Ana içeriğe geç
SEVİM TUTAR ARICAK
SEVİM TUTAR ARICAKKöşe Yazarı

O BİR KATİL DEĞİL BİR ÇOCUK

Her zaman iddia etmişimdir çocuk yetiştirmek çok zor öğrenilen, en şahane bir sanat eseridir.

Her zaman iddia etmişimdir çocuk yetiştirmek çok zor öğrenilen, en şahane bir sanat eseridir.

     Çocuğu doğurmak çok kolay, bütün canlılar bitkiler gibi çoğalır  doğanın doğal döngüsü etrafında zamanı kendine uydurmak kadar kolay bir oluşum yoktur. Ama kendini zamana uydurmak bazen sana çok dar gelen bir giysinin içinde rahatsızlık veren huzursuzluğa dönüşür. Ne kadar şık olursa olsun,  paha biçilmez kalitede de olsa bedene dar geliyor işte. Derhal çıkarma kurtulma ihtiyacı içinde olursunuz.

     Evet basitçe toplumun büyük çoğunluğu katil dedi geçti. Görünürde eylemsel etkiye bakıldığında evet bir katil. Her şeyden önce o bir çocuktu. Doğduğunda masum bir melekti. O bir annenin kollarında kucağında içgüdüsel olarak yasayabilmek için anasının kucağında kokusunda memesini arayan bir bebekti. Hem sevgiyi öğrenmek hem de öğretme zamanıydı. Annesi ona ninni söyledi mi?

Geceleri ağladığında annesi kendi canını unutup, onun sesiyle uyanıp anaç bir refleksle kucağına alıp bağrına basıp öpüp koklayıp onu sakinleştirdi mi? Doğal olarak bu eylemlerin gerçekleşmesi gerekir bir anne tarafından. Bir de aksini düşünün!

     Sevgiyi öğrenen, sevgiyle büyüyen, vicdan ile şekillenip, ahlak ile büyüyen bir çocuk asla katil olamaz.

    Okula saldırıp kendi yaşıtları çocukları katledip bir öğretmeni öldüren bir çocuğun bu olaydan ne gibi bir çıkarı ve amacı olabilir?

     Katil deyip geçmek ne kadar kolay.

   Evet vardı bir amacı dikkatleri üzerine çekmek. Eylem çok kötü ve en basit olanı.

     Çünkü çocuk çok yalnız ve ilgisiz büyümüş, duygusal boşluk içinde kaybolmuş, çıkış yolu bulamayıp bir labirentin içinde kendini çarpa çarpa karanlığın içinde ışığa dış dünyaya açılan kapıyı aramış. Kimse ona yardım etmemiş, el yordamıyla da olsa kapıyı bulabileceğine kimse inanıp ona yönünü tarif etmemiş. Sadece seyretmiş, onunla alay edip eylenmişler.  Onun kendi ruhunun içinde sıkışıp bir bomba gibi patlayıp kendi içindeki çocuğu yok etmesini izlemişler.

      Bomba patlarken cisim paramparça olduğu gibi etkisiyle gücüyle etrafını da paramparça eder parçalar yok eder. Bu çocukta da olan budur.

       Bizim toplum bombayı suçluyor, kim icat etti demiyor.

      O çocuğu kim yetiştirdi?

  Herkes polis babayı suçladı. Kimse annesi konuşmuyor. Yahu daha öğrenemedik insanları analar doğurur, analar doğurduklarını bir sanat eseri gibi işler ve topluma birer birey olarak katarlar.

Neden cennet anaların ayaklarının altında olduğu iddia edilir ve böyle kabul edilir? Sadece doğum yaptığı için mi sanıyorsunuz?

   Evet analar dünyayı doğurur, bu doğanın analara sunduğu en mucizevi ve ilahi bir güçtür. Bir insanı doğurmak gerçekten de mucizevi ruhun yenilenip tazelenip, temizlenip tomurcuklar vererek çiçek açıp meyve vermesi demektir. Bütün bu süreçlerde sabır emek , en önemlisi sevgi ve içsel bir güç vardır.

     Bu çocuk bir katile dönüşürken o ana nereydi?

Ne b.k yiyordu?

  Çok ana demeyeceğim çok kancık tanıdım af buyrun sadece doğurmayıp s..çıp geçen. Çok anacık kadıncık tanıdım evladını lüks arabalar ile okul kapısına getirip öpmeden bir an önce arabadan inip defolup gitmesini sabırsızlık bekleyen sonra gaza basıp kendi bencil hayatlarını yaşayan kadıncıkları gözlerimle görüp ruhumla izledim. Şımarık sonradan görme ne oldumcuk kadınlar, eline verilen imkanı gücü taşıyamayan süslü barbi bebek gibi kadıncıklar.  Parası imkanı olmayan sıradan olanların da bahaneleri çoktu çocuklarını öylece salıverdiler toplumun içine. Doğurdum bitti diyen kadıncıklarımız var bizim. Sorumluluklarından kaçanlar, basit yasayıp kolayı seçenleri var. Bunlar sadece erkeklerinin süslü ve pahalı oyuncaklarından ileri gidemeyen değerlileri oldular, ana olmayı unuttular. Bir kadın doğuracağı çocuğun babasını seçerken, cebine tipine boyunu göre değil acaba ben çocuğumu doğurduğumda bu erkek benim doğurduğuma iyi bir baba olur mu? Diye önce bu yönünü analiz etmeli. Bir erkeğin en az bir ana kadar olmasa da çocuk üzerinde çok büyük etkisi vardır. Erkekler düz mantıktır kadınlar kadar detaycı değillerdir. Üreme iç güdüsüyle donatılmış bedenen şahane yaratılmışlardır.

    Günümüzde kadınlar evleneceği erkegin zengin ve yakışıklı olmasına yani kendi bencil ruhlarına göre hitap etmesini isteyerek sorumluluk almayan kolay bir yaşamı seçiyorlar

       "SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM"

      "Sevgi neydi" EMEKTİ

   İşte kadınlar o emeği yok saydıklarında sütü bozulur, süt bozulunca maya tutmaz, yoğurt değil  çökelek olur, ham çökelekte insanın boğazına durur ölüme kadar hikayesi gider olan budur.

     Çok kadın tanıdım okula çocuğunu getirip deyim yerindeyse arabadan bir paket eşya gibi atıp okula uğramayan, çocuğunun öğretmenini tanımayan.

    Bu çocuk bir katil değil, ülkemize ödüller kazandıran gurur duyacağımız beyinler arasındaydı. Başta ailesi sonra çevresi onu yok ettiler ve bir bomba gibi imha ettiler ellerinde patladı. O çocuğun ailesi şahane paha biçilmez bir pırlantaya sahipti kıymetini bilememişler taş kömüre çevirmişler.

      Çocuğun görüntülerinde gördüklerim analiz ettiklerim benim canımı yaktı ciğerimi dağladı. Zeka seviyesi yüksek o zekayı nerede kullanacağını bilemeyen kendi gücünün içinde sıkışmış çıldıran bir çocuk gördüm. Aziz Nesin'in dediği gibi bizim toplumumuzun çoğunluğu anlarsınız işte!....

      Bu çocuğu hiç mi görmediniz?

    Hiç mi fark etmediniz?

   Bu çocuk için kaynaştırma öğrencisi deniliyor ne kadar yanlış bir terim.

     Bu çocuk zeka olarak incelenip farkında olunup doğru ustaların elinde en pahalı mücevher olacak çocukken hep birlikte katil ettiniz. TEBRİKLER TÜRKİYE'M

     Biliyorum bu yazıyı okurken bir çok kadın bana kızacak. Hiç uzağa gitmeyim kendimden örnek vereyim öyleyse.

     Daha evlenirken hedefe oturdum, eşim için kürt dediler yıllarca komşuluk ilişkilerinde yorucu bir mücadele verdim. Çocuğumu önce yaşıtları çocukların aileleri dışladı, oyun oynayarak sosyal ilişkilerini geliştirecek masum çocuklar aileleri tarafından benim çocuğum için uyarıldılar oyun oynamalarından rahatsız oldular çocuklarının kafalarına kötü düşünceler ektiler, ama benim yavrum öyle güçlü bir sevgiyle donatıldı ki! Arkadaşlarının kötü uyarılmalarını fark etmedi. Oğlumun barışçıl paylaşımcı güven veren bir çocuk olduğunu arkadaşları fark ettiklerin de ailelerini dinlemeyip ısrarla benim oğlum ile oynadılar. Aralarında oğlumun oyuncaklarını çalan arkadaşları vardı, ben oğlum ile bu konuyu konuşur arkadaşına olan öfkesini eğitime arkadaşına faydalı olup bu alışkanlığından vazgeçirmesini arkadaşına hiç hissettirmeden yapmasını sağladım.

   Sonra benim oğluma spastik özürlü dediler, bunu dışardan olduğu kadar akrabalarımızdan diyen de oldu. Küçükken çok güçlü bir kıkırtıyla gülerdi 3 yaş falan herkes deliymiş gibi bakardı oğluma. Bir anne olarak yüreğim dağlanır canım acırdı bir anne olarak hepsine öfke duyardım ama çocuğuma daha çok sarılır onu her şeyin ve herkesin üzerinde ve hatta kendimden bile üstün tutardım.

      Anaokulu öğretmeni Nuran Yılmaz ve İlkokul öğretmeni Teksen Yıldızay öğretmeni onu ilk fark edenlerdi. Onu fark etmeyen o kadar çok öğretmeni oldu ki! Bazıları onu görünmez yaptılar taaki Lise 3 sınıfa gelene kadar.

   Kimse kusura bakmasın dosdoğru yazıp buradan hakkını teslim edeceğim bir öğretmenimiz daha var, çocuklarıma sadece matematik dersi vermeyip psikolojik olarak da çocuklarıma inandığını güvendiğini daima söyleyen ve onlara yön veren ve bizim hayatımızda çok özel bir yeri olan Pozitif Kurs eğitim kurumu sahibi olan Onur Hocamıza buradan hakkını teslim edeyim. Oğluma sadece matematik dersi vermedi psikolojisi üzerinde çok etkili oldu, kaygılıydı oğlum kendini ifade edemediği için onun bazı dışa vuran hareketlerini fark edip garipseyenler vardı.

  Oysa benim oğlum zekiydi onu önce ben ve bir kaç öğretmeni fark etmeseydi bu gün benim oğlum bir Cerrah değil ziyan olmuş bir çocuk olacaktı.

   Oğluma kürt dediler oysa babasının soyu Türkmen boylarından gelen bir aşirettin bir çocuğuydu soylu bir aile olduğu için soy bağıyla ilgili kitapları yazılmıştı.

   Komşularımın bazıları ve bazı akrabalarımız çocuğumun özürlü olduğunu sanarak spastik dediler. Akran zorbalığı ile çok mücadele ettik. Çocuklarımı iyi yetiştirebilmek için işimi bırakıp eşimin eline bakıp çok yoklukla mücadele ettiğim günlerin yılların izini halâ içimde taşırım. Benim bir hedefim vardı, benim yaşam sebebim çocuklarımdı, onlar hem kendilerine hem de topluma faydalı örnek alınacak çocuklar olacaktı, abartmıcam benim çocuklarım parmakla gösterilecekti.

 Çok şükür Allah’ıma çok yoruldum, yeri geldi kendimden vazgeçecek kadar tükenmişliğin dibini gördüm, bazı cahil insanların ağzında sakız olacak kadar ağır bedeller ödedim ama ben hedefime ulaşmanın mutluluğu gururu ve onuruyla ölsem de gam yemem dediğim yerdeyim şimdi.

     Aile olmanın kutsallığını ve bu uğurda mücadeleyi yitirdiğinizde aile içindeki başarının da başarısızlığında bir ekip işi olduğunu unuttuğunuzda daima yanlış tarafta olursunuz

   Toplum öyle tehlikeli bir güç ki! Biri ne derse hepsi onu ezber ediyorlar.

     O bir katil değil 11 Yaşında bir çocuktu.

     Bir çocuğu görünmez yapıp, yok saydığınız kalıtsal sonuçlar pahasına ben varım buradayım der ve herkes onu bu şekilde fark etmiş olur.

    İzahı olmayan şeylerin mizahı olur.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın