Ana içeriğe geç
Mustafa Kemal Uysal
Mustafa Kemal UysalKöşe Yazarı

KOCATEPE\'DEKİ MUSTAFA KEMAL, DELİ ERZURUMLU VE BORCUMUZ

Sevgili Marmaris dostları, Bu pazar 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlayacağız.

Sevgili Marmaris dostları,

Bu pazar 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlayacağız. Peki 30 Ağustos bugün bize ne söylüyor? Bu yıl bu büyük zafere, müsaadenizle, Nâzım Hikmet'in gözünden bakalım.

Hikâye elbette 26 Ağustos 1922'de başlamadı. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Anadolu işgal edilmiş, 15 Mayıs 1919'da İtilaf Devletlerinin kararıyla Yunan ordusu İzmir'e çıkmıştı. Yunanistan'ın Anadolu harekâtının arkasındaki en önemli siyasi güçlerden biri de İngiltere'ydi. İzmir'in işgaliyle başlayan direniş, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışından sonra millî bir mücadeleye dönüştü. Kuvâyi Milliye'den düzenli orduya, İnönü'den Sakarya'ya uzanan üç yılın sonunda Yunan ordusunun Ankara'ya ilerleyişi durdurulmuş, artık sıra işgal ordusunu Anadolu'dan çıkarmaya gelmişti.

Yaklaşık bir yıl süren hazırlığın ardından 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabaha karşı Kocatepe'de saatler üçü gösteriyordu. Bundan sonrasını Nâzım Hikmet Kuvayi Milliye Destanı adlı eserinde şöyle anlatır :

Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

şayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,

birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saatı sordu.

Paşalar : ‘Üç,’ dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar,

eğildi, durdu.

Bıraksalar

ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı.

Saat 05.30'da Türk topçusu ateşe başladı ve Büyük Taarruz başladı. Türk ordusu Yunan savunmasını yardı, 27 Ağustos'ta Afyon kurtarıldı ve 30 Ağustos'ta Yunan ordusunun ana kuvvetleri kuşatılarak Dumlupınar'da kesin yenilgiye uğratıldı. Haritalarda birkaç okla anlatılan bu savaşın içinde ise binlerce insanın ayrı ayrı hikâyesi vardı. Nâzım bize onlardan birinin, Deli Erzurumlu'nun toprağa düşüşünü şöyle anlatır:

Sonra, 31 Ağustos günü

ordularımız İzmir’e doğru yürürken

serseri bir kurşunla vurulan

Deli Erzurumluydu.

Devrildi.

Kürek kemikleri altında toprağı duydu.

Baktı yukarı,

baktı karşıya.

Gözler hayretle yandılar :

önünde, sırtüstü, yan yana yatan postalları

her seferkinden kocamandılar.

Ve bu postallar daha bir hayli zaman

üzerlerinden atlayıp geçen arkadaşların arkasından

seyredip güneşli gökyüzünü

ihtiyar bir muhacir karısını düşündüler.

Sonra…

Sonra, sarsılıp ayrıldılar birbirlerinden

ve Deli Erzurumlu ölürken kederinden

yüzlerini toprağa döndüler…

Bence 30 Ağustos'u anlamak için Kocatepe'deki Mustafa Kemal'e de yerde yatan Deli Erzurumlu'ya da birlikte bakmak gerekir. Biri bir milletin kaderini değiştirecek kararların sorumluluğunu taşıyor, diğeri ise o kararların bedelini hayatıyla ödüyor. Mustafa Kemal'e, silah arkadaşlarına ve isimlerini hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz o insanlara duyduğumuz minnetin nedeni budur.

30 Ağustos'ta savaşın sonucu artık belli olmuştu ve Türk ordusu İzmir'e doğru yürüyordu. 2 Eylül'de Yunan Başkomutanı General Trikopis esir edildi ve ertesi gün Mustafa Kemal'in karşısına çıkarıldı. Mustafa Kemal onu aşağılamadı; hatırını sordu, teselli etti, ailesine haber verilmesini sağladı.

Nâzım anlatmaya devam ediyor:

Sonra, 9 Eylülde İzmir’e girdik

ve Kayserili bir nefer

yanan şehrin kızıltısı içinden gelip

öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,

Güneyden Kuzeye,

Doğudan Batıya,

Türk halkıyla beraber

seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i.

Ertesi gün Mustafa Kemal Karşıyaka'daki köşke geldiğinde girişte yere büyük bir Yunan bayrağı serilmiş ve kendisinden üzerine basarak içeri girmesi istenmişti. Kral Konstantin'in de İzmir'e geldiğinde Türk bayrağına basarak geçtiği hatırlatılınca Mustafa Kemal, “Hata etmiş. Ben bu hatayı tekrar edemem.” diyerek yerdeki Yunan bayrağının kaldırılmasını istedi.

30 Ağustos'un bize öğrettiği vatanseverlik budur. Vatanımızı işgal eden bir orduyla sonuna kadar savaşmanın, gerektiğinde her şeyi göze alarak onu vatanımızdan çıkarana kadar mücadele etmenin yanı sıra zafer kazanıldığında esir düşen komutanı aşağılamamayı, yere serilmiş düşman bayrağını çiğnememeyi de biliyoruz. Çünkü vatanseverlik, düşmanımız bile olsa başka bir millete duyduğumuz nefret değil, kendi vatanımıza duyduğumuz sevgidir. Nâzım'ın dizelerindeki gibi güneyden kuzeye, doğudan batıya hepimizi birleştiren de bu sevgidir.

30 Ağustos bize yalnız nasıl savaşılacağını değil, ne için savaşılacağını ve zafer kazanıldıktan sonra nasıl davranılması gerektiğini de gösterdi. Bize bırakılan bağımsız ülkeye sahip çıkmak ve onu güçlü tutmak bugün bizim sorumluluğumuzdur.

Bu vesileyle, başta ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatanın bağımsızlığı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı uğruna hayatlarını ortaya koyan şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Hakları ve yaşadıkları sorunlar için mücadelelerini sürdüren gazilerimizin sesine de kulak verelim. Daha hayatlarının baharında vatanları uğruna kollarını, bacaklarını, gözlerini, sağlıklarını feda eden gazilerimize sahip çıkmak hiçbirimiz için bir lütuf değil; onlara olan borcumuzdur.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

 

Okur görüşleri
4 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster4 yorum
Aydeniz ArdoğanCevap verBildir

Kalemine sağlık,rahmetli(demeye dilim varmıyor ama!)babanın bıraktığı yerden devam etmen biz baba dostlarını da mutlu ediyor.

Mustafa KemalCevap verBildir

Sağolun efendim. Vatanını seven işini iyi yapandır.

HaydarB.Cevap verBildir

Kalemine sağlık kardeşim, yazılarını zevkle okuyorum. Zafer Bayramımızı bu yıl daha coşkuyla ve gururla kutlama temennisi ile...

DoğanCevap verBildir

Yazılarınızı uzun süredir okuyorum.<br>
Ama bu kadar duygulandığımı anımsamıyorum. Vatanseverliğin ve milliyetçiliğin özetini çok güzel dile getirmişsiniz. Elinize sağlık. Sevgyle kucaklıyorum kardeşim