Bizim gibi yaşı kemale erenler hatırlayacaktır: Televizyonda Erkan Yolaç’ın “Evet-Hayır” yarışmasında katılımcılar Mehter Marşı’yla gelir, İzmir Marşı’yla giderlerdi. Bu sezon da biraz o yarışmaya benzedi sanki… Yağmurlar sıklaştıkça, çarşıda, kordonda dolaşanlar azaldıkça sezonumuzun yavaş yavaş bittiğini görebiliyoruz.
Bu sezon boyunca turizmimizin sorunlarını “Marmaris’in Sivrisinekleri” olarak tartıştık. Sivrisinek küçüktür ama büyük, hatta ölümcül zararlar verebilir. Havalimanından dil sorununa, trafikten engellilerimize kadar bir sürü konuyu birlikte ele aldık. Bugün bunların on ikincisinde arka sokakları tartışacağız.
Oğlanların askerlik hizmetleri bitti. “Ne öğrendiniz?” diye sordum. Bolca sigara izmariti toplamışlar. Birilerinin yere attığı izmaritler yüzünden hepsi günlerce izmarit toplamak durumunda kalmış. Toplum olmak biraz da bu demek. Hepimiz yaptıklarımız ve yapmadıklarımız için toplumumuza karşı sorumluyuz.
Bence askerlik biraz da denetlenmektir. Her safhada, her eylemimizde gözetlendiğimizi bilir, ona göre davranırız. Denetlemelerde herkes kışlaya cepheden bakar. Ben ise hep arka tarafta neler olduğunu merak ederdim. En kısa asker arkadadır mesela; postalı yırtık olanı da büyük ihtimalle oraya koymuşlardır. Binalarda da böyledir. Ön cephe boyanmış, önündeki yol pırıl pırıl yapılmıştır; arka tarafa gelince güç, bütçe ve zaman azalmıştır. Halbuki bir birliğin ve komutanın gerçek durumunu ön tarafıyla arkası arasındaki fark gösterir.
Mıstan Sokağı, bugün yat limanına giden kordona paralel uzanan arka sokaktır. O kordon evlerimizin önünden geçmeden önce evlerin tamamı yalıydı. Evin kerebetinden, yani tahta balkonundan denize bakardık. Zemin katta küçük bir kayıklık ve bir su kuyusu vardı. Kuyudaki su, denize beş metre mesafede olmasına rağmen deniz suyu değildi ama içmezdik. Bütün mahalle çamaşır ve temizlik için kullanırdı. İçme suyu için Goca Pınar’dan iki kova su alır, yarısını yollarda döke döke eve taşırdık. Sonra belediye suyu geldi de bu dertten kurtulduk.
Mıstan Sokağı’ndaki evlerin ortak özelliği temiz olmalarıydı. Herkes her gün evinin önünü güzelce süpürürdü. Duvar ya da pencere kenarlarına eski Vita yağı kutularından saksılar yapılır, içlerine fesleğen ekilirdi. Evler her yaz başında badanalanırdı; bunun bir nedeni de eve akrep girmesini engellemekti. Kerpiç ve ahşap evlerde, özellikle kışın rutubetiyle akrep bol olurdu. Dedemle babaannem de her yaz başı, bizim eve gelişimiz yaklaşınca evi DDT ile filitlerdi.
Yaz sabahlarında evimiz çok serin olurdu. İmbat geldi mi kerebette duramazdık. Yalancı Boğaz’daki yat limanı henüz yoktu; muhtemelen o yüzden dalgalar daha büyük, rüzgâr da daha şiddetliydi. Biz Mıstan Sokağı’nın çocukları patlak bir plastik topu alır, yakan top oynardık. Sokak hem serin hem rüzgârsızdı. Ayten teyzem de el işi işlerken bize bakardı.
Babam, Marmaris’in Mıstan Sokağı kitabında Yörükoğlu Mustafa’dan da bahseder. Komşumuz balcı Yörükoğlu Mustafa ile eşi Güler Hanım her sonbahar evlerinin önünde ateş yakar; karpuz kabuğunu veya kabağı kaynatıp balla karıştırarak pestil yapar, sokak sakinlerine ve gelip geçenlere göz hakkı olarak dağıtırlardı. Sokağımızın ozanı Yörükoğlu Mustafa’nın bir şiirini de buraya alalım:
O BENİM İŞTE
Karanlık gecede bir yıldız koparsa,
Gökyüzünden yanarak düşerse,
Batı Akdenizlere bütün denizler kaynarsa fırtınadan,
Denizde çırpınan bir balık görürsen,
O benim işte.
Yakıcı poyraz eserse kuzeyden,
Yalnız yakamıyorsa sevdiği yeri,
Bir kara duman sararsa çevreyi,
Dumanın içinde çırpınan bir kuş görürsen,
O benim işte…
Yıllar sonra, beraber yakan top oynadığım ve Covid salgını sırasında kaybettiğimiz Yörükoğullarının kızı Zümral’i de bu vesileyle anmak istiyorum. Çok sevdiğimiz ve saydığımız ablamızdı.
Arka sokak deyip geçmeyesiniz. Ali Usta Galiçya gazisi, Aptioğlu Hüseyin şehit, Zeybek Raşit Çanakkale ve İstiklal Savaşı gazisi, Gaçika Mustafa gazi, Cevolan’ın Ali gazi… Goca Apti, Türkiye Kürek Şampiyonası’nda birinci olan Marmaris takımının kürekçisiydi. Bugün Marmaris balını dünyaya satan Gökmenler de bizim o küçük sokaktan çıktı. Babaannem Marmaris voyvodasının üçüncü kuşaktan torunuydu. Yörükoğulları ozandı; saz çalar, kaval üflerlerdi. Babam akordeon çalardı. Bugünkü Marmaris’in geçmişinden taşıdığı nice hikâyenin kökü, Tepe Mahallesi’ndeki o küçücük sokaklardadır.
Yıllar geçti; önce evlerin önünden kordon geçti, sonra yat limanı yapıldı. Evimizin giriş sokağı arka sokak haline geldi. Turizm başladı; restoranlar, kafeler derken Mıstan Sokağı geri planda kaldı. Birliklerimizdeki postalı yırtık asker gibi, biraz da ziyaretçilerimize göstermekten çekindiğimiz tarafa düştü. Dumanın içinde çırpınan kuş gibi kaldı Mıstan Sokağı…
Oysa özellikle kruvaziyerle gelen turistler bu küçük sokaklarda dolaşmak istiyor. Bir kapının önünde semirmiş yatan kedinin fotoğrafını çekiyor, eski bir eve bakıyor, bir sokağa girip ötekinden çıkıyorlar. Bazen eve giderken birkaçına rastlıyorum. Kaleye nasıl gideceklerini soruyorlar. Utanmamak için en kestirme yolu tarif ediyorum.
Bırakalım biraz da kaybolsunlar.
Bir şehri tanımanın en güzel yollarından biri bazen kaybolmaktır. İtalya’nın güneyindeki Alberobello’ya gittiğinizde de yalnızca ana caddede yürümüyor, daracık sokakların arasına dalıyorsunuz. Beyaz badanalı küçük evlerin, çiçeklerin ve kapı önlerinin arasında dolaşırken bazen nereden geldiğinizi unutuyorsunuz. Zaten güzelliği de biraz burada. Kimse sizi ana caddeye geri döndürmeye çalışmıyor; çünkü o arka sokaklar saklanacak yerler değil, şehrin görülmesi istenen yüzünün bir parçası.
Marmaris neden böyle olmasın?
Turist ana caddeden çıkıp ara sokağa girdiğinde artık kendisine göstermek için hazırladığımız Marmaris’i değil, bizim yaşadığımız Marmaris’i görmeye başlar. Mıstan Sokağı da böyle bir yer olabilir. Aslına uygun bir badana, Vita kutusunda birkaç fesleğen, şık çöp kutuları, iyi bir aydınlatma ve tertemiz bir sokak…
Mesele turistin arka sokaklarımızda kaybolması değil, kaybolduğu yerde bir mezbeleyle karşılaşmamasıdır.
Bir kışlanın gerçek durumunu yalnız ön cephesi değil, arkası da gösterir demiştim. Şehirler için de pek farklı değil galiba. Marmaris’in kordonu bizim ön cephemizse, Mıstan Sokağı gibi sokaklarımız da arka tarafımızdır.
İkisi arasındaki fark ne kadar azalırsa, Marmaris o kadar güzelleşir.

Ağzınıza sağlık.
SÜÜPPEERR. Tebrikler değerli Evlat.