?>

N’apdurunuz ?

Mustafa Kemal Uysal

4 ay önce

Sevgili okurlar,Saman iskelesinden yani şimdiki Turizm Müdürlüğünden başlayıp ikinci şantiyedebiten kordonumuzdaki palmiyelerin dizimiz hizasında olduğu zamanlarda denizmanzaralı banklarımız vardı. Bu banklarda herkes oturamazdı çünkü eski Marmarisliteyzelerimiz fıtaları da baş ve omzunu kapatacak şekilde oturur ve çekirdek çıtlatırlargelene geçene sorarlardı : ‘N’apdurunuz ?’Biz taze gençler de tanıdığımız teyzelerin hatırını sormadan geçemezdik. Acele falanişlemez. ‘Endeğe Hacımarların torununun da burnu büyümüş ! Baksağa adamolmuşta bizi tanımağıpduru’ yaftasını yersin. Çare yok soracaksın : ‘N’apdurun Hatçeteyze ?’ Yetmez. El de öpülecek. Onlar da cevap verirdi: ‘Oturupduruz!’ O yıllardaMarmaris küçücük bir kasabaydı ve herkes herkesi tanırdı.Bugünkü Marmaris’te sokakta yürüyüp tanıdık yüz bulmak nadiren mümkün oluyor.O teyzeler ve amcalar mekanı o dönemin son demlerine yetişebilen bizlere devretti.Biz de yapabildiğimiz ölçüde emeklilik sporumuz kordon yürüyüşünü aksatmamayaçalışıyoruz.Kordon yürüyüşü biz Marmaris emeklileri için önemlidir. Ciddi bir aidiyet testidir. Hersabah, sağlığınla hem de kasabanın güzelliğiyle gurur duyman için, mis gibi iyotkokusunu içine çekmen için yat limanından İçmeler iskelesine kadar bir arınmayürüyüşüdür.Bir istisnayla…İçmelere giderken Tatil köyünden itibaren sol tarafınızda size bir bir beton yığınıtepeden bakar. Yıllarca sürümcemede kalmış bir yanlış hesaptır. Önceki yazılarımdada bahsettiğim gibi yanlışların büyüme gibi bir kötü huyu vardır. Büyümüş ve sabaharınmamızı gölgelemiştir.Yine de mesele bizim kordon yürüyüşümüzü bozan bir görüntüden ibaret değil, birzihniyettir… Milli parka dikilen beton çirkinliğini görmezsen, yarın dikilecekleri nasılengelleyebileceksindir mesele… Dünyanın en ender ve değerli koylarını Dolarakurban etmemektir. Aslında mesele, bu memleketin her köşesinde aynı hikâyenintekrar tekrar yazılmasıdır.Muğla’nın bir ucunda, Osmanağa Koyu’nda sabahın erken saatlerinde iş makinelerigiriyor. Sazlıklar tahrip ediliyor, ağaçlar kesiliyor, ekosistem göz göre göre zarargörüyor. Bölge halkı gidip makinelerin önüne duruyor. Yani devletin yapmasıgerekeni, vatandaş kendi bedeniyle yapmaya çalışıyor.Başka bir ucunda, İkizköy’de insanlar zeytin ağaçlarını korumaya çalışıyor. Zeytindediğin bu toprakların hafızasıdır. Ama orada da aynı tablo: Doğayı koruyanlar suçlu,tahrip edenler aceleci.Ve bizim dibimizde, milli parkta, bilirkişi raporlarına rağmen dökülen beton ve devameden inşaat yükseldikçe kibirle hepinize soruyor: ‘Oturupduru musunuz? Oturun garioturun!’

Eskiden Hatçe teyze sorardı:“N’apdurunuz?”Bugün biz sormak zorundayız: Bu kıyılara ne yapıyorsunuz? Bu ormanlara neyapıyorsunuz? Bu memlekete ne yapıyorsunuz? N’apdurunuz?

YAZARIN DİĞER YAZILARI