Ana içeriğe geç
Mustafa Kemal Uysal
Mustafa Kemal UysalKöşe Yazarı

MARMARİS’İN SİVRİSİNEKLERİ – 6 TRAFİKTE NEREYE GİDİYORUZ?

Sevgili Marmarisli dostlar, “Marmaris’in Sivrisinekleri”ne başlarken, küçük görünen ama bir araya geldiklerinde turizmimizi ciddi biçimde etkileyen…

Sevgili Marmarisli dostlar,

“Marmaris’in Sivrisinekleri”ne başlarken, küçük görünen ama bir araya geldiklerinde turizmimizi ciddi biçimde etkileyen sorunlarımızı konuşacağımızı söylemiştim. Havalimanından başladık; dil sorununu, turizmde yarattığımız sürtünmeleri, turistin kendisini kazıklanmış hissetmesini ve son olarak yaşadığımız çevreye karşı giderek kaybettiğimiz duyarlılığı konuştuk.

Şimdi sıra altıncı sivrisineğimizde: trafik ve otopark.

Aslında bu sivrisinek diğerlerine göre oldukça iri. Trafik sorunu yalnızca bir yerden bir yere geç ulaşmak ya da park yeri bulamamak anlamına gelmiyor. Trafik sıkıştıkça gürültü artıyor, hava kirleniyor, kornalar çalıyor, insanlar geriliyor. Yıl boyunca sakin bir sahil kasabasında tatil yapmanın hayalini kuran turistin o güzel hayali, kornaların çaldığı, motorların böğürdüğü, insanların birbirine bağırdığı bir keşmekeşin içinde kelimenin tam anlamıyla gümbürtüye gidiyor.

Hele sezonun kalabalık akşamlarında kordonumuza bir bakın. İnsanların deniz havası almak, yürümek, gün batımını seyretmek için çıktığı o güzelim sahil yolu; tekne gezilerinden dönen turistleri bekleyen minibüsler, taksiler, motosikletler ve park yeri arayan otomobillerle eski Harem Otogarı’ndan hallice bir koşuşturma merkezine dönüşüyor.

Bu yeni bir mesele değil. Son yıllarda Marmaris’in trafik ve otopark sorunuyla ilgili çıkan haberlere baktığınızda benzer başlıklarla tekrar tekrar karşılaşıyorsunuz: “Trafik çilesi”, “otopark sorunu”, “yer gök motosiklet”… Biri sezon ortasında, diğeri sezon bittikten sonra yazılmış. Yıllar geçiyor ama sorun değişmiyor. Trafik artık temmuz ve ağustos aylarının birkaç haftalık sıkıntısı olmaktan çıkmış, Marmaris’in günlük hayatının parçası haline gelmiş durumda.

Bu sorunla ilgili Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin 2018 yılında hazırladığı Ulaşım Ana Planı’na baktım. Oldukça kapsamlı bir çalışma yapılmış. Marmaris’te hanelerde anketler yapılmış, kavşaklarda araçlar sayılmış, yayalara ve sürücülere sorular sorulmuş, otoparkların durumu incelenmiş.

Ortaya çıkan rakamlardan biri özellikle dikkatimi çekti. O tarihte Marmaris’te günlük yolculukların yüzde 33’ü yürüyerek yapılırken, özel otomobil sürücüsü ve yolcusunun toplam payı yüzde 26, motosikletin payı yüzde 11, bisikletin payı ise yalnız yüzde 2’ymiş.

Yani Marmaris’te insanların çoğunluğu varacakları yerlere otomobille değil yürüyerek gitmeyi tercih ediyormuş.

Aslında şaşırtıcı değil. Çarşı, yat limanı, sahil ve alışveriş alanlarının önemli bir bölümü birbirine yürüme mesafesinde. Biz zaten yürümenin zevkli olduğu nadir şehirlerden biriyiz.

Ancak bu fotoğraf yaklaşık sekiz yıl öncesine ait. O günden bugüne Marmaris sokaklarında gözle görülür biçimde değişen bir şey var:

Motosiklet, motorlu bisiklet ve üç tekerlekliler

Marmaris özelinde aynı yılları kapsayan düzenli bir veri serisine ulaşamadım ama Muğla genelindeki rakamlar değişimin boyutunu gösteriyor. 2018 yılında il genelinde 157 bin 542 motosiklet kayıtlıyken 2024 sonunda bu sayı 287 bin 257’ye çıkmış. Altı yılda yaklaşık yüzde 82’lik bir artıştan söz ediyoruz. Üstelik motosiklet sayısı artık otomobil sayısını da geçmiş durumda.

Bu rakam Marmaris sokaklarında gördüğümüz değişimi de bir ölçüde açıklıyor. Otomobillerin yanına motosikletler, motorlu bisikletler ve giderek daha fazla gördüğümüz üç tekerlekli araçlar eklendi. Motosiklet bir taraftan dar bir şehirde ulaşımı kolaylaştırıyor; bunu kabul etmek gerekir. Ancak sayıları bu kadar hızlı arttığında parkından trafik güvenliğine, kaldırımların kullanımından gürültüye kadar başka sorunları da beraberinde getiriyor.

Üç tekerlekli araçlar ise ayrıca ele alınmalı. Bunların şehir trafiğindeki yeri artık karara bağlanmalı. Hangi yollarda kullanılacakları, nerelerde park edecekleri, hangi şartlara tabi olacakları belirlenmeli. Turistik veya eğlence amacıyla kullanılan araçlarla insanların günlük ulaşım ihtiyacını karşılayan araçlar gerekiyorsa birbirinden ayrılmalı. Dar bir şehir merkezinde ortaya çıkan her yeni araç türünü hiçbir düzenleme yapmadan aynı trafik sisteminin içine bırakmak mümkün değil.

Üstelik bütün bu araçların ortak bir derdi var.

Bir yere vardığınızda bu defa şu soruyu soruyorsunuz:

Arabayı nereye bırakacağız?

Bu yaz benim de karşıma çıktı. Marmaris’te konaklayan misafirler için otopark ararken günlük yaklaşık 1.000 liraya ulaşan park ücretleriyle karşılaştım. On günlüğüne Marmaris’e gelen bir aile için yalnız otomobilini park etmenin maliyeti 10 bin lirayı bulabiliyor.

Burada özel bir işletmenin ne kadar ücret talep etmesi gerektiğini tartışmıyorum. Benim baktığım yer yine turistin Marmaris’te yaşadığı toplam deneyim. Daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi bize gelen turist bize benzer. Bütçesindeki küçük değişiklikler kararlarını çok etkiler. Otomobilini on gün bırakma karşılığında 10 bin liraya ulaşan ayrı bir maliyetin sürtünme etkisi tahminimizden fazla olabilir. Daha önce bu köşede turizmde sürtünmeyi anlatırken tam da bundan söz etmiştim. Tek başına bakıldığında küçük görünen sıkıntılar üst üste geldiğinde tatilin tadını kaçırıyor.

Park ücretinin yüksekliği yalnız turistin cebini de ilgilendirmiyor. İnsan aracını makul bir ücretle bırakacak yer bulamazsa ücretsiz veya daha ucuz bir yer aramaya başlıyor. Bir sokaktan diğerine giriyor, dönüyor, tekrar geliyor. Bulduğu ilk boşluğa, bazen kaldırıma, bazen yol kenarına bırakıyor.

Böylece park sorunu trafik sorununu, trafik sorunu da park sorununu büyütüyor.

Karşımızdaki tabloyu artık daha net görebiliyoruz. Bir tarafta sayısı artan otomobiller, çok daha hızlı artan motosikletler ve yeni araç türleri var. Diğer tarafta denizle dağlar arasına sıkışmış, yolları ve park alanları sınırlı bir Marmaris. Yaz aylarında bunların üzerine yüz binlerce ziyaretçinin yarattığı hareketlilik ekleniyor.

Denizi geriye itemeyiz. Dağları da yerinden oynatamayız.

O halde yapılması gereken ilk iş bana göre yeni bir yol veya yeni bir otopark yapmak değil, Marmaris’in ulaşım fotoğrafını yeniden çekmek.

2018’de yapılmış. Bugün neden yeniden yapılmasın?

Marmaris’e yazın ve kışın günde kaç araç giriyor? Kaçı otomobil, kaçı motosiklet, kaçı üç tekerlekli? Merkezde gerçekte kaç park yerimiz var? Otoparkların doluluk oranları ve ücretleri ne? Armutalan’dan, Beldibi’nden, İçmeler’den merkeze her gün kaç kişi kendi aracıyla geliyor? İnsanlar neden toplu taşımayı, bisikleti veya yürümeyi tercih ediyor ya da etmiyor?

Bunları bilirsek ne kadar yeni otoparka ihtiyacımız olduğunu da, nerede otopark yapılması gerektiğini de daha sağlıklı tartışabiliriz.

Belki o zaman yıllardır sorduğumuz sorunun da eksik olduğunu fark ederiz.

“Bu arabaları nereye park edeceğiz?”

Bu elbette önemli bir soru.

Ama ondan önce cevaplamamız gereken başka bir soru var:

Bu kadar aracın hepsinin şehir merkezine girmesi gerçekten gerekiyor mu?

Haftaya biraz da bunu konuşalım.

Okur görüşleri
2 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster2 yorum
Mehmet BayırlıCevap verBildir

Yerel yönetimlere de ipucu, istikamet verici çok güzel yazılar yazıyorsunuz.Marmariste ikamet etmiyorum ancak bir Bodrumlu olarak bu tesbitlerinize benzer bir çok sorundan Bodrum'da bende müzdaribim, rahatsızım, kısaca yaşayan herkes rahatsız.Çok sık geldiğim ve ailece zaman geçirdiğim Marmaris'imizin sorunlarını gündeme getirdiğiniz için elinize, emeğinize sağlık.Temennim daha yaşanabilir , refah içerisinde olan, mutlu Marmaris'liler görmek olsun.

Mustafa KemalCevap verBildir

Teşekkürler, güzel dilekleriniz için... Ben şehir planlamasından anlamam ama gözlem yeteneğime güvenirim. Umarım bu gözlem ve önerilerin katkısı olur.

Can KarabulutCevap verBildir

Avrupa’da bazı şehirlerde olduğu gibi saatler ve günler belirlenerek şehir vergisi alınmalı. Marmaris’te yaşayanlar için bile bedava olmayacak şekilde bir kayıt sistemi geliştirilerek süreli sticker-ön cama yapıştırılan- bir park izin prosedürü belirlenip uygulanmalı. Roma’da veya turistik cazibe merkezi olan ve artan trafiği kaldırmayan başka her Avrupa şehrinde olan uygulamaları adapte etmeliyiz. Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok! Sevgiler

Mustafa KemalCevap verBildir

Yapma abi. Zaten her turistik eylemimizden yüzde yirmi kdv veriyoruz. Ama dünyadaki emsallerin neler yaptığından yazımın ikinci faslında haftaya bahsedeceğim.