris’teki yazlık eve varmadan bir gün önce, evi temizleyen kadını arayıp;
“Misafirlerle geliyoruz,” demişti Elif.

Eve girdiklerinde her şey yerli yerindeydi. Özlemişlerdi burayı. Yamaçta, ferah bir konumda yer alan, üç artı bir, çift banyolu ev hâlâ aynı sıcaklığı taşıyordu. En son altı ay önce, kasım ayında gelmişlerdi. Hatta Amerika’ya giderken aldıkları valizleri bile Marmaris’teki bir dericiden temin etmişlerdi. Zamanla dostluğa dönüşen bu tanışıklığı, bu ziyaretlerinde de ihmal etmediler.
Kemal ve Paul markete gittiğinde, Kate ile Elif;Dericini yeni işletmesi Cafe’de kahvelerini içip uzun uzun sohbet ettiler. Konuşma dönüp dolaşıp Arif’e geldi. İsmi, masanın üzerinde görünmez bir ağırlık gibi duruyordu.
Ve beklenmeyen, işte o gece oldu.
Evde kadınların özenle hazırladığı akşam yemeği, içilen içten birer kadeh rakı… Gece ilerlemiş, herkes odalarına çekilmeye hazırlanıyordu ki Kemal aniden fenalaştı. Panik, sessizliği parçaladı. Ambulans sirenleri Marmaris gecesini yararken Kemal hastaneye kaldırıldı.
Teşhis açıktı: Kalp krizi.
Kemal, Muğla’ya sevk edilerek tedavi altına alındı. Marmaris’te planlanan dört gecelik konaklama, bir anda anlamını yitirmişti. Doktorlar by-pass ameliyatının gerekli olduğunu söylüyorlardı; ancak önce yoğun bakımdan çıkması gerekiyordu.
Bu süreçte Elif, Arif’le konuşmuştu. Arif hiç düşünmeden yola çıkmak istemişti.
“Geliyorum Elif,” demişti.
Elif ise ondan bir ricada bulundu:
“Normalde evin anahtarını temizlikçi kadına bırakıyorum ama bu kez Kerim’de. Evde, Kemal’in daha önce kalp krizi geçirdiğinde çekilen filmleri ve tahlilleri var. Televizyonun altındaki sehpanın çekmecesinde. Onları alıp getirir misin? Eğer gelemiyorsan kargoyla gönder. Doktorlar istiyor.”
Arif, tahlillerle ilgilenmeyi üstlendi.
Elif, Amerikalı arkadaşlarına da tatillerini aksatmamalarını söyledi. Efes’i görmek isteyen Kate ve Paul’u, oradan İstanbul’a geçmeleri için yolcu etti.
“Her gün sizi haberdar ederim,” diye söz verdi.

Çocuklara da haber vermişti. Amerika’daki çocuklarına, korkulacak bir durum olmadığını söylemişti. Yine de Kemal’in bankacı olan kız kardeşi, hiç düşünmeden,İzmir’den  atlayıp gelmişti.

Şimdilik durum buydu.

Zaten Kate ile Paul’un Amerika’ya dönüş uçuşları 10 Mayıs’ta İstanbul’dandı. kiraladıkları aracı da orada teslim edeceklerdi. Kate ve Paul’un planlarında değişiklik yoktu; ama hayat, kimseye plan sormuyordu.

Bazen her şey yolundayken, dünya bir anda ne kadar küçük olabiliyordu.

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?