Ana içeriğe geç
NURETTİN   ECE
NURETTİN  ECEKöşe Yazarı

PASAPORTTA DAHA ADİL BİR SİSTEM MÜMKÜN MÜ?

Türkiye’de pasaport tartışmasını yalnızca pasaportun rengi üzerinden yapmak artık yeterli değil.

Türkiye’de pasaport tartışmasını yalnızca pasaportun rengi üzerinden yapmak artık yeterli değil. Asıl sorumuz şu olmalı: Vatandaşların yurtdışına çıkma ve uluslararası hareket imkânları hangi objektif kriterlere göre belirleniyor?
Çünkü yurtdışına çıkan herkes turist değil.
Kimi fuara katılıyor, kimi iş görüşmesine gidiyor, kimi yeni bir müşteri arıyor, kimi yatırım fırsatlarının peşinden koşuyor. Kimi eğitim amaçlı okumaya gidiyor..Özellikle ihracat, turizm ve hizmet sektörlerinde yurtdışında atılan bir adım, Türkiye’ye iş, istihdam ve döviz olarak geri dönebiliyor.
Buna rağmen bugün pasaport sistemimizde kamu görevi veya belirli meslek grupları üzerinden oluşan ayrıcalıklar bulunurken, yıllardır vergi ödeyen, çalışan istihdam eden, SGK ve Bağ-Kur primlerini yatıran özel sektör mensupları aynı ölçüde değerlendirilmiş değil.
Örneğin Marmaris’te küçük  işletmelerde girişimcileri düşünelim. Vergisini ödüyor, çalışan çalıştırıyor, prim yatırıyor ve yabancı turistlerden Türkiye’ye döviz kazandırıyor. Yurtdışına çıkması çoğu zaman tatil değil, işinin devamı için bir ihtiyaç.
Peki ekonomik katkı neden seyahat kolaylığında da bir kriter olmasın?
Burada yeni ve şeffaf bir model tartışılabilir. İşletmenin faaliyet süresi, düzenli vergi ve prim ödemeleri, istihdam, ihracat, mali ve hukuki geçmiş gibi objektif kriterler üzerinden belirli vatandaşlara iş amaçlı seyahatlerde kolaylık sağlanabilir.
Bu, mevcut hakları ortadan kaldırmak değil; sisteme yeni ve kapsayıcı bir anlayış eklemek olur.
Ancak burada Avrupa Birliği boyutunu da doğru yere oturtmak gerekiyor.
Türkiye’nin bazı kamu görevlilerine veya hak sahiplerine verdiği yeşil pasaport, AB tarafından verilmiş bir seyahat hakkı değildir. Schengen ülkelerinin vizesiz giriş konusunda kendi kuralları vardır ve Türkiye ile AB arasındaki vize rejimi de bu çerçevede uygulanmaktadır.
Dolayısıyla tartışılması gereken yalnızca “Türkiye neden farklı pasaport veriyor?” sorusu değil.
Daha temel soru şu:
Bir devlet vatandaşlarına seyahat imkânı tanırken, bunu mesleğe dayalı statüler yerine objektif, şeffaf ve ekonomik katkıyı da dikkate alan kriterlerle yapabilir mi?
Bence yapabilir.
Üstelik böyle bir sistem yalnızca adalet tartışması da değildir. Türkiye’nin daha fazla ihracata, daha fazla yatırıma, daha fazla dövize ve dünyaya açılan daha güçlü girişimcilere ihtiyacı var.
Bir Türk girişimcisinin Berlin’deki bir fuara, Paris’teki bir iş görüşmesine veya Madrid’deki bir yatırım toplantısına zamanında ulaşabilmesi yalnızca bireysel bir seyahat meselesi değildir. O seyahatin sonunda Türkiye’ye gelecek yeni bir müşteri, yeni bir yatırım veya yeni bir istihdam olabilir.
Bu nedenle artık pasaportun renginden çok, o pasaportu taşıyan vatandaşın ülkeye kattığı değeri konuşmalıyız.
Belki de yeni nesil teşvik anlayışının bir parçası da budur:
Vergisini ödüyorsan, istihdam yaratıyorsan, üretiyor, ihraç ediyor ve ülkeye döviz kazandırıyorsan; devlet de dünyaya açılmanı kolaylaştırmalı.
Çünkü güçlü devlet yalnızca vatandaşından yükümlülüklerini yerine getirmesini bekleyen değil, vatandaşının dünyayla rekabet edebilmesi için önünü açan devlettir.
Asıl tartışmamız gereken de belki tam olarak budur:
Pasaportun rengi mi önemli, yoksa vatandaşın ülkesine kattığı değer mi?
Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın