Kaliteyi yakalamak gerçekten bu kadar zor mu?
Bazen bir şehrin kalitesini anlamak için büyük yatırımlara, uzun raporlara ya da istatistiklere bakmaya bile gerek yoktur. Sokağa çıkmak, birkaç okulun kapısından geçmek, bir restorana oturmak, bir kafeye girip tuvaletini kullanmak ve önünüze gelen ilk çaya bakmak bile bize çok şey anlatabilir.
Çünkü kalite, çoğu zaman büyük sözlerde değil, küçük ayrıntılarda kendini gösterir.
Bir şehrin okullarını düşünün…
Çocuklarımızın eğitim gördüğü okullar temiz, bakımlı, kullanışlı ve çağın ihtiyaçlarına cevap verebiliyorsa; çocuklarımızın yalnızca ders değil, aynı zamanda düzen, temizlik ve yaşam kültürü açısından da doğru bir ortamda yetiştiğini söyleyebiliriz.
Bir başka örnek…
Bir restorana veya kafeye girdiniz. Elinizi yıkamak için tuvalete yöneldiniz. Karşınıza temiz, düzenli, hijyenik ve kullanışlı bir alan çıktı.
Bu küçücük ayrıntı aslında işletmenin size verdiği mesajdır:
“Ben sana ve senin sağlığına önem veriyorum.”
Sonra masaya oturdunuz ve ilk olarak bir çay söylediniz.
İşte benim için asıl sınav burada başlıyor.
Çünkü güzel bir çay yapmak,hiçte zor değil.
Ama iyi bir çay; özen ister, dikkat ister, damak tadını önemsemek ister.
Çay kötü geldiyse, ben çoğu zaman yemek de söylemem.
Belki bazılarına abartılı gelebilir. Ama aslında mesele çay değil.
mesele zihniyet;
Bir işletme müşterisine bir bardak çayı bile özenerek hazırlamıyorsa, aynı işletmenin mutfağında hazırlanan diğer ürünlere ne kadar özen gösterdiğini sorgulamak son derece normaldir.
Çünkü kalite bir bütündür.
Müşteriye verilen peçeteden tuvaletin temizliğine, masanın düzeninden personelin davranışına, çayın sıcaklığından yemeğin sunumuna kadar her ayrıntı birbirini tamamlar.
Geçtiğimiz hafta sonu yalnızca çay içmek için birkaç farklı mekâna uğradım.
Aslında aradığım çok basit bir şeydi:
İyi bir çay ve güzel bir yemek.
Fakat karşıma çıkan tablo bana çaydan çok daha fazlasını düşündürdü.
Bir yerde çay gerçekten güzeldi. Masaya geldiğinde sıcaklığı, rengi, kokusu ve sunumu yerindeydi.
İnsanın içinden “Burada bir şeyler doğru yapılıyor” demek geliyor.
Çünkü o çay sadece çay değildir.
O çay, işletmenin müşterisine bakış açısının küçük bir göstergesidir.
Kaliteli işletme, misafirini yalnızca hesabı ödeyecek kişi olarak görmez.
Onu misafir olarak görür.
Ve misafirine değer veren işletme, en küçük ayrıntıyı bile önemser.
İşte burada vizyon devreye giriyor.
Vizyon sahibi olmak, her şeyi pahalı yapmak değildir.
Vizyon; temiz olmak, düzenli olmak, işini doğru yapmak, müşteriyi dinlemek ve “Ben bunu daha iyi nasıl yapabilirim?” sorusunu her gün kendine sormaktır.
Özellikle Turizm şehirlerinde bu anlayış çok daha önemlidir.
Çünkü Turist sadece otel odasını değerlendirmez.
Sokağı görür, restoranına girer, kafesinde oturur, tuvaletini kullanır, taksiye biner, esnafla konuşur, sahile gider.
Ve bütün bu deneyimlerin sonunda zihninde o şehirle ilgili bir kalite algısı oluşur.
Asıl soru şudur:
Gelen misafir ne yaşadı ve buradan nasıl ayrıldı?
Bugün turizmde sürdürülebilir başarı istiyorsak, kaliteyi yalnızca beş yıldızlı otellerin, büyük restoranların veya lüks işletmelerin meselesi olarak görmemeliyiz.
Kalite; okuldan başlamalı, sokakta devam etmeli, işletmede kendini göstermeli ve şehrin tamamına yayılmalıdır.
Bir şehrin kalitesi bazen bir otelin lobisinde değil, umumi tuvaletinde anlaşılır.
Bir restoranın kalitesi bazen menüsündeki en pahalı yemekte değil, önünüze gelen ilk çayda ortaya çıkar.
Bir şehrin vizyonu ise büyük projeler kadar, günlük hayatın küçük ayrıntılarında kendini belli eder.
O nedenle şu iyi bilinmeli;
“Ben bulunduğum yerde kaliteyi biraz daha yukarı taşımak için ne yapıyorum?”
Bir işletmeysek daha iyi çay demleyebiliriz.
Daha temiz bir tuvalet sunabiliriz.
Personelimizi daha iyi eğitebiliriz.
Müşterimize biraz daha güler yüzlü davranabiliriz.
Bir şehirsek okullarımıza, kaldırımlarımıza, parklarımıza, sahillerimize ve ortak kullanım alanlarımıza daha fazla özen gösterebiliriz.
Çünkü kaliteyi yakalamak sanıldığı kadar zor değil.
Bazen milyonlarca liralık yatırım gerektirmez.
Çoğu zaman, işini doğru yapmakla başlar.
Ve belki de bir şehrin turizmde geleceğini belirleyecek en önemli soru şudur:
“Misafir buraya geldiğinde kendisine gerçekten değer verildiğini hissediyor mu?”
Kalite büyük sözlerle anlatılmaz.
Kalite yaşatılır.
Ve bazen bunu anlamak için sadece bir bardak çay yeter.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir