?>

CARETTA CARETTA’NIN MÜCADELESİ

Mustafa Kemal Uysal

3 ay önce

Sevgili Marmarisliler, sevgili okurlar,

Paskalya tatili için Marmaris’e gelen ve bu sezonun can suyu olan yabancı konuklarımız sayesinde bir nebze olsun umutlandık. Bu umudu büyütmek, en azından koruyabilmek istiyoruz.

Bu yüzden bu hafta sizlere etrafımızı saran haksız ve hukuksuz savaşlardan bahsetmeyeceğim. Bu hafta, tıpkı ülkemiz gibi Marmaris’in de her şeyden önce ihtiyaç duyduğu umudun kendisinden söz edeceğim. Ve bu umudun, milyonlarca yıldır sabırla yol alan bilge simgelerinden… kaplumbağalardan.

Kaplumbağa, dünyanın en eski ve en dikkat çekici canlılarından biridir. Araştırmalar, kaplumbağanın yaklaşık 220 milyon yıl önce dinozorlarla birlikte ortaya çıktığını gösteriyor. Bir zamanlar gezegenimizin hakimi olan dinozorlar yok olup gitmiş, kaplumbağa sessiz ama kararlı bir dirençle varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Ne göktaşı yağmurları, ne volkan patlamaları, ne tufanlar, ne de buzul çağlarının sert kışı onun yaşama iradesini kırabilmiştir. Acaba neden ?

Kaplumbağanın asla acelesi yoktur. Çünkü yaşadığı ortama uyum yeteneği yüksektir. Bu nedenle hem karada, hem tatlı suda, hem okyanuslarda yaşayan türleri olan ender bir canlıdır. Kaplumbağanın tüm türlerini avcı olarak tanımlamak zordur. Denizdeki türü olan Caretta Caretta avcı, tatlı suda yaşayanı hem avcı, hem otçul, karada yaşayanı ise otçuldur.

Kaplumbağanın savunma sistemi de ilginçtir. Kabuk yapısı benzersizdir. Kabuk, dışarıdan giyilen bir zırh değil, kaplumbağanın omurgası ve kaburgalarının evrimleşmesiyle oluşur. Yani savunması, vücudunun doğal bir parçasıdır. Buna karşılık, belki de bu yüzden diğer sürüngen türlere göre çok yavaştır.

Kaplumbağanın açık denizci türü olan Caretta Caretta, denizden yumurtlama alanına kadar olan olan 30 metrelik mesafeyi ancak yarım saatte kateder. Buna karşılık aynı kaplumbağa denizde zarif ve güçlü bir yolcudur. Mükemmel bir uzun mesafe yüzücüsüdür ve tehdit ya da avlanma anında hızı saatte 30 kilometreye ulaşabilir. Denizin diplerinde yaşayıp avlansa bile yüzeye çıkıp hava almak zorundadır. Deniz canlılarının çoğunluğunun aksine, Caretta Caretta’ların solungaçları değil, bizim gibi akciğerleri vardır.

Caretta Caretta denizde çiftleşir; ama doğumunu borçlu olduğu kıyıyı unutmaz. Yıllar sonra, binlerce kilometrelik yolculukların ardından aynı kumsala geri döner. O küçücük yavrunun, yıllar sonra doğduğu plajı nasıl bulabildiği konusunda bilimsel araştırmalar yapılmış ve kaplumbağanın dünyanın manyetik alanlarını hissedebildiği ve doğumundan itibaren hafızasına kazıdığı iddia edilmiştir. Araştırmalar kaplumbağanın hem manyetik pusulasının hem de bu pusulayla entegre bir haritasının olduğunu iddia ediyor. Yani kaplumbağa bizim bilimle açıklamakta yetersiz kaldığımız bir navigasyon programı kullanmaktadır.

Caretta Caretta, İztuzu kumsalına bir seferde 80 ila 120 yumurta bırakır. Ancak bu yüzlerce başlangıçtan çoğu zaman yalnızca biri erişkinliğe ulaşabilir. Bu kayıp daha en başta başlar. Yumurtaların bir bölümü, kumun altında vahşi hayvanlar tarafından bulunup yenilir. Kumdan çıktıktan sonra yavruların yaklaşık dörtte üçü, kumsaldan denize doğru yaptıkları o kısa ama ölümcül yolculukta yengeçlere ve martılara yem olur. Bazıları ise sahildeki yapay ışıklar nedeniyle yönünü şaşırır; deniz yerine karaya doğru ilerler ve daha yolun başında ölür.

Denize ulaşabilen yaklaşık on yavru için mücadele bitmemiştir. Açık denizde balıklara av olur, balıkçı ağlarına takılır, plastik atıkları besin sanarak yutar ve ölürler. Sonuç olarak İztuzu’na bırakılan 80 ila 120 yumurtadan yalnızca biri yıllar sonra aynı kıyıya dönüp yeniden yumurta bırakabilir.

Peki bütün bunların umutla bağlantısı nedir ?

İztuzu’nda her yıl başlayan yüzlerce hayat genellikle yolun başında kaybolur. Buna karşılık, bir tane bile kalsa o yüzlerce canın adına kalan son yavru bir anne olur ve haykırır : ‘Ben ki dinozorlardan bile uzun yaşamış bir türüm. Her sene binlerle de ölsem, sadece ben de kalsam, umudumla yaşam savaşını her yıl zaferle kutlarım. Çünkü mücadelem hayatta kalmak, soyumu korumak içindir. Bu mücadelede hafızam, sabrım ve yönümü kaybetmemem beni hayata bağlar.’

Bugün Milas’ta ve Göcek’te verilen mücadele aslında bundan farklı değildir. İnsanlar tıpkı o yavru kaplumbağalar gibi, zorlu bir yolda direniyor. Amaçları toprağını, zeytinini, denizini korumak… Hiçbir güç toprağını, denizini ve yaşamını koruyan halkın gücünün üzerinde değildir.

İnşallah gelecek yazımda İztuzu plajı mücadelesini anlatacağım. Bundan 40 yıl önce Caretta Caretta’ların yumurtlama alanının tam üzerine kondurulmaya çalışılan bir beş yıldızlı otel hikayesini ve daha dört yaşındaki bir demokraside bir avuç insanın bu cinayeti umut ve sabırla engellemesini…

Kaplumbağanın 220 milyon yıllık sabır ve bilgelik dolu hikayesi aslında umudun hikayesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI