Ana içeriğe geç
Mustafa Kemal Uysal
Mustafa Kemal UysalKöşe Yazarı

MARMARİS’İN SİVRİSİNEKLERİ – 7

MARMARİS’E HOŞ GELDİNİZ.

MARMARİS’E HOŞ GELDİNİZ. ACELE ETMEYİN. SAKİN SÜRÜN.
Sevgili Marmarisli dostlar,
Geçen hafta Marmaris’in trafik ve otopark sorununu konuşurken yazıyı bir soruyla bitirmiştik:
Bu kadar aracın hepsinin şehir merkezine girmesi gerçekten gerekiyor mu?
Bu hafta biraz da bu sorunun cevabını arayalım.
Başka bir deyişle, insanların otomobillerini gidecekleri her yere götürmek zorunda kalmayacakları bir ulaşım düzeni kurabilir miyiz?
Göçebe bir gelenekten geldiğimizden midir bilinmez, bizim insanımız arabasını gittiği her yere götürmeyi pek seviyor. Aracımız bizi elbette gideceğimiz yere kadar götürsün istiyoruz. Ne var ki mevcut sistemler tıkandıkça, aracın bizi taşımasından çok bizim aracın yükünü çektiğimiz bir düzeni kanıksamaya başlıyoruz. Bu yüzden tatilimiz de zehir oluyor.
Şimdi müsaadenizle sizinle yaklaşık 120 bin nüfuslu ama yılda milyonlarca ziyaretçi ağırlayan bir kenti, Brugge’ü inceleyelim. Şehrin tarihi merkezine ve dar sokaklarına araç girişi pek mümkün görünmüyor. Buna karşılık şehrin kenarlarındaki otoparklarda yeterli park yeri mevcut. Belçika’nın bu tarihi şehrine otomobille gelen ziyaretçi, aracını merkezin çevresindeki otoparklarda bırakıp yoluna yürüyerek, bisikletle veya toplu taşımayla devam edebiliyor.
Brugge’ün ulaşım anlayışının temelinde STOP adını verdikleri bir öncelik sıralaması var:
S – Stappers: Yürüyenler.
T – Trappers: Bisiklete binenler.
O – Openbaar vervoer: Toplu taşıma.
P – Personenwagens: Özel otomobiller.
Bu sıralama aslında ulaşımda önceliğin kimde olduğunu açıkça gösteriyor. Özel otomobiliyle ulaşımı tercih eden kişi sistemin en önünde değil, en arkasında olduğunu biliyor. Böylece sistem, şehri otomobile göre biçimlendirmek yerine otomobil dahil bütün ulaşım biçimlerini şehre uydurmaya çalışıyor.
Brugge’ün nüfusu ile Marmaris’inki birbirine yakın ama Marmaris elbette Brugge değil. Bizim coğrafyamız, iklimimiz ve ihtiyaçlarımız farklı. Buna karşılık Brugge sistemi, kronikleşen ulaşım ve park sorunumuzu çözmede Marmaris’e özgü bir ulaşım modeli geliştirmek için bize fikir verebilir.
Marmaris zaten yürünebilir bir şehir. Geçen hafta sözünü ettiğimiz 2018 Ulaşım Ana Planı’nda günlük yolculukların yaklaşık üçte birinin yürüyerek yapılması bunun en güzel göstergesi. O halde şehrin uygun girişlerinde ve çeperlerinde yeterli ve makul fiyatlı otoparklar oluşturup aracını orada bırakan insanı merkeze sık çalışan küçük otobüslerle taşıyamaz mıyız? İsteyen yürür, isteyen bisiklete biner.
Burada makul fiyatlı sözünün altını özellikle çiziyorum. Geçen hafta günlük 1.000 liraya ulaşan park ücretlerinden söz ettik. Bir taraftan “arabanı merkeze getirme” deyip diğer taraftan aracını bırakacağı yere on günlük tatilinde 10 bin lira ödetirsek kurmaya çalıştığımız sistem daha baştan işlemez.
İnsanlara otomobili daha az kullanmalarını söylemeden önce otomobili kullanmamayı mümkün, rahat ve ekonomik hale getirmemiz gerekiyor.
Marmaris’in coğrafyası bu noktada hem sorunumuz hem de çözümümüz olabilir. Şehir merkezindeki kıymetli arsaları sürekli açık otoparklara dönüştürmek yerine merkezin etrafındaki yükseltilerin jeolojik olarak uygun bölümlerinde, büyük kısmı kaya içinde kalacak çok katlı otoparkların yapılabilirliği araştırılamaz mı?
Bu sadece bir fikir. Yapılabilirliğine elbette konunun uzmanları karar verecektir. Marmaris gibi alanı sınırlı bir şehirde alışılmış çözümlerin yanında yaratıcı fikirleri de tartışmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Trafik sorununa çözüm ararken sürekli karaya bakmak gibi bir alışkanlığımız var. Yol nereye genişler, kavşak nereye yapılır, otomobili nereye park ederiz?
Belki biraz da başımızı çevirip denize bakmamız gerekiyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin GEKA desteğiyle hazırlattığı Turizm Eksenli Sürdürülebilir Deniz Ulaşım Modeli fizibilite çalışmasında, turizm döneminde alternatif ulaşım sistemlerinin desteklenmesi gerektiği belirtiliyor; Muğla’nın kıyı yapısı dikkate alınarak denizyolu ulaşımı da bu alternatiflerden biri olarak ele alınıyor.
Marmaris–İçmeler–Turunç hattı geçmişte Büyükşehir Belediyesi’nin UKOME kararlarında yer almış; Marmaris ve İçmeler’de yolcu motorlarının kullanabileceği kıyı altyapısı da mevcut. Halen Merkez ve Siteler sahilindeki motorcu dostlarımız sezon boyunca turistleri denizden İçmeler ve Turunç’a taşıyıp geri getiriyor.
O halde şu soruyu sormamız gerekiyor:
İçmeler–Marmaris arasındaki karayolu yükünü deniz ulaşımı yoluyla azaltamaz mıyız?
Bu güzergahta sık, düzenli ve uygun fiyatlı bir deniz ulaşımı sağlansa kaç kişi otomobilini veya motosikletini evinde bırakır? Sistem toplu taşımayla bütünleştirilip günlük işe gidiş gelişlerde de kullanılabilir mi? Teknik ve ekonomik olarak uygunsa aynı model Turunç ve diğer kıyı yerleşimleri için geliştirilebilir mi?
Bunların cevabını bilmiyorum. Araştırmaya değer olduğunu düşünüyorum.
Dağlarla deniz arasına sıkışmış bir şehirde yollarımızı sürekli genişletemeyiz. Önümüzde ise üzerinde kavşak, trafik ışığı, korna ve park sorunu olmayan kilometrelerce doğal bir ulaşım alanı uzanıyor. Deniz zaten orada.
Bütün bunları yaparken bir başka meseleyi de unutmamak gerekiyor. Trafik yalnız yollar, araçlar ve otoparklardan ibaret değil. Bir de trafik kültürü var.
Özellikle büyük şehirlerin yoğun trafiğinden gelen bazı sürücülerin alışkanlıklarını Marmaris’e de taşıdığını görüyoruz. Acele, gereksiz korna, yakın takip, birkaç saniye kazanmak için yapılan manevralar, yayaya veya önündeki araca tahammülsüzlük... İnsanların sakinleşmek ve dinlenmek için geldiği bir sahil kasabasında bunlar daha da rahatsız edici hale geliyor.
Belki Marmaris’e giren sürücüyü yalnız hız sınırı tabelalarıyla karşılamamak gerekiyor. Şehrin girişinde sürücülere Marmaris’in nasıl bir yer olduğunu hatırlatan basit bir mesaj olabilir:
MARMARİS’E HOŞ GELDİNİZ.
ACELE ETMEYİN, SAKİN SÜRÜN.
İlk bakışta sıradan bir trafik ikazı gibi görünebilir. Oysa vermek istediğimiz mesaj bundan biraz daha fazlası. Marmaris’e giren insan yalnız başka bir belediyenin sınırına girmiyor; başka bir yaşam ritmine giriyor. Burada yürüyen insana, bisikletliye, motosikletliye ve önümüzdeki otomobile biraz daha tahammül edebiliriz. Kornaya daha az basabilir, birkaç saniye bekleyebiliriz. Marmaris’te yaşayan da tatile gelen de biraz yavaşlayabilmeli.
Sonuçta ulaşım dediğimiz şey yalnız otomobillerin hareketinden ibaret değil. Otopark, toplu taşıma, yaya, bisiklet, motosiklet, deniz ulaşımı ve sürüş kültürü aynı sistemin parçaları. Birini diğerinden bağımsız ele aldığımızda sorunu çözmek yerine bir sokaktan diğerine taşıyoruz.
Yaklaşık sekiz yıl önce Marmaris’in ulaşım fotoğrafını çekmişiz. Önce o fotoğrafı yeniden çekelim. Bugünün araç sayısını, park ihtiyacını, insanların nereden nereye ve nasıl hareket ettiğini ortaya koyalım. Sonra önümüzdeki on-yirmi yılın Marmaris’ini buna göre planlayalım.
Brugge’de işe yarayanı inceleyelim ama Brugge olmaya çalışmayalım. Tepelerimizin otopark için uygun olup olmadığını araştıralım; toplu taşımayı, bisikleti ve yürümeyi gerçekten tercih edilebilir hale getirelim; denizin ulaşım yükünün ne kadarını alabileceğini hesaplayalım. Bunların hiçbiri tek başına çözüm olmayabilir. Birlikte düşünüldüğünde ise Marmaris’in kendi ulaşım modelini ortaya çıkarabilir.
Bizim ihtiyacımız başka şehirlerin çözümlerini kopyalamak değil; deniziyle, dağlarıyla, dar şehir merkeziyle ve kendine özgü yaşam biçimiyle Marmaris’e uygun bir ulaşım düzeni kurmak.
Belki o zaman şehrin girişinde sürücüleri karşılayacak o basit cümlenin de gerçek bir anlamı olur:
“Marmaris’e hoş geldiniz. Acele etmeyin, sakin sürün.”
Zaten buraya gelenlerin çoğu biraz da bunun için gelmiyor mu?

Okur görüşleri
4 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster4 yorum
Vedat BayiskitCevap verBildir

Spor yazarımız var ,ekonomi yazarımız var,siyaset yazarlarımız var, turizm yazarımız var mı bilemiyorum ,işte o konuda boşluğu dolduracak bir kalem. Turizmin sorunlarını ve muhtemel çözümleri analitik bir bakışla gözler önüne seren yedi makalelik yazı dizisini alın Turizm Bakanlıgının bürokratlarına, yereldeki belediye ve kamu idaresinin uzantılarına okutun

Mehmet ERDELCevap verBildir

Ne güzel tespitler ve çözüm önerileri!! İnşallah Marmaris’in yetkilileri bunları dikkate alırlar. Bir başka seçenek de senin Marmaris’in yönetiminde yer alman olabilir. Neden olmasın?

OzanCevap verBildir

Kemal Bey’in trafikle alakalı son iki yazısını dikkatle okudum; kendisi çok önemli noktalara değinmiş, duyarlılığı için teşekkür ederim. Ailemle 3 senedir yaklaşık aynı tarihlerde Marmaris’te tatil yapıyorum. Trafikte “sıkışıklık” diyebileceğim bir sorunla karşılaşmadım fakat Kemal Bey’in de dediği gibi “bu arabaları nereye park edeceğiz?” Bu Marmaris için cevaplanması artık elzem bir soru haline gelmiş durumda, zira gerçekten park yeri bulmak neredeyse imkansız hale gelmiş durumda. Umarım Kemal

OğuzhanCevap verBildir

Çok bilgilendirici ve çözüm önerileri olan bir yazı. Eline sağlık