Ana içeriğe geç
Mustafa Kemal Uysal
Mustafa Kemal UysalKöşe Yazarı

MARMARİS ÇOCUKLARINA UFUK DAR MI?

Sevgili Marmaris dostları, 2004 yılında İstanbul’da görev yapıyordum.

 Sevgili Marmaris dostları,

2004 yılında İstanbul’da görev yapıyordum. Annemle babam bizi ziyarete gelmişlerdi. İstanbul’da yaşayan dayımı da davet ettik ve birlikte güzel bir akşam yemeği yedik. Sohbet ilerledi, rakılar içildi, eski Marmaris günleri konuşuldu. Bir ara babam, annem ve dayım hep birlikte bir marş söylemeye başladılar. Ne sözlerini biliyordum ne de melodisini daha önce duymuştum. Şaşkınlıkla dinledim. Üçü de hiç duraksamadan, sanki daha dün söylemişler gibi aynı marşı ezbere söylüyorlardı. Marmaris Gençlik Marşı ile böylece tanıştık.

Marmaris’te doğmama rağmen bu marşı daha önce hiç duymamıştım. Babam da askerdi ve ben ilkokul beşe kadar Marmaris’te olamamıştım. Yazları göz açıp kapayana kadar biten bir tatil, o kadar. Bir önceki kuşağın hafızasında böylesine canlı kalmasına şaşırmıştım. Yıllar sonra kız kardeşim Şule’yle konuştuğumda ise 1980’li yıllarda Marmaris Ortaokulunda ve ardından lisede yapılan pek çok törende, İstiklal Marşı’ndan sonra Marmaris Gençlik Marşı’nın da söylendiğini öğrendim. O akşam aile sofrasında duyduğum marşın hikâyesini babam Erol Uysal’ın Marmaris’in Mıstan Sokağı adlı kitabında da bulacaktım.

Hikâyenin başlangıcı, Cumhuriyetimizin onuncu yılına uzanıyor.

29 Ekim 1933 günü Marmaris’te büyük bir heyecan yaşanıyor. Cumhuriyet henüz on yaşında. Liman Başkanlığının önünde toplanan Marmarisliler, radyodan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’nu dinliyorlar. O kalabalığın arasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarındaki savaşları, yoklukları ve Millî Mücadele’yi yaşamış insanların bulunduğunu düşünün. Henüz on yıl önce kurulmuş bir Cumhuriyet’in geleceğine ilişkin sözleri dinliyorlar.

Atatürk, nutkunun son bölümünde şöyle sesleniyor:

“Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki inkişafıyla, geleceğin yüksek medeniyet ufkundan bir güneş gibi doğacaktır. Ne mutlu Türküm diyene!”

Bu sözlerin en dikkat çekici yanı, geçmişten çok geleceğe yönelmiş olmasıdır. Atatürk, henüz on yaşındaki Cumhuriyet’in önüne büyük bir medeniyet hedefi koyuyor. Savaş meydanlarında kazanılan bağımsızlığın ardından eğitimde, bilimde, kültürde ve toplum hayatının her alanında ilerleme iradesini dile getiriyor.

Babamın kitabında aktardığına göre Marmarisliler, bu tarihî günün anısını yaşatmak için kasabanın ilk anıtını da yapıyorlar. Üzerine yalnızca şu sözler yazılıyor:

“Cumhuriyetin 10'uncu yılı burada kutlandı.”

Küçük bir kıyı kasabasının insanları, ülkenin geleceğine ilişkin duydukları heyecanı yaşadıkları yere bir anıtla kaydetmek istemişler.

Hikâyemiz burada bitmiyor. O gün Atatürk’ün sözlerinden etkilenenlerden biri de öğretmen Ferit Kayan. Üç yıl sonra, 1936’da, bu heyecanı bir şiire dönüştürerek Marmaris Gençlik Marşı’nı hemşehrilerine armağan ediyor. Marmarisliler de o yıldan itibaren bu marşı söylemeye başlıyorlar.

Atatürk’ün 1933 yılında sözünü ettiği “yüksek medeniyet ufku”, üç yıl sonra Marmarisli bir öğretmenin dizelerinde yeniden karşımıza çıkıyor. Ferit Kayan, bu büyük hedefi kendi kasabasının çocuklarına yönelttiği bir soruya dönüştürüyor: “Marmaris çocuklarına ufuk dar mı?” Marşın asıl gücü de burada. Bir yanda Akdeniz, Turgut Reis ve Marmaris’in tarihî mirası, diğer yanda Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği güçlü, çalışkan ve geleceğe güvenle bakan gençlik var.

İşte o marş:

MARMARİS GENÇLİK MARŞI

Ferit Kayan – 1936

İnleyen Akdeniz’i bağrına basmak için,
Uzanan kollarında gücün var mı derlerse.
Turgut’un vasiyeti şahlansın için için,
Marmaris çocuklarına ufuk dar mı derlerse.

Kudretin can damarı gençliğin kalbindedir,
O gençlik ki kalbini yurduna armağan verir.
Aşka susayan gönül akmadan durulur mu?
Ülküyle yanan gönül zincire vurulur mu?

Lastik adalelerle, bakırlaşmış tenlerle,
Sırtımızda on bin yıl yarına koşuyoruz,
Tarihsel yolumuzda koştukça coşuyoruz,
Coştukça koşuyoruz, koştukça coşuyoruz.

Marşı bugün okuduğumuzda, Ferit Kayan’ın yalnızca gençliğin gücünü öven bir şiir yazmadığını görüyoruz. Akdeniz’e uzanan kollar, Turgut Reis’in hatırası ve yarına koşan gençler, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ilerleme heyecanıyla birleşiyor. Özellikle son kıtadaki hareket ve coşku dikkat çekici. Gençler durmuyor, koştukça coşuyor, coştukça koşuyorlar. Bir öğretmenin doksan yıl önce öğrencilerinin önüne koyduğu hedefi bundan daha canlı anlatmak kolay değil.

Marmaris artık o yılların küçük kıyı kasabası değil. Dünyanın dört bir yanından insanların geldiği, farklı dillerin konuşulduğu, denizcilik ve turizmle tanınan bir şehir. O günün gençlerinin hayal bile edemeyeceği imkânlara sahibiz. Üstelik gençlerimiz, Ferit Kayan’ın dizelerindeki gibi, bugün de Marmaris’in adını başarılarıyla duyuruyorlar.

Daha geçtiğimiz hafta İçmeler’de düzenlenen 27. Uluslararası Arena AquaChallenge Yüzme Şampiyonası’nda, 22 ülkeden yaklaşık 2.400 sporcunun katıldığı organizasyonda hemşehrimiz Polat Şimşek, 1, 2, 3 ve 5 kilometrelik açık su yarışlarının tamamında hem genel klasmanda hem de yaş kategorisinde birinci olarak hepimizi gururlandırdı. Genç kardeşimizi gönülden kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Ferit Kayan’ın doksan yıl önce yazdığı “İnleyen Akdeniz’i bağrına basmak için” dizesi, Polat’ın kulaçlarında yeniden hayat bulmuş sanki.

Bu başarı, marşın doksan yıl önce sorduğu soruyu yeniden düşünmemize de vesile oluyor: Marmaris çocuklarına ufuk dar mı? Gençlerimizin dünyayı tanımasını, yabancı diller öğrenmesini, bilimde, sanatta, sporda ve denizcilikte ilerlemesini istiyoruz. Peki, onlara hayallerini gerçekleştirebilecekleri imkânları ne ölçüde sunabiliyoruz? Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir öğretmenin çocuklara gösterdiği geniş ufku, bugün biz de gösterebiliyor muyuz?

Bir de kendi geçmişimizi ne kadar tanıdığımızı düşünmeliyiz. 1936 yılında yazılmış, Marmarisli gençlerin yıllarca söylediği bu marşı bilen hemşehrilerimiz hâlâ var. Zühtü Çokduru’nun derlediği kaydı bugün YouTube’da da dinleyebilirsiniz. Kendi adıma, bu marşın geçmişini bu kadar geç öğrenmiş olmaktan biraz mahcubum. Marmaris’in okullarında ve Cumhuriyet Bayramı törenlerinde yeniden söylenmesi, bu güzel geleneğin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayabilir.

O akşam İstanbul’da annem, babam ve dayımın birlikte söyledikleri marşın bugün benim için anlamı çok daha farklı. Onlar yalnızca gençliklerinden hatırladıkları bir marşı söylemiyorlardı. Farkında olmadan, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Marmaris’te doğmuş bir heyecanı da sonraki kuşağa aktarıyorlardı. Ben o gün dinledim, bugün sizlerle paylaşıyorum. Dilerim bu marş, bizden sonraki kuşakların da dilinde yaşamaya devam eder.

1933 yılında Liman Başkanlığının önünde Atatürk’ün sözlerini dinleyen Marmarisliler, o sözlerden ilham alan bir marşı söylemeye başladılar. Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlarken, o günlerin heyecanını yalnızca hatırlamakla yetinmeyip çocuklarımızın önüne yeni ufuklar açabilirsek geçmişten geleceğe uzanan bu güzel hikâyeye biz de kendi katkımızı yapmış oluruz.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın