Koltuklarınızı koruyabilmek için olmadığınız birine dönüşmek sizleri yormadı mı? İnsan ömrü bu kadar kısayken hiç mi bıkmadınız? Hiç mi yorulmadınız?
İnsanın kendisine edebileceği en büyük kötülüğü ediyorsunuz kendinize. Yaşınız ilerledi, çağın gerisinde kalıyor, genç kuşaklara uyum sağlayamıyorsunuz. Dönün bir bakın arkanızdan yetişen kuşaklara; o nesilleri yok sayarak "her şeyi ben biliyorum" diretmesiyle önden koşmaya çalışıyorsunuz. Yaşını başını almış insanlar olarak sizi bu yarışta geçecek pırıl pırıl, zeki gençlere fırsat vermiyor; her şeyi biz biliyoruz diyerek koltuklarınızdan kalkmamakta diretiyorsunuz.
Fırsat verseniz de artık gençlere, haksızlık edip önlerini kapatmasanız mı artık? Yeminle sizin kavgalarınızdan, olumsuzluktan, hayatı zorlaştırmanızdan, bize hakaret etmenizden bıktık artık.
Yedi sülalenize yetecek kadar servet edindiniz; çekilin kenara da gençlere fırsat verin. Gidin huzurluca, dingin bir hayat sürün, huzurun tadına varın, torunlarınızı sevin. Etrafınızda kalabalık olmadan, gözlerden uzak "Oh be, huzur buymuş," deyin; kitap okuyun. Torunlarınızla vakit geçirin; yorulmadınız mı insanlara hakaret etmekten?
İnsanlar perişan, mutsuz; gelecekten umudunu kestiler, sadece soluk alıp veriyorlar. İnsanlar duygu kaybına uğradı, evrim geçiriyor, görmüyor musunuz?
Bu neyin hırsı? Yürüyemiyor, ayakta durmakta zorlanıyorsunuz; yaşlandınız, üretemiyorsunuz. Gücünüz yetmedikçe sürekli insanları aşağılayıp hakaret ediyorsunuz. Şunu bilin ki artık insanlar sizi olduğunuz yerde görmek istemiyorlar; sizin baskıcı, "her şeyi ben bilirim" tavrınızdan insanlar bıktı usandı, görmüyor, duymuyor musunuz?
Kötücül söylemler insanları mutsuz ediyor; tepeden insanlara bağırıp hakaret ediyorsunuz. Elinizdeki güce güvenip insanları perişan etmekten yorulmadınız mı? Bu insanlar sizinle aynı topraklarda doğdular, aynı Tanrı’ya inanıyorlar, aynı dili konuşuyorlar; neden bu kadar mesafeli, yabancı, uzaksınız onlara? İnsanları anlamamakta, duymamakta neden ısrar ediyorsunuz?
Lütfen artık erdemli olun; köşenize çekilip iç huzuru arayın çünkü kazandıklarınızı yiyecek vaktiniz kalmadı, yaşlandınız. Tatile çıkın; doğanın sesini, kuşların ötüşünü dinleyin. Çekilin artık, genç beyinleri dinlesin insanlar; onların da bir fikri var, değil mi?
Eskimiş bir elbiseyle kral sofrasına oturulmaz; buna cüret ederseniz kral sizi dilenci sanır, sadaka verir, onurunuz kırılır. Bu kötülüğü kendinize yapmayın. Tıpkı elbiseler gibi fikirler de eskir ve ölür; sizleri çok dinlediler, o yüzden insanlar artık sizi dinlemiyorlar. Kendi öz saygınızın daha fazla yok olmasına izin vermeyin. Sizin adınıza biz utanıp üzülüyoruz.
Bu neyin hırsı ki elinizdeki sopayla sürekli insanları dövüyorsunuz?
YAPMAYIN.
Yorgunuz, kaygılıyız; herkesin nefesi kendine ağır geliyor artık. İnsanlar mutsuzluktan, umutsuzluktan uyuştular; yaşamaktan zevk almıyorlar. Yağmur gibi kötülük yağıyor üzerimize; insanlar bu kötülüğü hak etmiyorlar.
Kimse kimsenin marabası değil. Bu dikta üslup, kötücül dil insanları canından bezdirdi. Lütfen artık gençlere yol verin; yeterince saygı duruşunda beklediler. Bırakın rahat olsunlar ve konuşsunlar; biz gençleri dinlemek, fikirlerini öğrenmek, icraatlarını görmek istiyoruz.
Sevim Tutar Arıcak
30 Mart 2026

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir