Türkiye’de yıllardır tartışılan ancak bir türlü köklü biçimde ele alınmayan konulardan biri de pasaportlardaki ayrım.
Bir tarafta belirli şartları taşıyan kamu görevlilerine ve emeklilerine verilen yeşil pasaport; diğer tarafta yıllarca özel sektörde çalışan, vergi ve SGK veya Bağ-Kur primi ödeyen, yanında onlarca hatta yüzlerce insan çalıştıran vatandaşın bordo pasaportla sınırlı kalması…
Burada mesele yalnızca pasaportun rengi değil.
Mesele, devletin vatandaşına bakışındaki eşitlik anlayışıdır.
Bir kamu çalışanı belirli hizmet süresini ve kadro şartlarını tamamladığında yeşil pasaport hakkına ulaşabiliyor.
Peki yıllarca fabrikasında üretim yapan, otelinde istihdam yaratan, mağazasında insan çalıştıran, vergisini ve primlerini düzenli ödeyen özel sektör çalışanı, esnaf veya iş insanı neden benzer objektif kriterlerle değerlendirilmesin?
Üstelik bu konu yalnızca büyük ihracatçılar üzerinden ele alınmamalı.
Her işletme milyonlarca dolarlık ihracat yapabilecek büyüklükte olmayabilir. Marmaris’te küçük bir otel, Anadolu’da üretim yapan bir işletme, onlarca kişiye istihdam sağlayan bir esnaf veya yıllarca vergi ödeyerek işini büyütmeye çalışan bir girişimci de ülke ekonomisinin önemli bir parçasıdır.
Devletin ekonomik katkıyı yalnızca şirketin büyüklüğüyle ölçmesi doğru değildir.
Üretim, istihdam, vergi, SGK ve Bağ-Kur primleri, ihracat, işletmenin faaliyet süresi ve kayıtlı ekonomik hayatın içindeki süre birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye, kendi şartlarına uygun, ölçülebilir, objektif ve kademeli bir sistem geliştirebilir.
Örneğin 5, 10, 15 veya 20 yıl boyunca düzenli vergi ve prim ödeyen, belirli sayıda kişiye istihdam sağlayan, ticari faaliyetini sürdüren, kamuya karşı yükümlülüklerini düzenli yerine getiren, ihracat yapan veya ülkeye döviz kazandıran ve ciddi bir adli engeli bulunmayan vatandaşlara, belirli kriterler çerçevesinde farklı seviyelerde seyahat kolaylığı sağlanabilir.
Yeşil pasaport yalnızca mesleğe değil, objektif ve denetlenebilir kriterlere de dayanmalı; iş dünyasını ve ülke ekonomisine katkı sağlayan vatandaşları da kapsamalıdır.
Çünkü vatandaş emekli olduğunda yıllarca yaptığı ekonomik katkılar ortadan kalkmıyor.
Yıllarca SGK veya Bağ-Kur primi ödeyen, vergisini veren, istihdam yaratan bir insanın geçmişteki katkıları neden tamamen yok sayılsın?
İş dünyasının vize ve seyahat engeli
Bugün iş dünyasının karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de vize ve seyahat süreçleri.
Bir otel sahibi, yurtdışındaki bir turizm fuarına katılarak işletmesinin pazarını genişletmek, yeni müşteriler bulmak ve Türkiye’ye daha fazla turist kazandırmak istiyor. Ancak konsolosluklardan randevu almakta zorlanıyor.
Büyük bir işletmenin genel müdürü de aynı sorunla karşılaşabiliyor. Şirketini temsil etmek, yurtdışındaki fuarlara katılmak ve yeni iş bağlantıları kurmak isteyen bir yönetici, vize süreçleri nedeniyle zaman kaybediyor.
Oysa bu insanlar yurtdışına yalnızca gezmek için gitmiyor.
İş yapmak, yatırım yapmak, ihracatı artırmak, turizmi geliştirmek ve ülkeye döviz kazandırmak için gidiyorlar.
Devletin bu farklılığı görmesi ve düzenli vergi ödeyen, istihdam sağlayan, ticari faaliyetini sürdüren vatandaşlara seyahat ve vize süreçlerinde kolaylık sağlayacak mekanizmalar geliştirmesi gerekir.
Türkiye’nin pasaport düzenleme sistemi dünyada birçok ülkeye göre oldukça güçlü ve başarılı bir sistem. Ancak aynı başarıyı bordo pasaport sahibinin vize ve seyahat imkanlarında gösteremediğimiz de açık bir gerçek.
Böyle bir düzenleme yalnızca bir pasaport değişikliği olmaz.
Aynı zamanda devlet ile vatandaş arasındaki güveni güçlendiren önemli bir teşvik olur.
Devlet vatandaşına şu mesajı verebilir:
“Ne kadar üretir, ne kadar istihdam sağlar, ne kadar düzenli vergi ve prim öder, ülke ekonomisine ne kadar katkı sunarsan; devlet olarak sana o kadar fazla güven ve kolaylık sağlarım.”
Bu, daha çağdaş ve daha adil bir devlet anlayışı değil midir?
Çünkü bu ülkenin ekonomisini yalnızca devlet memurları taşımıyor.
İşçiler, esnaflar, çiftçiler, girişimciler, ihracatçılar, otelciler, sanayiciler ve binlerce küçük ve orta ölçekli işletme de Türkiye ekonomisine katkı sağlıyor.
Öyleyse artık şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi?
“Ülkeye kim, ne kadar katkı sağlıyor?”
Pasaportun rengi bir ayrıcalık sembolü olmaktan çıkarılıp, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin bir göstergesine dönüştürülebilir.
Çünkü vatandaşlıkta esas olan meslek değil, eşitliktir.
Ve devletin vatandaşa verdiği değer, pasaportun rengiyle değil; vatandaşın ülkesine yaptığı katkıyla ölçülmelidir.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir