İlk İzlenim Son İzlenimdir,
Sevgili Marmaris dostları,Temmuz ayının ortasına geldik. Normal şartlarda Marmaris sokaklarında adım atacak yer bulamamamız gerekirdi. Oysa bu yıl turizmin beklenen seviyeye ulaşamadığı herkesin ortak gözlemi.Peki neden?Bu sorunun elbette tek bir cevabı yok. Ama size önce yıllar önce yaşadığım küçük bir olayı anlatmak istiyorum. Çünkü bazen büyük gerçekler, çok küçük ayrıntıların içinde saklıdır. Belki de hepimizin bugün ihtiyacı olan şey de tam olarak budur.2016 yılında Ukrayna'da AGİT bünyesinde ateşkes gözlemcisiydim. Temas hattını gözlemlemek için metruk bir otelin çatı katındaki odayı kullanıyorduk. Yerler toz ve moloz içindeydi. Rutubet kokusu insanın içine işliyordu. Bizden önce gelen ekip bir masa ve eski bir kanepe bırakmıştı ama oda hâlâ yaşanacak gibi değildi.Bir süpürge bulup temizliğe başladım. İngiliz meslektaşım ise sessizce etrafı inceledi. Masanın yerini değiştirdi, koridordan daha düzgün bir koltuk buldu, pencerenin önünü açtı. Sonra bana dönüp şöyle dedi :"First impressions last."İlk izlenim, son izlenimdir.Yarım saat sonra aynı oda lüks değildi. Ama artık bir insanın çalışabileceği, oturabileceği ve kendini iyi hissedebileceği bir yere dönüşmüştü.Yaşam kalitesi her zaman büyük yatırımlarla başlamıyor. Bazen bir süpürgeyle, bazen bir çiçekle, bazen de gelen misafirin gözüyle bakabilmekle başlıyor. Bir insanı, bir binayı, bir kurumu hatta bir ülkeyi değerlendirirken çoğu zaman ilk gözlemlerimiz belirleyici olur.Turist önce otelin yıldızını değil, ilk izlenimini satın alır. Havaalanından otele kadar gördüğü yol, kaldırım, çöp kutusu, park, tabela, taksici, garson, esnaf...Hepsi tek bir soruya cevap verir:"Burada insanlar yaşamayı seviyor mu?"Eğer cevabı "evet" ise turist yeniden gelir.Bugün dünyanın yaklaşık 700 milyon insanı ertesi gün ne yiyeceğini bilmiyor. İki milyardan fazla insan güvenli içme suyuna ulaşamıyor. Türkiye epeydir bu zavallı dünyanın parçası değil. Ama mutlu dünyanın da tam içinde sayılmayız. Sağlıkta ve altyapıda önemli mesafeler almamıza rağmen insanların hayatlarından duydukları memnuniyet bakımından gelişmiş ülkelerin oldukça gerisindeyiz.Demek ki yalnızca yol yapmak, otel yapmak ve havaalanı yapmak yetmiyor.İnsan; güven, huzur, düzen ve öngörülebilirlik istiyor. Otel çalışanı geçinemiyorsa yüzü gülmez. Şoför yorgunsa güven azalır. Deniz kirlenirse, kanalizasyon kokuyorsa, restoranda yemek bayatsa, bu liste uzar da uzar. Ama bazen mesele bunlardan da küçüktür.Havaalanında üç katı fiyata satılan simit, çay...Taksimetre açmayan taksi…Kaldırıma atılan sigara izmaritleri, plajda bırakılan yüzlerce naylon torba... Gece yarısı bağıra bağıra geçen egzosu patlak motosiklet...Yaya geçidinde yayanın üstüne süren şoför…Dükkana girsin diye kolundan çekilen müşteri...Yazının başında küçük şeylerin büyük sonuçlar doğurabileceğini söylemiştim.Sivrisinek, insanlar için dünyanın en ölümcül hayvanıdır. Ne pençesi vardır ne dişi. Ama taşıdığı küçücük bir mikrop, her yıl en az yarım milyon insanın hayatına mal olur.Acaba Marmaris turizminin de böyle sivrisinekleri var mı?Belki de vardır.Belki de bizi her sezon hayal kırıklığına sürükleyen; sadece büyük eksiklikler değil, yıllardır kanıksadığımız küçük ihmallerin toplamıdır.Gelecek yazımda sizlerle biraz da o sivrisinekleri irdelemek istiyorum.Çünkü turist bizim anlattığımız Marmaris'i değil, yaşadığı Marmaris'i evine götürüyor ve onu anlatıyor.Unutmayalım.İlk izlenim, çoğu zaman son izlenimdir.