Ana içeriğe geç
Mustafa Kemal Uysal
Mustafa Kemal UysalKöşe Yazarı

MARMARİS’İN SİVRİSİNEKLERİ – 10

KUMA GÖMÜNCE YOK OLMUYOR Sevgili Marmaris dostları, 1980’li yıllarda Marmaris’ten Ankara’ya giden otobüsümüz, şimdiki Atatürk heykelinin karşısında bulunan…

KUMA GÖMÜNCE YOK OLMUYOR

Sevgili Marmaris dostları,

1980’li yıllarda Marmaris’ten Ankara’ya giden otobüsümüz, şimdiki Atatürk heykelinin karşısında bulunan Taşlık Kahvesi’nin yanındaki Pamukkale yazıhanesinin önünden kalkardı. Uzak şehirlerdeki okullarımıza gitmek için valizlerimizi bagaja verir, ailelerimizle vedalaşıp otobüse bindiğimizde bizi daha yolculuk başlamadan tanıdık bir koku karşılardı. Koltuklara, perdelere, tavana, sanki otobüsün her tarafına işlemiş ağır ve acı bir nikotin kokusuydu bu.

Muavin yolculuktan önce kapıları açıp otobüsü havalandırır, o yılların vazgeçilmezi limon kolonyasını avuçlarımıza dökerdi. Ne yaparsa yapsın o kokudan kurtuluş yoktu. Motor çalışıp otobüs Marmaris’ten çıkar çıkmaz sigaralar yakılmaya başlanır, daha ilk saat dolmadan içerisi yeniden dumanaltı olurdu. Yedi numaralı koltukta bebeğiyle yolculuk eden anne de oradaydı, on bir numarada hasta bir teyze de; sigara içmeyenler, çocuklar, yaşlılar... Kimsenin pek söz hakkı yoktu. Bir süre sonra otobüs, yolcularının yaşı ve sağlık durumu ne olursa olsun, sigara içenin de içmeyenin de aynı dumanı soluduğu kapalı bir kutuya dönüşürdü. Bugünden geriye baktığımızda insana tuhaf geliyor, o günlerde ise pek de tuhaf gelmiyordu; normalimiz buydu.

Uçaklarda da durum çok farklı değildi. Bilet alırken sigara içilen veya içilmeyen bölüm tercih edilebiliyor, aynı uçak kabininin birkaç sıra önünde insanlar sigaralarını yakarken birkaç sıra arkası “sigara içilmeyen bölüm” sayılabiliyordu. Dumanın koltuk numarasını okuyup belli bir sıradan sonra duracağı varsayılmış gibiydi. Evlerde, kahvelerde, lokantalarda ve iş yerlerinde de benzer bir hayat sürüyor, sigara içmeyenlerin başkalarının dumanını soluması bugünkü kadar yadırganmıyordu. Pasif içicilik kavramı da gündelik hayatımızda bugünkü ağırlığıyla yer almıyordu.

1996 yılı bu bakımdan önemli bir dönüm noktası oldu. 4207 sayılı Kanun’la toplu taşıma araçlarında ve bazı kapalı alanlarda sigara kullanımına sınırlamalar getirildi. Sonraki yıllarda bu sınırlamalar genişledi ve bir zamanlar hayatımızın her köşesinde bulunan sigara yavaş yavaş ortak kapalı alanlardan çıkarılmaya başlandı. Değişen yalnızca mevzuat değildi; toplumun neyi kabul edip neyi yadırgadığı da değişiyordu. Bugün Ankara’dan Marmaris’e gelen bir otobüste koltuğun kenarında küllük görsek herhalde şaşırır, bir yolcunun sigarasını yakıp bütün otobüsü dumana boğmasını ise neredeyse düşünülemez buluruz. Oysa bundan otuz-kırk yıl önce sigaralı yolculuk hayatın olağan bir parçasıydı.

Turizm açısından bakıldığında mesele biraz daha önem kazanıyor. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen insanların sigarayla ilişkisi aynı değil. Sigara kullanımının daha sınırlı olduğu ülkelerden gelen turistler tatillerinde yoğun sigara dumanıyla karşılaşmaktan rahatsız olabiliyorlar. Üstelik plajda insan yanına kimin oturacağını seçemiyor. Havlunuzu serdiğiniz yerde birkaç metre ötenizde sigarasını yakan birinin dumanı rüzgârla doğrudan size gelebiliyor. Çocuğunuzla gelmişsiniz, astımınız var, sigara kullanmıyorsunuz ya da yalnızca denizin havasını solumak istiyorsunuz; yanınızdaki kişinin tercihi bir anda sizin de meseleniz hâline geliyor.

Turistlerin Türkiye’deki plajlarla ilgili yorumlarına bakıldığında yalnızca sigara dumanından değil, kumdaki izmaritlerden de şikâyet edildiğini görüyoruz. Bunlardan birinde kullanılan “Plaj büyük bir kül tablası gibi” ifadesi özellikle dikkat çekici. Bir turizm kentinin plajı için bundan daha can sıkıcı bir benzetme bulmak herhalde kolay değildir. Duman dağılıyor, kokusu bir süre sonra kayboluyor, geride kalan izmarit ise orada kalıyor.

Plajlarımızda hepimizin defalarca şahit olduğu küçük bir merasim var. Sigara bitiyor, izmarit kuma bastırılıyor, ayakla üzerine biraz kum çekiliyor ve mesele halledilmiş gibi yola devam ediliyor. Birkaç saniye önce elimizde bulunan çöp artık görünmediğine göre sanki ortadan kalkmış oluyor. Gerçekte ise yalnızca gözümüzün önünden kayboluyor ve aynı hareket tekrarlandıkça kumun altında birikmeye devam ediyor.

Üstelik sigara filtresi çoğumuzun zannettiği gibi pamuktan yapılmış masum bir parça değil. Büyük ölçüde selüloz asetat denilen plastik esaslı liflerden oluşuyor. Güneşin, yağmurun, dalgaların ve kumun aşındırıcı etkisiyle zaman içinde parçalanıyor, küçülüyor ve gözümüzün kolayca göremeyeceği liflere dönüşüyor; bu süreç filtrenin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kuma gömdüğümüz küçücük bir izmarit böylece çevrede plastik parçacıkların kaynağı hâline gelebiliyor.

İşin bir de gözle göremediğimiz tarafı var. Sigara içilirken filtreden geçen dumandan kalan nikotin, bazı ağır metaller ve başka kimyasal maddelerin bir bölümü izmaritte kalıyor; yağmurla, deniz suyuyla veya dalgayla temas ettiğinde bunların bir kısmı suya geçebiliyor. Bilim insanları kullanılmış sigara izmaritlerini suya koyarak ortaya çıkan sıvının balıklar üzerindeki etkisini de araştırmışlar. Sonuçlar “Alt tarafı bir izmarit” deyip geçmemize pek izin vermiyor; bazı laboratuvar deneylerinde litre başına birkaç kullanılmış izmaritten suya geçen maddelerin belirli balık türleri için ölümcül düzeye ulaşabildiği görülmüş. Plajda ayağımızla kuma gömüp gözden kaybettiğimiz o küçücük izmaritle bizim işimiz bitiyor belki, kıyı için hikâye ise orada başlıyor.

Marmaris’te tam da bu meseleye el atan güzel bir girişim başlamış durumda. Marmaris Belediyesi ağustos ayında “İzmarit Savaşçıları” adıyla gönüllü bir farkındalık ağı oluşturacağını duyurdu. İsmi biraz iddialı gelebilir ama hedefi doğru yere koyuyorlar: Yere atılmış izmaritleri toplamakla yetinmek yerine, izmaritin daha baştan yere atılmamasını sağlayacak bir davranış değişikliği yaratmak. Üstelik tam bu yazıyı kaleme aldığımız günlerde İzmarit Savaşçıları ilk toplantılarını da yaptılar. Marmaris Doğa Gönüllüleri, Tazelenme Üniversitesi, Rotary Kulübü ve çevre derneklerinin destek verdiği çalışmada gönüllülerin sokaklarda, işletmelerde ve plajlarda insanlarla doğrudan temas kurması, yeni fikirler ve farkındalık çalışmaları geliştirmesi planlanıyor.

İşin püf noktası da galiba burada. Her sabah birilerinin gelip bizim yere attığımız izmariti toplamasını bekleyerek temiz bir Marmaris yaratamayız. Sokakta yürürken, araç kullanırken ya da bir işletmenin önünde sigarasını bitiren kişinin izmariti yere atması hâlâ sık karşılaştığımız bir davranış. Kaldırıma bırakılan bir izmarit yağmur suyuyla mazgala, oradan dereye veya denize kadar ulaşabiliyor. Marmaris gibi denizle iç içe yaşayan bir kentte karada yere attığımız küçücük bir çöpün yolculuğunun nerede biteceğini tahmin etmek zor değil. Temizlik elbette yapılacak, belediye görevini yerine getirecek; kalıcı çözüm ise o izmaritin yere hiç düşmemesidir.

Sigaranın insan sağlığı üzerindeki zararlarını burada yeniden uzun uzun anlatmaya gerek yok; bunları artık hepimiz biliyoruz. Asıl üzerinde durmamız gereken, ortak yaşam alanlarımızda hangi davranışları kanıksadığımız ve zaman içinde bunları değiştirmeyi başarıp başaramadığımızdır.

Bu değişime plajlarımızdan başlayabiliriz. Marmaris’te bir veya birkaç plajda, hiç değilse pilot uygulama olarak, belirli bölümleri sigara içilmeyen alanlara ayırabiliriz. Sigara içmek isteyenler için de bu alanlardan uygun mesafede belirlenmiş noktalar oluşturulabilir ve buralara yeterli sayıda küllük veya izmarit kutusu konulabilir. Böylece kimsenin sigara içip içmemesine karışmadan ortak alanı daha adil kullanmış oluruz. Sigara içmeyen deniz havasını dumansız solur, sigara içen kendisine ayrılmış noktayı kullanır, izmaritin gideceği yer de kum değil küllük olur.

İşletmelerimizi de bu çabanın dışında bırakamayız. Oteller, restoranlar, kafeler ve diğer işyerleri yalnızca içerideki temizlikten değil, kapılarının önündeki görüntüden de sorumluluk almalı. Çalışanların ve müşterilerin kullanabileceği izmarit kutuları bulundurulması, işletmenin önündeki kaldırımın küllüğe dönüşmesini önlemek için küçük fakat etkili bir adım olabilir. Belediyenin temizliği ve denetimi gereklidir; yine de her sabah arkamızdan birilerinin süpürmesini bekleyerek temiz bir turizm kenti yaratamayız.

Bunun da ötesinde mesele kişide, ailede ve okulda başlıyor. Çevre temizliğini ve başkalarına saygıyı çocukluktan itibaren öğrenmemiz gerekiyor. Asıl sorun sigaranın kendisinden çok, kendi tercihimizin ve davranışımızın çevremizdeki insanları nasıl etkilediğini görememek. İnsan bazen kendisine dışarıdan bakabilmeli. Bunu yapabildiğinde yere attığı izmariti, yanındaki insanın yüzüne giden sigara dumanını, dükkânının önündeki pisliği başka türlü görmeye başlıyor.

Marmaris olarak bizim de kendimize dışarıdan bakmaya ihtiyacımız var. Çünkü sorunlarımızın üzerini örterek çözemeyiz; plajdaki izmarit gibi onları kuma gömdüğümüzde de yok olmuyorlar, yalnızca gözden kayboluyorlar.

 

Okur görüşleri
1 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster1 yorum
HaydarB.Cevap verBildir

İzmarit sorunu sadece Marmaris değil tüm ülkenin sorunu. Ankara'da sabah servis beklenilen noktalar izmarit çöplüğüne dönüyor. Bunu yapanların çoğu da eğitimli, kamu kurum/kuruluşunda çalışan insanlar. Eğitim şart:) Çevremizi ve doğayı koruma kültürünün benimsenmesi dileği ile, kalemine sağlık kardeşim.