GÜRÜLTÜNÜN FATURASI SONRA ÇIKAR
Sevgili Marmarisliler,
Florence Nightingale’i çoğumuz “Lambalı Kadın” adıyla hatırlarız. Modern hemşireliğin kurucularından kabul edilen Nightingale, 1854’te Kırım Savaşı sırasında İstanbul Üsküdar’daki Selimiye Kışlası’nda yaralı ve hasta askerlerin bakımında görev yapmıştı. Yolunuz İstanbul’a düşerse, Selimiye Kışlası’nın kuzeybatı kulesinde onun adını taşıyan küçük müzeyi de görebilirsiniz.
Bu İngiliz hemşire, savaşın ardından 1860 yılında yayımladığı Hemşirelik notları adlı kitabında gürültüye özel bir bölüm ayırdı. Nightingale’in 166 yıl önce yaptığı gözlem bugün bile şaşırtıcı derecede tanıdık: İnsanı rahatsız eden her zaman en yüksek ses değildi; ani, beklenmedik ve özellikle uykuyu bölen sesler çok daha yıpratıcı olabiliyordu. Takırdayan anahtarlardan, gıcırdayan ayakkabılardan, sallanan kapı ve pencerelerden söz ediyordu.
Nightingale bundan 166 yıl önce hastanın uykusunu bozan gıcırdayan kapıyı dert ediniyordu. Biz bugün Marmaris’te sabahın beşinde yüzlerce cam şişenin bir çöp aracına boşaltılırken çıkardığı şangırtıyla yataklarımızdan sıçrıyoruz.
Gürültü meselesi aslında sadece turistin rahat ve huzuruyla ilgili de değil. Marmaris’te binlerce emekli, yaşlı ve bakıma muhtaç insan var. Bu insanların huzurlu bir gece geçirmesi sağlıkları için çok önem taşıyor. Bu nedenle başkasının uykusuna ve huzuruna ne kadar saygı gösterdiğimiz aynı zamanda bir toplum sağlığı meselesi.
Gürültü konusunda yazarken önce kendi payıma düşeni de söylemeliyim. Emekli bir tankçı subayı olarak meslek hayatım motor gürültülerinin, palet şıkırtılarının, atışların içinde geçti. Gereken dikkati ve özeni her zaman göstermediğimi bugün kabul ediyorum. Bu yüzden sol kulağımda yaklaşık yüzde ellilik bir işitme kaybıyla yaşıyorum. Doktorum, bunun tek bir atışın veya olayın değil, yıllar boyunca maruz kaldığım gürültünün toplam etkisinin sonucu olduğunu söyledi. Buradan çıkarttığım sonuç gürültünün faturasının her zaman o anda çıkmadığıdır.
Dünya Sağlık Örgütü de gürültüyü önemli çevresel sağlık risklerinden biri olarak kabul ediyor. Üstelik mesele yalnızca işitme kaybı değil; uzun süreli gürültünün uyku bozuklukları, stres, kalp-damar hastalıkları ve bilişsel performans üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Desibel ölçeği de sandığımız gibi doğrusal değil; küçük görünen artışlar bile maruz kaldığımız ses enerjisini ciddi biçimde yükseltebiliyor.
Buna karşılık Marmaris’in bir eğlence şehri olması gayet doğal. İnsanlar buraya bir yıllık bir yorgunluğun kasvetinden kurtulmak için geliyor. Bu yüzden Marmaris sessiz bir şehir olamaz. Tekneler çalışacak, müzik çalacak, insanlar eğlenecek. Mesele ses değil, ölçüsüz gürültü.
Marmaris’te bunun yeni bir tartışma olmadığını biliyoruz. Çevre raporlarında yıllardır özellikle Marmaris, Bodrum ve Fethiye gibi turizm merkezlerinde eğlence yerlerinin otel, pansiyon ve konutlara yakınlığından kaynaklanan gürültü şikâyetlerine dikkat çekiliyor. Geçen yıl Marmaris’te artan şikâyetlerin ardından Uzunyalı, Armutalan ve İçmeler’de yapılan denetimlerde çeşitli ihlaller nedeniyle işletmelere kapatma cezaları bile uygulanmış.
Gürültüyü yalnızca barlara ve eğlence yerlerine yüklemek de haksızlık olur. Gece saat ikide sokaktan geçen modifiye egzozlu bir motosiklet birkaç saniye içinde gözden kayboluyor ve civardaki yüzlerce insanı rahatsız ediyor.
Sorun bizim gürültüyü seçmemiş oluşumuz. Bir eğlence mekânına giren insan yüksek sesli müziği dinlemeyi seçmiştir ama bu yüz metre ileride evinde uyuyan insanın seçimi değildir. Plajda sevdiği şarkıyı sesi sonuna kadar açarak dinleyen birisinin anlaması gereken temel konudur: Senin müziğin benim gürültüm olabilir.
Marmaris’in bu konuda kuralları da var. Belediyenin 2026 yılında yürürlüğe koyduğu Emir ve Yasaklar Yönetmeliği işyerlerinin çevreye gürültü yaymasını önlemelerini istiyor ve bazı gürültülü faaliyetlere saat sınırlaması getiriyor. Örneğin oto yıkamacılarda gürültülü cihazların 20.00 ile 08.00 arasında kullanılması yasak.
İnsan ister istemez soruyor:
Bir oto yıkamacının vakum makinesi insanları rahatsız etmesin diye sabah sekizden önce çalıştırılamıyorsa, yüzlerce cam şişeyi sabah beşte boşaltmak neden normal olsun?
Çözüm de Marmaris’i susturmak değil. Dünyanın birçok şehrinde trafik ve modifiye egzozlar denetleniyor, inşaat ve atık toplama saatleri düzenleniyor, eğlence yerlerinde belirlenen ses seviyesinin aşılmasını önleyen teknik sistemler kullanılıyor. Bunların hiçbiri insanların eğlenmesine veya şehrin yaşamasına engel değil.
Belki önce Marmaris’i gerçekten dinlememiz ve ölçmemiz gerekiyor. Siteler sahili gece yarısında, Armutalan saat birde, Camialtı saat ikide, Kemeraltı sabah beşte ne kadar gürültülü ? Gürültü nereden geliyor, hangi saatlerde yoğunlaşıyor ? Bunun adına ister gürültü haritası diyelim ister başka bir şey; önce ölçelim, bilelim, sonra çözüm arayalım.
Florence Nightingale 166 yıl önce hastasının uykusunu bozan gıcırdayan kapının peşine düşmüş. Ben yıllarca gürültünün içinde çalıştıktan sonra bugün sol kulağımdaki işitme kaybıyla yaşamak zorundayım. Biliyoruz ki gürültünün faturası her zaman o anda çıkmıyor.
Yatağında uyumaya çalışırken tavana bakan hasta bir ninenin, bebeğini uyutup ertesi sabah işe gidecek annenin, sabah beşte servise çıkacak minibüs şoförünün uykusunu bölmeyelim. Bir başkasının dinlenmesine saygı göstererek eğlenmek de pekala mümkün. Birbirimizi biraz daha duyalım yeter.
Bazen birini anlamak için bağırmak değil, fısıldamak daha etkilidir.

Yine harika bir tespit, harika bir yazı! Tebrik ederim.
Yine harika bir tespit, halila bir yazı! Tebrik ederim.