Ana içeriğe geç
SEVİM TUTAR ARICAK
SEVİM TUTAR ARICAKKöşe Yazarı

CHURCHILL

31 Ağustos akşamı, yani dün bir mekâna gittik ailecek.

CHURCHILL

31 Ağustos akşamı, yani dün bir mekâna gittik ailecek. Hava çok sıcak, basit ve soğuk, faydalı bir içecek içmek istedim.

Sipariş verdik, aynen resimde gördüğünüz gibi servis edildi; basit, özentisiz ve saygısız garsonlar çalışıyor. Tak diye önüme koydular ve gittiler. Ben öylece soda şişesine bakakaldım; bardakta limon suyuna benzer bir sıvı vardı, rengi limon suyundan koyuydu. Neyse dedim, takılmayacağım. Bardağa maden suyunu ağır ağır koydum, tuzu eklemeden önce tadına bakayım dedim. Berbat bir tat vardı; bozulmuş limon gibi, içine katkı maddesi eklenmiş, damak tadımın alışık olmadığı fabrikasyon hazır bir şeye benziyordu. İğrenç bir tat vardı.

Bekledim, bekledim; garsonun en müsait olduğu anı gözeterek seslendim ve geldi. Önümdekinin ne olduğunu sordum, "Churchill" dedi. Limon sosu kullanıp kullanmadıklarını sordum, önceden sıkıp hazırladıkları için tadının değişmiş olabileceğini söyledi. "Bu Churchill değil" deyince adam sinirlendi. "Yıllardır Churchill içerim, böyle bozuk bir tat almadım. Alın bunu içmeyeceğim ama hesabımıza ekleyin" dedim. Önümden öyle bir alışı vardı ki! Adam az kalsın kovacaktı ve çok kabaydı.

Kendimi aptal yerine koyulmuş ve çok değersiz hissettim.

Menü getirmişlerdi ama servis yapmaktan anladıkları soda şişesini ve içinde bozuk limon suyuna benzer bir şey getirdiler; bari bir parça buz koysalardı, soda sıcak. Merak ettim, kızıma "Menüde bunun fiyatı ne kadardı?" diye sordum, "150 TL" dedi. Yaz boyu gittiğim mekânlarda sipariş etmiş ve içmiştim, fiyatta bir sıkıntı yoktu; aynıydı doğru malzeme ve sunum olsaydı.

Resmen gördüğünüz şekilde şişeyi getirdiler. Marketlerde 10 TL hazır limon sosu, bir yemek kaşığı kadar limon sosu diyorum; dikkat, kötü bir tadı var, renginden bu içeceği sevenler anlar zaten. 150 TL, sunum sıfır. İyi ki şişenin kapağını açıp getirdiler, açmasalardı ne yapardık?

Adam ben ilk kez Churchill içiyorum sandı, bana "Limon ve sodayla yapılır" dedi ve gitti.

Soda bir kere buz gibi soğuk olmalı, taze sıkılmış limondan başka hazır sos kullanılmaz ve tuz. Hatta çoğu sunumlarda bardağın ağzını limon ile silerler; taze sıkılmış yarım limondan sonra içine, yaz aylarında bir iki buz parçası atılır. Şart değil ama varsa —ki bu işletmenin kapısında kocaman saksıda naneler var— bir yaprak içine atarsın ve sunumunu doğru hazırlanmış içecek ile yaparsın; bizi de aptal yerine koymazsınız, "150 TL ver defol git" dememiş olursunuz.

Neymiş efendim, sezon berbatmış... Siz önce işinizi bir düzgün yapın. Garson sipariş gelmeden önce ricamız üzerine masamızı siliyor, sigara külü dökülmüş masa yapış yapış görünüyordu; çocuğun masa silişinde hayır yoktu ki sunumu olsun. Sigara külünü elindeki kirli bezle bir güzel masanın her yerine sürdü, bezi katlayıp ters çevirip silme diye bir şey yok. Yeminle masanın üzerine çantamı koyasım gelmedi, tiksindim yani. Normalde ben titiz biri değilim, böyle şeylere takılmam, yakın çevrem bilir; ama ben ilk kez o bezden ve silme şeklinden tiksindim.

Buradan yazdım çünkü herkes ne iş yapıyorsa en iyisini ve hakkaniyeti neyse onu yapmalı. Bizleri de aptal yerine koymasın kimse.

Fethiye'de bazı işletme sahipleri vermeden almanın derdindeler. Eşim ve kızım tepkiyi bana gösterdiler, kendi aramızda da tartıştık. Sizler gibi sesini çıkartmayan, ne gelirse eyvallah diyen, kaliteye önem vermeyenler yüzünden bunlar bu kadar kalitesiz ve olduğundan başka bir şey getirip kabul ettiriyorlar. Ben fiyata takılmadım, verdiğim paranın karşılığını ve lezzet, tat isterim dedim; ikisi de sesini kesti.

Hiç üşenmedim, Esnaf Hastanesinin oradaki Migros'a girdik. "Bakın 6'lı soda kaç lira" dedim, baktılar: 6 adet soda 72,50 TL. Siz hesap edin; adam önüme gördüğünüz 12 liralık bir şişe, bardakta bir yemek kaşığı hazır limon sosu, içinde bir pipet ve tuzluğu kabaca koyup seyirterek başka bir masaya gitti.

Yeminle evde soda, orijinal limon ve tuz var; dışarı çıkalım, mekâna oturup şöyle ışıklar şehri Fethiye'yi, balıkları izleyelim dedik.

Normalde nedense bu mekâna oturmak hiç içimden gelmezdi, iç sesim haklı çıktı; bir daha oturmayacağımı garanti ettiler.

İnsaflı davranıp isim vermiyorum ama gittiğim, memnun olduğum ve hakkıyla hizmet aldığım mekânların ismini yazmak istiyorum: Boğaziçi Adres Kafe, Yörük Çadırı, Karagözler'deki mekânlar, Çalış mekânlarının tamamı kaliteli hizmet veriyorlar ve temiz.

Bir de açık meydan olmasına rağmen içilen sigaralar içmeyenleri çok rahatsız ediyor, yan masadakinin tüttürdüğü sigarayı ben içmek zorunda değilim; masalar üst üste dizilmiş resmen. Kucağında köpekle oturanların köpekleri gelip benim ayağımı yalarsa rahatsız olurum; hayvan düşmanı değilim ama başkasının köpeği gelip benim bacağımı yalamasın. Bazı insanların kedi köpek alerjisi vardır, beni hapşırtır ve kaşındırıyor.

Kısacası dışarı çıktığımıza pişman geri döndük.

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü'ne uygun bir yazı olmadı ama maalesef malzeme buydu bugün.

Sevim Tutar Arıcak

1 Eylül 2026

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın